Ferhan Şensoy’la sohbet

Kaybettiğimiz büyük sanatçı Ferhan Şensoy’un -sanıyorum- son röportajı...

Bodrum’daki evinde yapılmış.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yayımladığı İST dergisinin yaz sayısında çıkmış.

Söyleşiyi Tolga Akyıldız yapmış.

Yalıkavak’ın dağ köyü Geriş’teki evine pandemi nedeniyle “iltica” etmiş durumda.

Fotoğraflar ise o da sanatçı olan eşi Elif Durdu’nun seçimi.

Ferhan Şensoy’la sohbet

........

Sevgili Ferhan Şensoy’un lazer gibi keskin zekâsını yansıtan röportajdan satırlar sunuyorum...

Yazları 2 ay boyunca burada kalırdık.

Kışları da turne olmadığında hafta başları geliyorduk eşimle.

4 labradorumuz var.

2020 Mart’ında geldik Geriş’e.

Ulaştık 2021 Mart’ına.

Köpekler de bizden sıkıldı artık.

Benim için emeklilik provası gibi oldu.

‘Elif çok iyi bakıyor’

Sağlığım iyi, çünkü eşim Elif bana çok iyi bakıyor.

Ömrümü uzatıyor. (Kim derdi ki röportajdan birkaç ay sonra bu güzel adam dünyaya veda edecek!.. G.C)

........

Ferhan Şensoy’la sohbet

Tolga Akyıldız soruyor.

“Geçen yıl Dündeste’yi, önceki yılsa uzun süre sırasını bekleyen Gecedeste’yi yayınladınız.

Ve...

Bu yıl Derdeste geldi.

Üzerinde kitap var mı?”

Derdeste’nin devamı Ferdeste’yi tamamlamak üzereyim.

Onun ardından Çok Dikenli Güldeste gelecek.

(Ne yazık ki Çok Dikenli Güldeste hiç gelmeyecek... G.C)

‘Televizyonu açmayız’

Bir sürü kitap gönderen var.

Yazamayan ne kadar çok yazar, içinde edebiyat barındırmayan ne kadar çok kitap var!

Bunları okuyacak, değerlendirecek vaktim yok.

Bizim evde neredeyse televizyon hiç açılmaz.

Kendi yazdığım diziler dışında hayatımda hiç TV izlemedim.

Eskiden her gece haber izlerdim, bundan da sıkıldım.

Yaş ilerledikçe şarlatanlara tahammül de azalıyor!

Eski şarkıları dinliyorum; Edith Piaf’ları, Charles Aznavour’ları...

‘İnterflu’yum

İnternetle aram yok, “interflu”yum.

“E çizgi mail” adresim yok.

Ben Twitter filan kullanmıyorum.

Görüntülü arama, zoom, bilmem ne yapmıyorum. 40 kişi aynı anda konuşuyor, dediklerinden bir halt anlaşılmıyor.

“İş sektörünün” de diline hakim değilim, beni ilgilendirmiyor.

Fakirin dili “Ferhanca”.

Sosyal medya bana hiçbir şey ifade etmiyor.

‘Ferhan ‘şanslı’ demek’

Kendimi hep şanslı buldum; Ferhan “şanslı” demek zaten.

Tabii bunlar işin görünen kısmı!

Görünmeyen kısmında büyük mücadeleler, çok fazla emek, bolca sabır, gözyaşı, parasızlık var.

Bu yolda yürümek isteyenin gayretkeş olması gerekir.

Şimdiki gençlerde o gayreti göremiyorum; bir dizide oynayıp hemen meşhur olmak istiyorlar.

‘İsmim ölüm listelerinde’

Tolga Akyıldız “Türkiye’de mizah ve tiyatro yaparken neler zorladı sizi?” diye soruyor.

Neler zorlamadı ki!

Neyse ki zorlukları seven adamım.

Kolay yılmam.

Şan Tiyatrosu yangınını bilmeyen kalmamıştır.

“Muzır Müzikal benim yazdığım ve sahneye koyduğum oyundu.

Tiyatroya tehdit mektupları yağıyordu, oyunlarımız gericiler tarafından basılıyordu.

Yobaz gazeteler ismimi ölüm listelerinde yayınlıyorlardı.

Bir gece oyundan sonra yakıldı Şan Tiyatrosu, daha yangın söndürülmeden dönemin valisi “elektrik kontağı” diye açıklama yaptı.

Ferhan Şensoy’la sohbet

SES-1885’in fuayesi

Tolga Akyıldız, Ferhan Şensoy’un hassas alanına giriyor:

“Orta oyunculardan hem ustalar hem çıraklar geldi, geçti. Yakın geçmişte Levent Ünsal’dan sonra Rasim Öztekin’i de uğurladık. Bunu sormak benim için de zor ama sizin bu kayıplarla yüzleşme biçiminizi merak ediyorum.”

Yitirdiğimiz ustalarımızın, çıraklarımızın fotoğrafları SES-1885’in fuayesinde asılı.

Fuayeye çıktığımda selamlarım hepsini.

Tahir Alangu’nun bize kazandırdığı alışkanlık, ben her gün günlük tutarım.

Acılarımı şiir olarak nakşederim defterime.

‘Beyoğlu platomdu’

İstanbul, özellikle Beyoğlu çocukluğumun, gençliğimin çok güzel platosuydu.

Şimdi baktığımda bana o güzel yılları anımsatan hiçbir şey yok!

Anılarımın üzerinden dozerle geçildi.

Çocukluğum Galatasaray Lisesi’nde geçti.

Büyüdükçe Beyoğlu’nun barları, meyhaneleri, büyülü tiyatro salonları, sinema salonlarıyla tanıştım.

Tiyatro serüvenim; Küçük Sahne, SES-1885...

Beyoğlu benim için dünyadan ayrı, bambaşka bir evrendi.

Bu evrenin çöküşünü büyük hüzünle izledim.

Beyoğlu yaşanılası bir yer olmaktan çıktı; Geriş’e (Yalıkavak-Bodrum) iltica ettim.

‘Beyoğlu’na ayak basmamdan sonra...’

SES-1885’i korumak gibi bir görevim olmasa İstanbul’a, Beyoğlu’na ayak basmam!

Orta yolcu biri değilim; sanatta da gündelik hayatta da böyle bir tavrı kabul etmiyorum.

Sağ parti seçmeninden oy devşirmeye çalışan politikacıları çok gördük, bugüne dek başarılı olduklarına tanıklık etmedik.

Eğilip bükülme devrinde değiliz.

Türkiye’yi aydınlığa çıkarma gibi bir mesuliyetimiz var!

Belki o gün gelirse, Beyoğlu yine kültür sanat merkezi olur, ben de tekrar sokağa çıkarım.

.........

Bu son röportajında sevgili Ferhan Şensoy nasıl da geleceğe dönük söylemleri olmuş.

“SES-1885’i sürdürmek...

Yine kültür sanat merkezi olursa Beyoğlu’na dönmek.

Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak misyonu.

Yazacağı Ferdeste’yi yapmak ve yayınlamak...”

Hayat dolu, kocaman ve sımsıcak yürekli.

Aydın, büyük sanatçıya yürekten sevgi ve saygıyla...