Fildişi kulelerin sonu

Ünlü ve zengin Fransız şairi Alfred de Vigny’nin beyaz şatosunun adıydı “fildişi kule…”

Günlük hayattan uzaklaşıp o şatonun kulesine kapanarak sanat çalışmalarını yapardı.

Zamanla…

“İnsanlardan, günlük yaşamdan koparak fildişi kulesinde yaşamak”
gibi bir genel algı oluşmuştur.

“Sen fildişi kulende yaşa, tuzun kuru…”

Fildişi kulelerin sonu


………………

Öyle bir süreçteyiz ki artık dünyadaki hiçbir ülkenin ekonomisi, hiçbir kurum, birey “fildişi kulelerinde güven içinde” değil.

Dünyanın çivisi çıktı.

Bütün ezberler bozuldu.

Kimse ilerisini göremiyor.

Güzelim mavi gezegenimize Kovid-19’la birlikte bir sis perdesi indi.

Fildişi kulelerin sonu



PİYASANIN SİGORTASI

Türkiye ekonomisindeki bazı hareketlenmeleri de böyle okumak gerek.

Şu satılar yazılırken TL karşısında 7.31’i bile gören dolar 7.17’e inmişti.

8,65’e fırlamış olan euro ise 8.45’e gerilemişti.

Merkez Bankası’nın müdahale freni “tuttu” denebilir.

Gene de Türkiye ve Dünya’da manzara şöyle:

Dolar endeksi (Doların, Euro, Paund, İsviçre Frangı, İsveç Kronu ve Kanada Dolarından oluşan sepete karşı değeri)  Nisan ayında 103.05’ti.

Bugün 93.00 dolaylarında.

Kovid-19 pandemisi dünya para sistemini -genelde- darma duman etti.

Şöyle ki…

Aslında…

Dolar, yılbaşına kadar güçlü durumdaydı.

Çünkü…

Avrupa ekonomisi, ABD’ye göre geride kalmıştı.

Kovid-19 salgınından daha fazla etkilenmiş görünüyordu.

Ancak son iki aydır bu görüntü tersine döndü.

Kovid-19 Amerikan ekonomisini  fena vurdu.

HÜCUM

Ve…

Dolardan kaçış başladı.

Piyasalarda alımlar, Euro’ya ve altına yöneldi.

Evet…

“Altın” hala dolar ve euro’nun yanı sıra küresel rezerv değer…

Dünya, her karıştığında altına yatırım tavan yapıyor.

Pandemi öncesi 1600 Dolar/Ons değerinde olan altın artık 2.040 Dolar/Ons…

Nisan ayında altının gram fiyatı 375 TL’ydi, dün 480 dolaylarındaydı.

Müthiş bir artış…

Ancak Türkiye için ilginç olan şu ki dünyada dolar değer kaybederken, yatırımlar Euro ve altına yönelirken Türkiye’de TL karşısında doların da değeri, yükseliş yaptı.

NEDENLER

Eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez şöyle bir analiz yapmış.

Yansıtıyorum…

Her zaman önümüze gelen kritik soru şudur:

“Dolar, bütün paralara karşı değer kaybederken Türk Lirasına karşı niçin değer kazanıyor?”

Bunun temel nedenleri arasında birçok mesele var:

1 Türkiye, son 5-6 yıldır riskleri artan bir ekonomi. Bunu piyasalar bir şekilde kanıksamış bulunuyor. Ne var ki son dönemlerde sürekli yeni riskler ortaya çıktıkça endişeler artıyor. (Mahfi Eğilmez sanıyorum dış dolitikayla ilgili duyarlı gelişmelere gönderme yapıyor. G.C)

2 Merkez Bankası’nın rezervlerinde gerileme var. Bu da piyasalarca kanıksanmış bir durum.

Buna karşılık son dönemlerde swap hariç net rezervlerin ekside seyretmesi tereddütler yaratıyor. (Dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ayasofya’nın önünde yaptığı açıklamada Türkiye’nin dolar rezervinin “105 milyar dolar olduğunu” söyledi. G.C)

3 Kamu bankalarının kurları  düşük tutmak için döviz satarak açık pozisyona girmiş olmaları ilk iki riske göre çok daha yeni bir risk.
Ne var ki yeni olması tereddüt yaratmaması anlamına gelmiyor.

4 Bir süredir piyasada TL darlığı yaratılarak dövize talep düşük tutulmaya ve kurlar frenlenmeye çalışılıyordu.

Riskler artmaya başladıkça yatırım sahipleri ne pahasına olursa olsun TL satıp döviz almak isteyince bu hamle kurları yukarı itti. (Dün kurlardaki yükselmede
kırılma yaşandı. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha önceleri “dolar  10 lira olacak diyorlardı, bakın nerede” söylemiyle güvence  verdi. G.C)

………………

Bundan sonra ne olur?

Bunu öngörmek ne yazık ki mümkün değil.

ENSEYİ KARARTMAYALIM

Sanal basında  ne iddialar ne karamsar kehanetler uçuşmuyor ki!..

Oysa Türkiye neler atlattı.

Gecelik faizin yüzde 5 bine çıktığı günleri hatırlayın.

Ve…

Yüzde 125 enflasyonu…

O fırtınalardan kayalıklara bindirmeden selamete çıktık.

Bu rüzgârda da büyük yelkenleri indirip öndeki bir küçük fırtına yelkeniyle sakin koylara erişebiliriz.

Yeter ki serin kanlı olalım, provokasyonlara gelmeyelim, sağlam basalım, pusulamız şaşmasın.

Shakespeare’nin söylemiyle
“bu da geçer!..”

Çetin Altan’ın söylemiyle
“enseyi karartmayalım…”