Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in bazı nükteleri ve söylemleri bugünün siyaset jargonunda “vecize” gibi kullanılmakta.

Ancak…

Bir söylemi için -neredeyse- “dile getirilmiyor” denebilir.

Demirel bazı durumlarda “Olur da şık olmaz” derdi.

Bir sohbetimizde bana “bunu ilk kez merhum İhsan Sabri Çağlayangil’den duyduğunu” anlatmıştı.

Çağlayangil, bir bilge siyasetçiydi.

Demirel’in özellikle genç Başbakan olduğu yıllarda siyaseten olgunlaşmasına ciddi katkılar da bulunmuştu.

“Şık olmaz” uyarısına gelince.

Haberin Devamı

Demirel, 1960’lı yılların ortasında İsmet Paşa’ya karşı bir tavır koyacaktır.

Aslında siyaseten ve hukuken hiçbir sakıncası yoktur.

Ama…

Bu -olası- tavrı için yakın çevresiyle konuştuğunda Çağlayangil “Tavsiye etmem beyefendi” der.

Ve nedenini şöyle açıklar:

“Bunu yapabilirsiniz ama çiğ/ham olur. Şık olmaz…”

Demirel de bu uyarı üzerine vazgeçer.

Sonraki yıllarda da zaman zaman “Olur da şık olmaz” söylemini kullanırdı.

…………………

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’yi ziyaret etti.

Çıkışta kameraların önünde İnce, Kılıçdaroğlu’nu uğurlarken “Hoş geldiniz… Güle güle” dedi.

Ziyaretten daha çok bu söylem öne çıktı.

Bana da Demirel’in “Şık olmaz” söylemini hatırlattı.

………………..

Öte yandan, Kılıçdaroğlu’nun Muharrem İnce’yi CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklarken “Gel bakalım Muharrem” çağrısı da tartışmalarda hatırlatılıyor.

“İnce’nin rövanşı” diye yorumlayanlar var.

Doğrudur “Gel bakalım Muharrem” çağrısı da “şık” değildi.

Erdoğan’ın -o zamanlar da arasının pek iyi olduğu söylenemeyen- Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adaylığını açıklarken “Adayımız, kardeşim Abdullah Gül” sunumu bir Cumhurbaşkanı adayının açıklanması için gereken özeni yansıtmaktaydı.

Sonuç... Günün sonunda İnce “saygısızlık yapmadığı” mesajı verdi, ki cümleye “Ayağınıza sağlık” diye başlamıştı... CHP de “bir saygısızlık algısı olmadığını” açıkladı. “Arka kapı” diyaloğu sürüyor.

Halil İbrahim ve Köroğlu

Barış Manço Halil İbrahim Sofrası video klibinde içi boş tencereyi Sofra’dan “kaldırıyor.”

HALİL İBRAHİM SOFRASI

Haberin Devamı

Kılıçdaroğlu ve İnce görüşmesinin öne çıkardığı iki söylem daha var.

Kılıçdaroğlu’nun “Halil İbrahim soframızı genişletmek istiyoruz” ve İnce’nin “Köroğlu gibi dört biryana yumruk atıyoruz” mesajları…

Aslında bu mesajlarla adaylıklarının imajını çiziyorlar.

Birincisiyle başlayalım…

İbrahim Peygamber üç büyük semavi dinin “büyüğü” olarak sofrasını tüm konuklara açık tutardı.

Her üç dinden misafirin -hatta inanmayanların bile- buyur edildiği, herkesin “nasibine düşenle doyduğu” bir sofraydı onunki.

İsraftan kaçınılırdı, tevazu esastı.

Altına, gümüşe itibar yoktu.

Akla itibar vardı.

İçin boşsa sofrada yer alamazsın.

İçi boş tencerenin sofrada yeri olmadığı gibi…

Barış Manço’nun 1983 yılındaki albümünde “Halil İbrahim Sofrası” yer almıştır.

Halil İbrahim sofrasında olmaması gereken eşitsizlikler bu şarkıda vurgulanır.

Halil İbrahim ve Köroğlu
Köroğlu filmi 1968…

“Kimi daha fazlasının peşinde,

Kimi yokluk içinde.

Barış der her bir yanın altın, gümüş taş olsa,

Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa,

Sapa kulpa itibar etme dostum,

Haberin Devamı

İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok.”

…………………

Tarihte Thomas More “Ütopya”yı yazmıştır.

Kadın-erkek eşitliği, sosyal devlet kavramı vurgulanır.

Halk evlerinde güzel ve lezzetli yemekler sunulur.

Sofraya gelen her yemek dört kişiliktir.

İki yaşlının yanlarında iki genç yer alır.

Sohbet keyiflidir.

Gençleri seve seve dinlerler.

Akşam yemeklerinde her zaman müzik de vardır.

Yiyeceklerini ve içeceklerini topraktan ya da camdan güzel biçimli ama az değerli kaplara koyarlar.

Altın ve gümüşü ise ister halkevlerinde, ister özel evlerde olsun en bayağı işlerde kullanırlar.

Halil İbrahim Sofrasıyla Thomas More’un sofrası arasındaki benzerlik ilginçtir.

Halil İbrahim ve Köroğlu
Halil İbrahim Sofrası’nın bir illüstrasyonu…

KÖROĞLU VE İNCE

Muharrem İnce’nin kendini “Köroğlu’na benzetmesi” için de birkaç satır.

Köroğlu “yiğit, adaletli, inançla dolu” ideal bir profildir.

Köroğlu eski Türk destanlarındaki bir kahramanı yansıtır.

Köroğlu destanları Anadolu Türklüğünün yüreğinde yaşayan değerler ve inançların sembolüdür.

Yaşar Kemal’in ÜÇ ANADOLU EFSANESİ-Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik” kitabında işlenmiştir.

Özü şöyle…

Köroğlu’nun asıl adı Ruşen Ali’dir.

Babası Yusuf -çok iyi yetiştirilmiş binlerce ata sahip- Bolu beyinin baş seyisidir.

Bolu beyi Seyis’i Yusuf’u cins bir at bulması için görevlendirir.

Yusuf gerçekten çok güzel bir kısraktan doğan bir tay getirir.

Ancak Bolu beyi tayı beğenmez, “Bana bunu mu layık gördün!” diye öfke gösterir.

Yusuf’un gözlerini mil çektirerek kör eder.

Yusuf, tayı ve oğlunu alıp memleketten çıkar.

Ruşen Ali babasının tarif ettiği tarzda tayı karanlık bir ahırda besler.

Tay bir süre sonra öylesine gelişir, öylesine güzelleşir ki efsaneleşir.

Ayrıca tüylerinin arasına gizlediği kanatları oluşur.

Halil İbrahim ve Köroğlu

Küheylana dönüşür.

Bir gece Ruşen Ali’nin rüyasına Aras Irmağı girer.

Rüyada ırmağa, Bingöl’den inecek olan “üç sihirli köpük” mesajı vardır.

Yusuf, köpükleri içince tekrar görmeye başlayacak, gençleşecek ve Bolu beyinden intikamını alacaktır.

Fakat Ruşen Ali, köpükleri kendisi içer, “bu sihirli üç köpükten biri Köroğlu’na ebedi hayat, biri yiğitlik, biri de şairlik sağlar.”

Yusuf, oğluna intikamını almasını söyler ve ruhunu teslim eder.

Ruşen Ali Bolu’ya döner.

Bolu beyinin kız kardeşi Telli Türkan onun doğuştan beşik kertmesi, nişanlısıdır.

Kaçırır.

Bolu beyiyle büsbütün düşman olurlar.

Halil İbrahim ve Köroğlu
Utopialıların Yemeği. Gravür:Nicolas Gueudeville.

Köroğlu diye ün alır.

Her savaşta üstün gelir.

Bezirgânlardan, beylerden, kervanlardan, paşalardan aldıklarını yoksullara dağıtır.

“Delikli demir (tüfek)” icat olunup da yiğitlik gelenekleri bozulunca arkadaşlarını dağıtır “sır olur”, kırklara karışır.

Hasan Mutlucan’ın da söylediği “Benden selam olsun Bolu beyine” türküsü ünlüdür.

Köroğlu isimli bir filmi Atıf Yılmaz yönetmiştir.

Başrollerinde Cüneyt Arkın ve Fatma Girik oynamıştır.

Bir diğer efsaneye göre, Köroğlu’nu tek yenebilen kişi Kiziroğlu Mustafa Bey’dir.

Onun için de bir türkü yazar.

…………………

Not: Bu yazıda Onur Daylan’ın “Halil İbrahim Sofrası, Bir Ütopik ve Distopik İştah” makalesinden, Yasemin.com “Halil İbrahim Sofrası nedir? Halil İbrahim kardeşlerin hikâyesi” yazısından ve Google’dan da yararlandım.