Nabız

İlk kez şöyle bir öneriyi dinledim:

Millet İttifakı “Kemal Kılıçdaroğlu Başkan, Meral Akşener Başkan Yardımcısı” açıklamasıyla seçimlere girse...

.......

Muhalefetin yeşeren umutlarını yansıtan bu öneri için büyük resmi çizelim.

........

Pandemi, siyaseti de fena vurdu. Hukukta “olağanüstü durum” cankurtaran simidi gibidir.

Gerçek ya da tüzel kişinin kendi kusuru olmaksızın “edimini (taahhüdünü)” yerine getiremeyecek duruma düşmesi halinde, hukuk onu korur. Sel ya da deprem gibi afetler, büyük yangın, teröre maruz kalmak ve bunun gibi “olağanüstü durumlarda...”

Anlaşmalarda yer alan “edimini yerine getirmemesi halinde, cezai şart” öngören madde işlemez.

.......

Ancak... 

Siyasette iktidarları koruyan böyle bir “cankurtaran simidi” yok. “Afetler, küresel ekonomik krizler, salgın hastalıklar, terör ya da savaş nedeniyle yokluklar” ekonomiyi çok fena vurur ama büyük sıkıntılara düşen halklar bunun cezasını -genellikle- seçim sandıklarında iktidarlara keser.

Nabız

ÜÇ ÖRNEK

İkinci Dünya Savaşı’nda Churchill milletini, dünyayı Nazi belasından kurtaran üç devlet adamından biriydi.

Ama ilk seçimde halk Churchill’i ve partisini iktidardan düşürdü.

Çünkü... Ekonomik kriz halkı kırıp geçirmişti.

İçeriden de bir örnek... İkinci Dünya Savaşı’nda dönemin Başbakanı İsmet İnönü “diplomatik dehasıyla Türkiye’yi savaşa sokmamayı” başarmıştı.

Fakat... Savaş, Türkiye ekonomisini de mengenesine almıştı.

İşte o yıllarda İnönü bir açık hava toplantısından sonra halkın arasına girer.

Babasının elini tutarak karşısına dikilen bir çocuk “Sen bizi aç bıraktın” der.

Bunun üzerine İnönü gülümser, çocuğun başını okşar ve ona “Ama babasız bırakmadım” cevabını verir.

Gerçekten...

Türkiye savaşa girmiş olsaydı çocuğun babası da askere alınacak, cephelerde savaşacaktı. Belki bir Nazi kurşunuyla şehit düşecekti!..

Ne var ki... Kurulan seçim sandıklarına atılan oylar İngiltere’de Churchill gibi Türkiye’de de İnönü’yü ve partisi CHP’yi iktidardan alaşağı etmişti.

TRUMP’I DA YEDİ

Bir örnek de son ABD başkanlık seçimleri.

Trump delidolu, kural tanımaz, ne yapacağı belli olmayan bir ABD Başkanı’ydı.

Fakat... Amerikan ekonomisine büyük sıçrama yaptırmıştı.

Bütün kamuoyu araştırmaları “Trump’ın 2020 başkanlık seçiminde açık ara bir kez daha seçileceğini” gösteriyordu.

Oysa... Kovid-19 salgını öyle bir darbe vurdu ki kimsenin şans tanımadığı “gireceği bu başkanlık seçimi onun politikada jübilesi olur” gözüyle bakılan Biden, ABD Başkanı seçildi.

Her üç örnekte de “olağanüstü koşullar Churchill, İnönü ve Trump’a koruyucu can simidi” olamadı.

Siyasetin böyle bir katı gerçeği var.

Nabız

2021 TÜRKİYE’Sİ

Haber Türk’te Muharrem Sarıkaya ve Serap Belet “kamuoyu araştırma kuruluşlarının” deneyimli başkanlarını ve iddialı siyaset stratejistlerini bir araya getirmişti.

İlgiyle izledim ve aldığım notlardan bazı satırları yansıtıyorum.

........

 Pandemi, diğer ülkeler gibi, Türkiye ekonomisine de darbeler vurdu...

Bu “olağanüstü durumun” AK Parti iktidarını etkilediği konusunda bütün katılımcılar görüş birliği içindeydiler.

.......

Ancak...

AK Parti ve özellikle Recep Tayyip Erdoğan o kadar açık ara öndeydi ki pandemi nedeniyle kaybettikleri puanlar 2023 seçimleri için “veda” işareti vermiyor.

Ama... Artık “Muhalefetin umudu yükselişe geçti” yorumları yapılabilmekte. Son yerel seçimler de bilinçaltlarında hâlâ aktif.

Bu umut için özellikle “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun -nihayet- cumhurbaşkanlığına aday olacağı” söylemleri “işaret”...

Gerçekten bunca seçimde zirveye aday olmaktan uzak kalan, Erdoğan’ın karşısına başka isimler çıkaran ve bu yüzden çok eleştirilen Kemal Kılıçdaroğlu ters köşe yaptı.

“Aday olabilirim” dedi.  Millet İttifakı’nın -şu aşamada- en fazla şans tanınan adayı.

Kılıçdaroğlu “karşı mahalleye” de yaklaşımlarda bulunuyor.

Örneğin... ANAP sempatizanları için merhum Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı ziyareti böyle de okunabilir. ‘

NETAMELİ 1. TUR

Rakamlara girmiyorum...

Tartışma başlıkları, seçmen nabzının verileri için fikir vermekte. İşte o başlıklardan bazıları.

1. turda muhalefet partileri “ortak aday” mı gösterseler?

Yoksa ayrı ayrı kendi başkan adayını mı yarıştırsa?

......

1. turda Kemal Kılıçdaroğlu’nun “ortak aday” gösterilmesi için bazı tereddütler var.

Şöyle ki...

İttifakın bütün seçmenleri sandığa gitmeyebilir.

Oysa... Her parti kendi adayını gösterirse katılım yüksek olur.

2. tura da bu yüksek katılım taşınır.

Ayrıca... 1. tura “ortak adayla” girilmesi halinde “HDP ittifakın bileşeni” olarak algılanır.

Bu yüzden “merkez sağda oy kayıpları” yaşanabilir.

Sağın küçük partileri de rahatsız olur.

Sonuç... Millet İttifakı’nda çatlaklara yol açılır.

Buna karşılık 1. turda Kemal Kılıçdaroğlu Millet İttifakı’nın en fazla oy alan adayı olarak 2. turda sistemin tabiatı gereği “ortak aday” etiketiyle Erdoğan’la yarışır.

Öte yandan... “Mağduriyetler” yaşanmaması için Meral Akşener de 1. turda şansını deneyebilir.

Akşener hatta Muharrem İnce için “sürpriz” hanesi açık bırakılıyor.

Nabız

“Z KUŞAĞI”

Öyle görünüyor ki “Z kuşağı” yani şu anda yaşı 15-18 olanlar 2023 sandıklarının anahtarı...

Seçmenin yüzde 11.8’ini oluşturan 6 milyon genç...

Araştırmacılar bu kuşağın tanımını yaparken “büyük çoğunluğunun Atatürkçü olduğuna, Türkiye’nin AB üyeliğini istediğine” işaret ettiler...

İlginç iki bulguyu da not ettim.

Nesiller boyunca genel kanı “ilk kez oy kullanacak gençlerin aile büyüklerinin siyasi tercihlerini benimsedikleri” yolundaydı.

Oysa “Z kuşağı” tam tersine “aile büyüklerini kendi istedikleri parti için oy kullanmaya yöneltecekleri” inancındalar.

İlk kez oluyor bu.

İkinci tespit şöyle...

Kararsızların çoğunluğu 2018’e kadar AK Parti’ye oy verirmiş.

2018 seçimlerinde bu tercih yön değiştirmiş. Oylarının adresi muhalefet olmuş.

2023 seçimleri içinse tahmin zor.

........

Bütün bunlar “ara süreç” nabız atışları.

Köprülerin altından daha çok sular akacak...