Darbe... Hadi canım sen de!

Türkiye’deki bütün darbelere tanık oldum.

Sadece 27 Mayıs 1960 ihtilalinde gazeteci değildim.

57 yıllık meslek yaşamımda diğer bütün darbeleri ise gazeteci olarak izledim.

Sonuncusu 15 Temmuz FETÖ darbe girişimini de elbette.

O gece Milliyet henüz girişimin sonucu belli değilken karşı tavır koymuştu.

Ben de gazeteye gelerek açık tavır almıştım.

Birinci sayfadan verilen yazımın başlığı “Demokrasi ilelebet payidar” idi.

Yani...

Kenarda sessizce bekleyip, sonuca göre yazılmış bir yazı değildi.

....................

Şimdi gene “darbe” söylentileri havada uçuşuyor.

Gazetelerde, ekranlarda, polemiklerde “darbe” tartışması.

Bu “netameli” kelimenin yeniden gündeme düşmesinin nedeni Rand Corporation adlı Amerikan düşünce kuruluşunun “Türkiye’nin Milliyetçi Yönelişi” başlıklı son Türkiye raporu.

Raporda “ABD dostu bir siyasi muhalefet ile çalışılması” ve “NATO’cu askerlerle iletişim kurulması” mesajları yer almakta.

“TSK’daki ‘orta kademe askerlerin’ ordudaki tasfiyelerden rahatsızlığının” anlatılması üzerine değerlendirmeler yapılmakta.

“Yeni bir darbe” kehanetleri devreye sokulmakta.

....................

Önce...

Bu tür değerlendirmeler, yorumlar için “Kerameti kendinden menkul şeyhlerin kehanetleridir” görüşündeyim.

Analitik yaklaşımla...

FETÖ’cü subayların TSK’da kendilerini hâlâ gizleyebildiği ve varlıklarını sürdürebildiği düşünülse bile artık böyle bir kalkışımda bulunabilecek güçlerinin, örgütlenmenin, etkin planlama ve iletişimin içinde bulunmaları mümkün görünmüyor.

Durumları için “tam siper konumu” tanımı yapılabilir.

Başka tarikatlara mensup sızmalar olduğundan söz edilmekte ama -böyle bir azınlığın var olabileceğini bir an için kabul etsek bile- onların da çok genç kuşaklar oldukları, darbe gibi büyük bir organizasyonu kurmaları ihtimal dışı.

“NATO’cu subaylar” tanımının artık kapsamı ve içeriği neredeyse boşalmış denebilir.

Atatürk milliyetçisi subaylar TSK’nın köküne, özüne, gövdesine uyumludur.

TSK’da büyük çoğunluğun bu yapıda olduğu açık ve nettir.

Ancak...

Onlar da Rand Corporation’un satır aralarında gizli “kullanılabilir malzeme” değillerdir.

Anayasa ve yasalarla tanınmış görevlerini meşruiyet kuralları içinde özenle ve en iyi şekilde yerine getirmekteler.

Hem içeride hem dışarıda.

....................

Türkiye dış politikada zorlu bir süreçte...

Çok cephede görev almakta.

Kuzey Irak’ta, Kuzey Suriye’de, Kuzeybatı Suriye’de, Libya’da...

Her hamlesi iyi planlanmış, çok başarılı operasyonlara imza atıyorlar.

Sınırların içinde de güvenlik sağlıyorlar.

Önümüzdeki günlerde belki daha da zorlu görevler için sahada aktif çatışmanın içinde olacaklar.

“Darbe” söylentilerini, zehirli tohumlar gibi gündemin ortasına atmak TSK’da “fitne” amaçlıdır.

Ayrıca...

Türk milletiyle, milletin ordusunun arasına soğukluk ve güvensizlik esintileri üretmek de hedeflenmiş olabilir.

...................

Siyasetçisi, medyasıyla hepimize düşen görev Türkiye’nin elini zayıflatabilecek böyle oyunlara gelmemektir.

...................

Yazıya İsmet Paşa’nın söylemiyle noktayı koyayım.

“Hadi canım sen de!”