Demirel’i kaçıracaklarmış

Sabah gazetesi yazarı TV’deki tartışma programlarında da izlediğimiz Mahmut Övür çok ilginç bir yazı kaleme aldı.


“Bugün de faaliyette olan bir sol örgüt 9. Cumhurbaşkanı Demirel’i -Başbakanlık döneminde- kaçırıp yargılayacakmış.”

Demirel’i kaçıracaklarmış



Mahmut Övür bunu kimden dinlediğini de yazdı.

O örgütün ünlü ismi İrfan Uçar’dan.

Demirel’le iyi ilişkilerim vardı.

Fakat böyle bir şey hiç söylememişti.

Demirel’in çok yakın dostu Taylan Bilgen’e sordum.


Demirel’i kaçıracaklarmış


“Valla hiç işitmedim” dedi.

Bunun üzerine Demirel’in hayatını yazan, ona en yakın gazeteci Hulusi
Turgut’la konuştum.

O da böyle bir şey duymamıştı.

ALDO MORO ÖRNEĞİ

İtalya Başbakanı Aldo Moro 1978’de Kızıl Tugaylar tarafından kaçırılıp onların mahkemesinde yargılanarak (!) öldürülmüştü.

Bu olayı inceleyen ve kitaplaştıran Sciascia önsözde şöyle yazmıştı:

“Tarihin gizem olmasına izin vermeyin…”

Belki tarihin bir sayfasını aydınlatabilir düşüncesiyle Mahmut Övür’ün iki gün üst üste bu konuyla ilgili yazdığı satırlardan bölümleri yansıtayım…

Çünkü…

Demirel’i kaçırmayı planlayanlar Aldo Moro’nun kaçırılmasından da esinlenmiş olabilirler.

……………….

Önceki gün sevgili Engin Ardıç, Demirel’e solun bakışıyla ilgili ilginç bir yazı yazdı. Demirel’in ilk iktidar dönemine atıf yaparak şöyle diyordu:

“O kadar salaktık ki, Demirel’in Amerika’ya kafa tuttuğunu, Nixon yönetiminin çok istediği ‘haşhaş ekimi yasağına’ asla uymadığını, Sovyetler Birliği’ne yanaşıp onlara demir-çelik sanayii kurdurmaya kalktığını bile göremedik.
(Ve Aliağa rafinerisini, G.C)

Menderes de Amerika’ya kafa tuttuğu için devrildi, Demirel de...”

(Ne ilginçtir ki kaçırıp 55 gün kendi deyimlerince “devrim hapishanesinde” tuttukları, yargıladıkları ve infaz ettikleri İtalya Başbakanı Aldo Moro’yu Kızıl Tugaylar da “kapitalist işbirlikçi” olarak suçlamışlardı.

Oysa…

Aldo Moro’nun cebinde Hıristiyan demokratlarla komünist partisinin bir koalisyon hükümeti kurması için bir kâğıt vardı. O kâğıtta hükümette yer alacak komünist parti milletvekillerinin isimleri de yer alıyordu.

Yani…

Kızıl Tugaylar da yanılmışlardı.

Mahmut Övür’ün satırlarıyla devam… G.C)

………………

İki yıl önceydi, cepten arayan kişi, “Ben İrfan Uçar...” deyince doğrusu şaşırdım ve bir an durdum, ses tonundan isim benzerliği olamayacağını düşünürken o devam etti:

“Yazılarınızı okuyorum, yakın bulduğum için aradım. Hem sohbet etmek hem de bir derdimi paylaşmak istedim.”

Sonra bir bahar günü İstanbul’a geldi. Kısa da olsa solu, sivilleşmeyi, madenciliği, termik santralleri, nükleer enerjiyi konuştuk.

Bir ara solun nasıl bir yanlışa sürüklendiğini anlatırken şu minvalde çarpıcı bir tespit yaptı:

“Bir şeylerin yanlış gittiğini, adam kaçırmaların, tehditlerin gençliği farklı bir yere götürdüğünü fark ettim ve arkadaşlarımı uyardım. Ama işe yaramadı.

Türkiye’de kafaların bilinçli bir biçimde karıştırıldığını gördüm.

O zaman Başbakan Demirel’in Amerikancı diye sol örgütlerce kaçırılıp öldürüleceğini öğrenince buna karşı çıktım ve deşifre ettim.

Sonra bu gerçekleri mahkemede de anlattım.”

Şaşırmıştım ve ilk kez duyuyordum.

68 kuşağından bir solcu, sağcı Demirel’e sahip çıkmış, “yerli” bir tavır almıştı.

Solun tarihini az çok okuyan biri olarak o güne kadar böyle bir bilgiye sahip değildim.

Sonra biraz araştırınca birkaç yerde benzer bilgilere rastladım.

MAO-NIXON GÖRÜŞMESİ

Solun simge isimlerinden İrfan Uçar’ın Demirel’i sahiplenmesine yol açan siyasi dönüşümünün iç ve dış birçok nedeni vardı…

Solun şiddetle buluşması, darbecilerle iş birliği, emperyalizmin oyununu görmemesi…

Ve solu şoke eden Mao ve Nixon görüşmesi...

İrfan Uçar, sol örgütün önde gelen militanlarındandı.

Yakalandığında gösterdiği direnç kendi kanadında onu önemsetmişti.

Ama…

Onun dönüm noktası 1972 yazı olmuş.

Demirel’i kaçıracaklarmış



………….

Laçiner’den bu dönüşümün anlatımı -özetle- şöyle…

Gazeteler, ABD Başkanı Nixon’ın Çin’e gidip Mao’yla bazı anlaşmaları imzalayacağını yazmış.

Müthiş bir sessizlik olmuş.

İrfan Uçar arkadaşlarının sessizliğini bozarak şu soruyu sormuş:

“Nasıl olur Mao’yla Nixon tokalaşırken Kuzey Vietnam’ı bombalayarak Amerikalılar yüzlerce insanı öldürüyor?”

Uçar bu açmazları ilk seslendiren
olsa da başka sol aktörler de vardı ama
hepsi aforoz edildi.

Ve…

Uçar elini yukarıdan aşağı ağır ağır indirerek “böyle” dedi fısıltıyla.

Acı dolu gözleriyle bir süre daha baktı bana, “Demek gerçek bu” dedi zor duyulur bir sesle.

Sonra birden fırlayıp gitti.

Gidiş o gidişti, galiba.

NÜKLEER MÜHENDİS

Uçar, yüreği bu topraklar için çarpan yurtsever bir insandı.

Aynı zamanda iyi bir nükleer mühendis ve başarılı bir uygulamacıydı.

Türkiye’nin termik santrallerinin verimli çalışması için çok çaba harcamış, yeni yöntemler bulmuş ve uygulamıştı.

Ancak ne gariptir ki iş hayatı da tıpkı solculuğu gibi hüzünlü bir biçimde bitecek ve ömrünün son yıllarını, başına gelenlerin nedenini anlamaya çalışarak geçirecekti.

Bu yılın mart ayında ölüm haberini aldığımda, hafızamda sadece içimi acıtan yüzündeki o derin hüzün vardı.

Keşke onun için bir şeyler yapabilseydim.

Yarın…

Aldo Moro’nun kaçırılması ve Gladyo kuşkusu.

Kapıdaki PKK’nın tırnakları

Geçtiğimiz ay PKK’nın 18 üst düzey yöneticisi etkisiz hale getirilmiş.

Murat Karayılan da bunu örgütün yayın organında açıklamış.

Öldürülenler arasında örgütün dış ilişkiler sorumlusu (!) “Navdar”  kod adlı Mikhail Özdemir…

Örgüt Sözcüsü (!) Serhat Varto…

KCK Yüksek Konsey Üyesi (!) “Mam Zeki” kod adlı İsmail Özden gibi isimler var.

Tepe yöneticisi Rıza Altun ise ağır yaralı olarak Süleymaniye’deki bir hastaneye kaldırılmış.

Sağ tarafının “paralize” olduğu haberleri uçuşuyor.

Çetin Çetiner Haber Türk’teki yazısında tam listeyi veriyor.

500’ÜN ALTINDA PKK’LI

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sınırın ötesindeki bu operasyonların yanı sıra aylardır teröre sıkı takip sonucu, “içeride PKK’lı sayısının ilk kez 500’ün altına indiğini” yazdı.

Sanırım şu günlerde bu sayı daha da azdır.

Güvenlik uzmanları hem Kuzey Irak’ta, hem Sincan’da hem Türkiye sınırlarında sıkışan ve en üst düzeyde yöneticilerini yitirmekte olan PKK’nın sahada güç yitirdiğine işaret ediyorlar.

Çetin Çetiner’in tahmini ise bu durumda PKK’nın ses getirecek nokta eylemlere kalkışacağı.

İşte yakın siyasi tarihimizde böyle bir büyük ses getirecek uygulamaya geçememiş tüyler ürperten nokta eylem planı…