Büyük resimde 3-3

Pazartesi akşamı Vehbi Koç Ödülü gecesi vardı.

Merhum Vehbi Bey sevgi ve saygıyla anıldı.

Giriş öncesi yakalarımıza üzerinde “Üstümüze vazife” yazılı birer rozet takıldı.

Bu her yıl verilen ödülle ifade edilen “yılın en iyisini seçmek ve değerlendirmek” geleneğinin ifadesi.

“İyileri” bulmak, seçmek, değerini bilmek, değerini anlatmak hepimizin “üzerine vazife” olmalı.

“Durup dururken başımıza iş çıkarma...”

“Üstüne vazife mi, sana ne?..” türünden “aman, karışmayalım, karıştırmayalım” gibi “görme, duyma, söylemeyi” oynayan “üç maymun” olmak... Etliye sütlüye karışmamak.

Dilimize girmiş, dokularımıza sokuşturulmuş bigânelik psikolojisinin tersine bir tavırdır “üstümüze vazife” tavrını koyabilmek.

Vehbi Koç Ödülü her yıl bu pozitif sosyal sorumluluk tavrının vurgulanışıdır.

Koç topluluğunun bir diğer yerleşik özelliği “Ne yaparsa iyi yapar” inancıdır.

Vehbi Koç 100 yıla yakın “Koç topluluğuna” bu disiplini aşılamıştır.

........................

Ödül gecesiyle örtüşen bir diğer etkinlik “Beşiktaş - Fenerbahçe” derbisiydi.

Vehbi Koç Ödül Töreni’ne Beşiktaş Başkanı Fikret Orman da gelmişti.

Vehbi Bey’in torunu Ali Koç Fenerbahçe Başkanı ama oğlu Rahmi Koç sağlam Beşiktaşlıdır.

Ali Koç başkan olduktan sonra Fenerbahçe tarihinin en dramatik düşüşüne geçti.

Ligin tehlikeli bölgesinde dolaştı.

Oysa...

Koç topluluğu imajıyla örtüşen “Ne yaparsa iyi yapar” inancı nedeniyle Ali Koç’tan beklentiler çok büyüktü.

Ben de bu köşede bir “GS Divan Heyeti Üyesi” olmama karşın FB’nin durumu için üzüntümü yazmıştım.

“Beter olsunlar” diyenlerden değilim.

Ali Koç’u çocukluk yıllarından bilirim.

Damardan Fenerbahçeli, çok iyi eğitim almış, düzgün, tertemiz, yürekli, yetenekli, iş hayatında da pırıltılı bu genç adamın Türkiye’nin 3 büyük kulübünden birine başkan olmasını alkışlamıştım.

Başarılı olmasını içtenlikle diliyordum.

Ayrıca...

Kişisel dostu olmak şansını yaşadığım merhum Vehbi Bey’in, 100 yıla yaklaşan uzun süreçte inşa ettiği “Koç yaparsa iyi yapar” inancının ve imajının yıpranma ihtimalinden kaygılıydım.

“FB’nin olası başarısızlık grafiği çizmesi” halinde iki ayrı dünya olmasına rağmen acaba böyle bir tehlike var mıydı?

Ne yazık ki FB çok zor bir süreç geçiriyor.

Bu kötü haber.

İyi haber ise... Toplum spor dünyasıyla iş dünyasının çok ayrı olduğunun bilincini gösterdi.

...........................

BJK-FB derbisi işte çizdiğim bu çerçeve içinde oynandı.

İlk devredeki BJK: 3-FB: 0 skoru bir “kara delik” gibiydi...

Ama...

Neyse ki...

İkinci devre FB müthiş bir dönüş yaptı.

Deplasmanda olmasına ve skor levhasındaki “3-0”a rağmen art arda gollerle beraberliği yakaladı.

Son dakikalarda iki tarafın da birer şutu direkten döndü.

İkisi de galip gelebilirdi.

Bunların futbol analizine girmiyorum.

Sadece yeşil sahanın dışındaki büyük resmi çizmeye çalıştım.

Yoksa merhum babamın da spor yaptığı, baba semti Beşiktaş’a ayrı bir duygusal bağım olduğunu da belirteyim.

...........................

Son söz...

Sonuç.

Bizim Galatasaray’a yaradı.