Müzik, dans ve tiyatro harmanı

ŞEFFAF Oda konuklarım, Anadolu Ateşi’yle Mustafa Erdoğan, MUSE90401Los Angeles’te çok alkış alan oyunuyla Fadik Sevin Atasoy ve yeni single’ı Oh Oh’la Tuğba Yurt.

Programa Anadolu Ateşi’nin en küçük dans grubu olan Kıvılcım’la başlıyoruz.

İlk grup 6-9 yaş kız dansçılardan oluşuyor. Müthişler. Bu da Mustafa Erdoğan’ın başarısı.

Erdoğan Hakkarili. Küçük yaşlarda düğünlerde dans edermiş. Halay çekermiş. Üniversite yıllarında halk danslarıyla yakından ilgilenmiş ve çalıştığı topluluklarla birlikte yurtiçi ve yurtdışında gerçekleştirilen festival ve yarışmalarda birçok ödül almış.

Anadolu Ateşi 2001’den beri sınırların ötesinde.

14 yılda 98 ülkede, 300’ün üzerinde şehirde dans etmişler. 5 bine yakın gösteri...

En son Moskova’daydı. 6 bin 500 kişilik Kremlin Sarayı’nın konser salonuna ilave 400 sandalye konulmuş.

MUSE90401

FADİK Sevin Atasoy’un MUSE90401 oyunu Amerika’da kapalı gişe. Herkes ayakta alkışlıyormuş.

Programda oyundan sahneler canlandırıyor. Müthiş keyifli.

Oyunu şöyle özetliyor:

“Müzikal tek kişilik bir komedi. Amerika’da ilk defa bir Türk kadın oyuncu, İngilizce olarak kendi yazdığı tek kişilik oyunuyla sahneye çıkıyor. “Muse” kelimesinin bizdeki Türkçe karşılığı “esin kaynağı”. “90401” ise Santa Monica’nın posta kodu.”

Fadik oyunu kendi yazmış, kendi yönetiyor ve tek başına oynuyor. Bu nasıl bir enerjidir...

Bu keyifli müzikalin Türkiye sürprizi de olabilir.

Oh Oh

TUĞBA Yurt sahnede devleşen isimlerden...

Sesiyle büyülüyor.

Tuğba müziğe çocuk yaşlarda başlamış. Bursa Konservatuvar’da viyola eğitimi almış. Sesi, güzelliği ve duruşu onu kısa sürede geniş kitlelere ulaştırdı.

Son single’ı “Oh Oh”la programı noktalıyoruz.

Hepimiz ayaktayız ve dans ediyoruz.

Vedada “Oh oh” diye sesleniyoruz.

Müzik, dans ve tiyatro harmanı

“HİCAPLI” NEVŞİN MENGÜ

CNN’de akşam haberlerini sunan Nevşin Mengü tiryakiliktir.
CHP eski milletvekili Şahin Mengü’nün kızı Nevşin Mengü’yü İran’da “hicap” denilen “kara çarşaf” içinde hiç düşünmemiştim.
Meğer TRT’nin Tahran ofisini o kurmuş.
Tabii...
Çalıştığı ülkenin zorunluğu nedeniyle “hicap” içinde görev yapıyormuş. (Fotoğrafını sunuyorum.)
Bunları haber/analiz köşesini ilgiyle okuduğum dış politika yazarı Verda Özer’in Nişantaşı’ndaki evinin balkonunda dinledim.
Orada -aralarında ABD İstanbul Konsolosluğu’nda görevli bir diplomatın da bulunduğu- küçük grup halinde bir şarap tadım gecesindeydik.
Güler Sabancı’nın başında olduğu Sabancı Holding’in dışında özel zevki olan bağlarda ürettiği şarapları yudumladık.
Türkiye’nin güzel peynirleri eşliğinde yudumlarımıza iç politika ve ABD’nin -belki de kişisel- dış politika yorumlarını da dinledik.
Güzel bir ilk bahar akşamı lezzetleri ve sohbetiyle tadı damağımızda kaldı.
Dünyanın en saygın şarap yarışmalarından biri olarak kabul edilen “IWC”de ilk kez Güler Sabancı’nın ürettiği 2012 Öküzgözü & Boğazkere altın madalya almış.
Güler Sabancı’nın ürettiği şaraplar ABD’nin California eyaletine 1 yıldır ihraç edilmekteymiş.
Bu bağlar başka yarışmalarda da “Best of Class”, “Gold Medal”, “Silver Medal” ve “Bronze Medal” ödüllerini de kazanmış.
Müzik, dans ve tiyatro harmanı
II. MAHMUT VE TİRAMİSU
ÖNÜNÜZDE altın rengi ışıklarla aydınlatılmış Avcı Köşkü.
Ki...
Diğer adıyla Çinili Köşk Sultan II. Mahmut döneminde yapılmış. Ormanda avlandıktan sonra burada dinlenir, kahve içermiş. Sultan Abdülaziz döneminde restore edilmiş. Mimar Sinan Güzel Sanatlar öğrencileri tarafından tek tek çinilerinin onarıldığına da tanık olmuştum.
Birkaç yüz metre arkanızda Sultan Abdülaziz’in mimar Banyan’a çizdirip yaptırdığı ve önümüzdeki haftalarda 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “çalışmalarını sürdüreceği” köşk...
Etraf orman...
Oksijen deposu...
İşte bu güzelim çevre ortasında “BTA & Foods in the Woods” mekânları...
1882’den bu yana lezzet üreten Caffe Vergano (tiramisu’su bir harika), güzel şarap çeşitlerinin ve özel lezzetlerin üretildiği Wine&More, İtalyan mutfağından seçmelerin sunulduğu Rossopimodoro (İtalya’dan getirilen volkanik taşlarda 480 derecede pişen, Napoli pizzalar, pilanet döner)... Daha bir dizi lezzet durağı...
Ve elbette BTA’nın simgesi “Tadında Anadolu...” (Favorim içli köfte... Hatay’ın otlarıyla narlı salata, İspir kuru fasulye... Güney’in ünlü vişneli sarması, tereyağlı börek, bir diğer favorim olan sakızlı muhallebi... Anadolu’nun her köşesinden o yörenin malzemeleriyle ve tarifleriyle yapılan birbirinden leziz tencere / fırın yemekleri...)
6 bin kişilik konser ve 1200 kişilik konferans salonları, son olarak “Muhteşem Yüzyıl” dizisinden seçmelerin yer aldığı sergi salonu yanında BTA’nın bu lezzet mekânlarında bir tadım gecesi yaşadık.
Sultan II. Mahmut’un 50 metre ötemizdeki Avcı Köşk’ü manzaralı dekorunda İtalyan tiramisu zamanın “ruhlar buluşması” gibiydi.
Mekânlar her gün açık.
Arabanızı Cendere Yokuşu’na sürün yolun hemen kıyısında.
Fiyatlar makul...