Bodrum mektubu

Sayfaya Bodrum’un Bitez Yalısı’ndan az önce çektiğim fotoğrafı koydum.

Temmuz ayından beri buraya kapandım.

Güzelim sahil bomboş.

Gök masmavi...

Sıcaklık 27 derece...

Adeta bir yaz günü.

Fakat denizde bir kişi bile yok.

...................

Bitez, Bodrum merkezden 10-15 dakikadır.

Gereğince yakın, yeterince uzak...

Doğrusu bu manzara benim için sevindirici.

Demek 17 günlük kapanma nedeniyle Bodrum’a akın edenler “Sorumlu ve bilinçli davranıyorlar” diye düşündüm.

Ama...

Gene de içimden bir ses “Çok iyimser olma, bakalım diğer yerler nasıl?” diye beni dürttü.

ZOOM MODASI

Bodrum Yarımadası’nın farklı coğrafyalarındaki arkadaşlarımla bir “zoom” yaptık.

Ne yazık ki durum hiç de parlak değil.

Merkezden uzaklaştıkça sokaklar, caddeler ve sahil hafta sonları Bağdat Caddesi, Nişantaşı, Bebek nasılsa, işte öyle gibi...

Denize girenler de az değil.

Bu daha ilk gün.

Yani gelenlerin yol yorgunluğu var, yasaklar nedeniyle çekingenlik henüz taze.

Ancak...

Şu manzaralar bile yarınlar için yeterince fikir veriyor.

Korkarım İstanbul’un insan manzaralarını burada da görebiliriz.

BÜYÜKŞEHİR BODRUM

150 bin nüfuslu Bodrum şimdiden 700 bin nüfuslu oldu.

Belediye Başkanı Ahmet Aras “S.O.S” alarmı veriyor.

“Bodrum’un altyapısının bu kadar insan için yeterli olmadığını... Hastanelerde toplam yatak sayısının ancak 300, yoğun bakım ünitelerinin 30 kişilik olduğunu... Su sıkıntısı yaşanabileceğini” açıkça söylüyor.

Bodrum şu haliyle gerek kapladığı alan, gerek nüfusuyla bir Büyükşehir.

Ama...

Büyükşehrin gerektirdiği kurumlara, mali kaynaklara, imkanlara, yasal olanaklara sahip değil.

Bir sıkıntı da bu.

...................

Gene de her şeye rağmen...

Doğa harikası Bodrum hâlâ çekici.

Ne yazık ki “tükenmişlik sendromunun” işaretlerini vererek...

BARDAĞIN DOLU YARISI

Yukarıda “bardağın boş yarısını” anlattım.

Bir de “dolu yarısını” görelim.

Şöyle ki:

Göçenlerin çoğu buradaki yazlık evlerine geldiler.

Onların da çoğunlukla “kendilerini korumak, temiz havada kafa dinlemek istediklerini” düşünüyorum.

Belki de önümüzdeki günlerde ortalık sakinleşir.

Yani...

Bir ihtimal de ilk günlerin “yerleşmek, ihtiyaçları gidermek” telaşıyla, koşuşturmasıyla, sahil özlemiyle görülen hareketliliği önümüzdeki günlerde yerini sakinliğe, sessizliğe, tenhalaşmaya bırakır.

TÜM SAHİLLER

Sadece Bodrum değil.

Urla, Çeşme, Alaçatı, Kuşadası, Marmaris, Göcek, Fethiye, Antalya’ya kadar bütün sahil bu 17 günlük kapanma için büyük göçten nasibini almış.

Ayrıca...

Anadolu’ya da akın oldu.

Otobüslerdeki o “omuz omuza seyahatlerin” Kovid-19 ve mutasyonları için nasıl da “bulaş riski oluşturduğunu” bir düşünün...

..................

Acaba...

“Önce şehirlerarası seyahatlere -zorunlu nedenler dışında- yasak getirilerek mi” bu 17 günlük kapanma kararı açıklansaydı?

Bodrum mektubu

Bitez sahili boş ama ya Bodrum’un diğer sahilleri!

ALKOL SATIŞ YASAĞI 

17 günlük kapanmayla birlikte en çok tartışılan konu “alkol satışına yasak...”

Ancak...

Dün satışlar devam ediyordu.

Hem Türkiye Tekel Bayileri Platform Başkanı Özgür Aybaş hem de TESK (Türkiye Esnaf ve Sanat Konfederasyonu) Başkanı Bendevi Palandöken “Yasak yok” açıklaması yaptılar.

“İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgede de alkolle ilgili herhangi bir yasak ifadesi olmadığını ve alkol satışına devam edileceğini” bildirdiler.

Milliyet muhabirlerinin dün İstanbul’un farklı semtlerinde yaptıkları incelemelere göre “Tekel bayilerinde ve ruhsat sahibi zincir marketlerde alkollü içecek satışları devam ediyordu.”

Satıcı marketlere ve bayilere ne bir yasak yazısı gelmiş, ne de serbest olduğuna dair bir yazı... (İçişleri Bakanlığı’nın alkol yasağını yeni bir genelgeyle açıklaması ihtimali konuşulmaktaydı.)

Bodrum mektubu

Dönemin “içki yasağını” yansıtan karikatürlerden biri.

YASAK HATIRALARI

Ertuğrul Özkök Hürriyet’te “alkol yasağı” için bazı deneyimlere işaret etmişti.

Yasağın “kaçakçılığı ve merdiven altı imalatı tahrik etme” tehlikesini yazmıştı.

“Merdiven altı içki imalatıyla can kayıplarına” dikkati çekmişti.

Ve...

“Devletin vergi geliri kayıplarına” da...

AMERİKA’DA ALKOL YASAĞI

Amerika’nın Tennessee Eyaleti’nde ülkenin iddialı bir viski markasının davetlisiydim.

Adını vermiyorum, reklam olmasın...

Bu markanın çeşitli ürünleri var.

Biri de “7” rakamıyla ün yapmış.

Neden?

Anlatayım...

 Büyük ekonomik bunalım yılları...

Amerika’da alkollü içki yasağı var...

Gangsterler içki kaçakçılığı yaparak müthiş paralar götürüyor.

Bu arada Tennessee’den sözünü ettiğim viskiden “bir yük vagonu dolusu şişe” içki yasağı olmayan Kanada’ya gönderilmek üzere trene yüklenir.

Ancak...

Yolda gangsterler treni durdurur.

Yük vagonu dolusu binlerce şişe viskiyi kamyonlara taşır ve toz olurlar.

Günlerce gazete manşetlerinde “7 numaralı vagon soygunu” manşetleri yer alır.

Bu 7 rakamı öylesine hafızalara kazınır ki Tennessee’deki ürünlerden birinin etiketine yazılır.

Hâlâ da öyle anılıyor.

Bodrum mektubu

Yıl 2003... Tennessee’deki viski imalatçısının heykeliyle bir anı karesi.

....................

Alkollü içki yasağı gangsterleri semirtmiş, kaçak merdiven altı imalatlarla sağlığa zarar vermiş.

Amerikan hazinesinin büyük vergi kaybına neden olmuş... Sonunda yasak kaldırılmıştır.