Bir günlük başkaldırı

Avrupa’nın en zengin ve büyük futbol kulüplerinin kurdukları “Süper Lig” 24 saat içinde çöktü.

Fenerbahçe’nin efsane başkanı ve futbolun “bir bileni” Ali Şen’e sordum:

“Başkan, ben bütün izahlara rağmen şu iki şeyi anlayabilmiş değilim.

1- Bitcoin.

2- Dün kurulan, bugün çöken Süper Lig...

Hadi birincisini geç...

İkincisi Süper Lig neyin nesiydi, çökmeseydi nasıl işleyecekti? ”

Ali Şen anında cevap verdi:

“Birincisini geçmeyelim.

Bitcoin’i iki kelimeyle açıklarım.

‘Tekno Kastelli...’ (*)

İkincisine gelince...

Danimarka’da bir kitap yayımlanmıştı.

‘Futbol topunun içi boştur. Sadece hava...’

Bunların Süper Lig’inin içi de boştu.

İngiliz Futbol Federasyonu’nun ilk tekmesinde patladı...”

Bir günlük başkaldırı

FUTBOLUN TAPINAKLARI

Futbol için ilginç söylemler vardır.

Örneğin...

Dünya futbolunu yöneten FIFA ve Avrupa futbolunu yöneten UEFA için “futbolun tapınakları” denir.

10 milyar euro’ya yakın paraya hükmeden FIFA ve onun Avrupa’daki bileşeni UEFA iki zirvedir.

Eduardo Galeano’nun “futbolun İncil’i” denebilecek kitabından bir söylem. (**)

“Ateisti olmayan tek din...”

Gerçekten zengin-fakir, yaşlı-genç-çocuk, kadın-erkek, siyah-beyaz-sarı renkten olanların tümüyle ortak inancı, tutkusudur futbol.

İngiltere’de başlamıştı.

Aristokratlar için futbol “gençlerin taşkınlıklarını dizginleyip, disiplini öğrendikleri, zekâlarını keskinleştirdikleri” bir araçtı.

Emekçilerin ise uzun çalışma saatleri nedeniyle böyle bir ihtiyaçları yoktu.

Zamanla endüstriyel kapitalizmin ana yurdunda “futbolun, yoksulları da oyalayarak, zihinleri grev ve diğer kötü fikirlerden (!) uzak tuttuğu” keşfedildi.

TOPLA DANS

1863 yılında Londra’da 12 takımlı bir centilmenlik anlaşmasıyla ilk futbol ligi kuruldu.

Cambridge Üniversitesi’nin belirlediği kurallar kabul edildi.

Aslında oyuncu sayısı, saha boyutu, kale ve süre hakkında kurallar yoktu ama daha o tarihte bile rakibin arkasında kalarak gol atmak yasaktı; “ofsayt” vardı.

Aradan 8 yıl geçti, futbolda ilk kez kaleciler oyunda görüldü.

Hakem ise 1 yıl sonra, 1872’de...

Aynı yıl Westminster gazetesi bir maçta “kalenin önünün mezbahaya dönüştüğünü” yazdı.

“Ölen futbolcuların listesini” yayımladı.

Ve böylece “penaltı” kuralı kondu. Elle taç atmaya 1882’de geçildi. 1890’da kalelere ağ gerildi.

Ve... 1904’te FIFA kuruldu.

İngiliz imparatorluğunun ihracat “ürünlerinden biri” olarak futbol artık dünyaya yayılmıştı.

Zamanla futbol “tango” gibi varoşlarda da gelişti.

“Topla dans” dünyayı sardı.

TOP VE İNSAN HAKLARI

Latin Amerika’da futbol “zencilerin, melezlerin, beyazlarla eşit şartları paylaştığı ilk ve tek ortamdı.”

Yıl 1916... İlk Güney Amerika şampiyonasında Şili’yi 4-0 yenen Uruguay Milli Takımı’nda iki zenci futbolcu oynamıştı.

Isabelino Gradin ve Juan Delgado...

Gradin iki de gol atmıştı.

Şili “Zenci futbolcu oynattılar” diye “maçın iptalini” istemişti.

“O iki siyah futbolcu köle kökenlidir” gerekçesiyle...

Daha dehşet verici anılar da var.

1934’te Macaristan Milli Takımı’yla Avrupa Şampiyonluğu finalini oynayacak olan İtalya Milli Takımı’na dönemin faşist diktatörü Mussolini dört kelimelik bir telgraf göndermişti: “Ya galibiyet, ya ölüm...”

Neyse ki İtalyanlar kazandı ve futbolcular askeri üniformalarla Duce Mussolini’yi ziyaret ettiler.

Bir hazin örnek daha...

Yıl 1994... Kolombiyalı Escobar kendi kalesine gol attıktan sonra ülkesine döndüğünde “infaz edildi.”

Bir de “kibir” örneği...

İngilizler Dünya Kupalarına burun kıvırıyorlardı. Diğer ülkelerin futbolunu küçümser, katılmaya değer bulmazlardı.

İngiltere, ilk kez 1950 Dünya Kupası’na katıldı.

Bir de entelektüel yaklaşım...

Büyük yazar Albert Camus futbol hastasıydı ve oynuyordu da.

1930’da Cezayir Milli Takımı’nın kalecisiydi.

Neden kalecilik?

Çünkü... Camus yoksuldu ve kalede ayakkabı daha az eskiyordu!

...................

Futbol, Latin Amerika’da bol gollü oynanır. Avrupa’da ise savunmaya öncelik verilir.

Yarım yüzyılda “beraberlikle biten maç sayısı bu yüzden iki misli artmıştı.”

Bunun üzerine beraberlik sayısını azaltmak amacıyla 1994’te “galibiyetlere iki yerine üç puan verildi.”

....................

Futbol notları daha pek çok.

Yazmakla bitmez.

.......................

(*) Merhum Kastelli ünlü bir bankerdi. Ancak sattığı kâğıtlar ilgili banka tarafından karşılıksız hale getirilince batmıştı.

(**) Gölgede ve Güneşte Futbol.

FIFA’nın sicili

İsviçre’deki Süper Lig girişimini çökerten FIFA’ya ve UEFA’ya gelince...

Vatikan skandalları gibi FIFA skandalları da bu asırlık kuruma güven ve saygıyı yaralamıştır.

FIFA Başkanı Gianni Infantino hakkında geçen temmuz ayında İsveç Federal

Başsavcılığı “rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla soruşturma başlattı.”

Infantino gene -hakkında yolsuzluk iddiaları yüzünden istifa etmek zorunda kalan- Sepp Blatter’in yerine 2016’da FIFA Başkanı seçilmişti.

Seçim sonrası yaptığı açıklamada “FIFA’nın imajını ve saygınlığını geri getireceğiz ve dünyadaki herkes bizi alkışlayacak” demişti. Ama o da selefi Blatter gibi çıktı.

Bir günlük başkaldırı

..................

Dünyanın en iyi futbolcularında Michel Platini UEFA Başkanı’ydı.

“Blatter tarafından 2011’de Platini’ye 2 milyon İsviçre frangı ödendiği” ortaya çıktı.

Bu ödemenin yasal bir dayanağı yoktu.

İkisine de 8’er yıllık kırmızı kartlar gösterildi.

Katar’da ve Rusya’da dünya şampiyonluk maçlarının oynanması için FIFA’nın başkan ve yönetim kurulu üyelerine “büyük rüşvetler verildiği” iddiasıyla da soruşturmalar açıldı.

................

Yani...

Futbolun yönetildiği FIFA’da ve her kıtadaki futbol konfederasyonlarında “pis kokular” yıllardır yayılmakta.

“Böyle süremez” ama değişiklik de böyle “bir günde çökecek” girişimlerle olmaz.