Ruhani ve dünyevi açılar

İran Devrim Muhafız-ları’nın komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi’nin ikinci lideri El Mühendis, ABD’nin en gelişmiş teknoloji ürünü füzelerle öldürüldü.İran Devrim Muhafız-ları’nın komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi’nin ikinci lideri El Mühendis, ABD’nin en gelişmiş teknoloji ürünü füzelerle öldürüldü.

Buna karşılık, İran hedefe programlanmış ileri teknoloji füzelerle iki Amerikan üssünü vurdu.ABD yüksek teknoloji ürünü erken uyarı sistemleriyle üslerdeki askerlerini güvenli sığınaklara çekti.Can kaybı olmasını önledi.

İsteseydi Patriotlarla füzeleri havada imha edebilirdi.Bunu yapmayarak, İran’ın “Kasım Süleymani’nin intikamı alındı” açıklaması yapmasına olanak verdi.Bir anlamda İran’daki yönetimin elini rahatlattı.Bakın hep “yapay zekânın da devrede olduğu uzay çağı savaş teknolojisi” devrede.

.......................

Önce...

Mehdi’ye ve Mesih’e inanan bütün inançlı insanlara saygılı olduğumun altını çizerek samimiyetle belirteyim.Ben de inançlılardanım.Bir de belki yüz yıl sonrası nesillerin bu olayın arka planını nasıl okuyacaklarını da tahmin etmeye çalışalım.İran Müslümanlığın Şia mezhebinin uluları tarafından yönetilmekteydi.Devletin zirvesinde “Ayetullah” son karar merciiydi. Onun en büyük silahlı gücü “Devrim Muhafızları” örgütüydü. Başında “yaşayan şehit” olarak anılan Komutan Kasım Süleymani vardı.

Müslümanların bir gün “Mehdi”nin geleceği, İsa Mesih’in O’nun arkasında namaza duracağı inancı doğrultusunda Ayetullah ve Devrim Muhafızları “Cihat” açmıştı. “Mehdi” gelinceye kadar Şia inancı ve hakimiyet alanı genişlemeli, egemen olmalıydı.“Mehdi’nin gelişine” hazırlanmalıydı bölge.Haşdi Şabi de bu amaçla İran sınırları dışında kutsal savaş vermekteydi. 

.......................

Hıristiyan inancına göre de “Mesih” gelecekti.Hıristiyanlığın kurucusu Hz. İsa’nın bir adı da Mesih’tir.Mesih’in gelmesini öne almak için Hıristiyanların Evanjelik Kilisesi mensupları İsrail’in bölgeye hakim olması gerektiğine inanıyorlar.Ve bunun gerçekleşmesi için destek veriyorlardı. ABD Cumhurbaşkanı Trump Evanjelik Kilisesi’ne yakındı.Damadı ise Yahudi’ydi.Evanjelik Kilisesi ABD iç politikasında çok güçlüydü.

İsrail hükümetleri -Kudüs’ü, Golan’ı ve Batı Şeria’yı ilhak ederek sınırlarını büyütmek için- dünyanın en büyük gücü ABD’yi, bu Evanjelik damarla kullandı.Bu arada ABD, Kasım Süleymani’yi ve El Mühendi-si’yi, İran da bölgedeki ABD üslerini füzelerle vurdu.

........................

Günümüzün gerçek politikasına dönelim.

ABD’yi ve İsrail’i yönetenler böylece siyasetle kendi iktidarlarını da güçlendirdiler.ABD Başkanı Trump için görevden alma süreci zaten zordu ama tıkandı sayılır.“İkinci kez başkan seçilmek şansı” yükselişte.Hakkında soruşturma olan İsrail Başbakanı Netanyahu da paçayı kurtarmak ve yaklaşan seçimde daha yüksek oy almak için kazanımlar sağladı.İran ekonomik nedenlerle sıkıntıdaydı. Sokak gösterileri, protestolar mevcut hükümeti sarsıyordu.

ABD’nin Süleymani’yi ve El Mühendis’i öldürmesi, İran’ın ABD üslerini füzelerle vurması sonucu hem Ayetullah, hem mevcut yönetim “etrafında -bir süreliğine de olsa- bütünleşme oluştu.”

..........................

“Mutlu son” mu?

Şu aşamada evet. Ama...İsrail ve Evanjelik damarı güçlü ABD İran’a yeni yaptırımlar paketi açmak, Ortadoğu’ya NATO’yu da sokmak projeleriyle cendereyi sıkacak. İran’ın “nükleer silah edinme potansiyelini sıfırlayıncaya kadar...”

Ayrıca Ortadoğu’da sınırları yeniden çizmek üzere Birinci Dünya Savaşı sonrasının Sykes Picot ikilisinin yerini ABD ve Rusya alıyor.Türkiye bu kez masada olmalı.