Sahipsiz köpekler

Gaziantep’te bir pitbull köpeğin 4 yaşındaki kız çocuğunu ısırması ciddi bir sorunu da yeniden gündeme getirdi.

“Sokak köpekleri…”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Belediyeleri göreve çağırmasıyla” birlikte -öteden beri var olan tartışma- yeniden alevlendi.

Bir yandan, gerçekten çeteler halinde dolaşan sahipsiz binlerce, on binlerce köpeğin saçtığı dehşet.

Öte yandan, Lizbon Anlaşması’yla (2007) artık “eşya” değil “hassas varlıklar” statüsü kazandırılan sokak hayvanlarının korunması için duyarlılık…

…………….

50 yıldır evimizde köpeklerimizle yaşadık.

Ailenin bir ferdidirler.

Sokaktaki köpeklere ve kedilere empati yapabilecek duygularım gelişmiştir.

Buna karşılık…

Çoğumuz gibi ben de zaman zaman sokak köpeklerinden oluşan çetelerin saldırısına uğradım.

Isırıldım.

Kuduz aşısı tedavisi oldum.

……………

Dünyanın hiçbir uygar ülkesinde böyle başıboş köpek sürüleri dolaşmaz.

O halde “sorunu” çözmeliyiz.

Sahipsiz köpekler

YENİ KOMŞULARINIZ

Bir Amerika seyahatimden anımı yansıtayım…

Washington Havalimanı’ndan kente doğru yol alırken gözüme bir konut sitesinin reklam panosu ilişmişti.

Üzerinde tavşan, sincap ve kuş resimleri vardı.

Altında “Yeni komşularınız” yazıyordu.

Evlerin yeşillikler içinde olduğu, sincapların, tavşanların serbestçe dolaştığı, kuş seslerinin yankılandığı bir sitenin tanıtımıydı.

48 saat öncesini hatırlamıştım.

Sabah 7 sularında Yeniköy’den Tarabya’ya sahil boyu sabah sporu niyetine “tempolu yürüyüş” yapıyordum.

Birden 4-5 köpeğin üzerime doğru koştuğunu fark ettim.

Kenara çekildim.

Onları daha kalabalık bir başka köpek sürüsü, ağızları köpük köpüktü, havlayarak kovalıyordu.

Az ötedeki çöp bidonunu devirmişlerdi.

Balık lokantalarının atıkları saçılmıştı etrafa.

Döndüğümde gazeteye oradaki komşular “sincap, tavşan, kuşlar” ve “bizdeki komşular sokak köpeği çeteleri” diye yazmıştım.

SULTANI BİLE TAKMAZLARDI

1867’de Mark Twain İstanbul’daki köpekler için gözlemlerini şöyle yazmış:

“Köpekler, şehrin her yerinde sokaklarda uyuyor. Padişah geçse bile kıpırdamazlar.”

Bu satırı Washington Post gazetesinden aldım. (18 Mart 2021)

Yüzyıllar boyunca İstanbul’da 10 binlerce sokak köpeğinin varlığına işaret eden bu gazete yazısından birkaç paragraf:

 Hem 19’uncu yüzyıl taş baskılarında, hem de 21’inci yüzyıl videolarında “İstanbul sokak köpekleri” belgelenmiştir

Bugün, yeşil ışıklarda karşıdan karşıya geçmek için sabırla beklerken, Boğaz’da otostop çekerken, protestocularla birlikte yürürken ve kaldırımdaki kafelerin dışında kalıp dikkati çekerken görülebilir!..

Elizabeth Lo, “zeytin, nazar, kartal” adlı üç karizmatik köpeğin gözlerinden “soydaşlarının İstanbul tarihini” anlatan bir belgesel yaptı.

İstanbul’da 400 bin ile 600 bin sokak köpeği var.

Çeşitli tarihlerde İstanbul’un köpek popülasyonunu ortadan kaldırmak veya yok etmek girişimlerinde bulunuldu.

En acıklısı 1910’da 80 bin köpeğin Sivriada’ya sürgün edilmesidir.

Kayalık ıssız bir adada yiyecek ve su olmadan köpeklerin yavaş ve acılı bir şekilde öldükleri, ulumalarının Marmara Denizi’ni geçerek ana karaya ulaştığı nesillerdir anlatılır.

Ama köpek popülasyonu gene de artarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Şehrin dört bir yanında yüzlerce yere yiyecek ve su kapları bırakılıyor.

İstanbullular tarafından besleniyorlar.

Sahipsiz köpekler

NASIL ÇOĞALDILAR?

Osmanlı dönemine ait tarihi kaynaklarda ilginç kayıtlar var.

Şöyle ki…

- Köpekler mahallelerde bekçilik yapıyordu.

- Belediye Temizlik Hizmetleri olmadığı için çöpleri yiyorlardı.

- Yangınlar olduğunda insanları uyarmak için havlıyorlardı.

Ama bu sadece işlevsel bir ilişki değildi.

Halk için köpekleri beslemek, onlara bakmak sevap olarak görülüyordu.

AVRUPA’DA NEDEN YOK?

Ve bir soru...

Avrupa’da, Amerika’da neden sokak köpekleri, kedileri yok?

Fransız, Alman, İngiliz, Amerikalı…

Onlar kedi köpek sevmiyor mu?

Tam tersine.

Fransa’da 80 milyon evcil köpek var.

Diğer ülkelerde de buna yakın rakamlar.

Ancak…

Bir evcil hayvanı sokağa terk etmek “işkence suçuyla eşdeğer…”

Fransa’da 30 bin euro’ya kadar para veya 2 yıla kadar hapis cezası…

Kötü muamelede “şiddet suçu” olarak tanımlanıyor.

Yüksek para cezası veya 2-3 yıl hapis…

Hayvanların sağlık, beslenme ve yaşam alanlarıyla ilgili yasal düzenlemeler yürürlükte.

“Hayvana tecavüz” sapıklığının cezası 2 yıl hapis ve 15 bin euro…

Hollanda’da hayvan polisi şikâyet hattı var.

400 hayvan polisi çalışmakta.

Bu sayı 800’e çıkıyor.

Fransa’daki cezalar gibi yaptırımların yanı sıra kamu hizmeti zorunluğu ve bir yıl boyunca evcil hayvan sahibi olamamak gibi kısıtlamalar getirilmiş.

Belçika’da hayvanlara kötü muamelenin cezası 100 bin euro’ya çıkarıldı.

Ayrıca 2 yıla kadar hapis…

Daha ağır vakalarda ceza 300 bin euro’ya yükseliyor.

Almanya’da hapis cezası 3 yıl.

Kötü muamele, işkence ve tecavüz halinde 3 yıla kadar hapis, 25 bin euro’ya kadar para cezası…

İspanya’da aynı cezaların yanı sıra evcil hayvanı 6 saatte bir en az 20 dakika gezdirme zorunluğu var.

Bunu yapmayanlar 100-400 euro arası para cezası uygulanıyor.

Sahipsiz köpekler

……………….

Sahipsiz bütün köpek ve diğer hayvanlar, “hayvan koruma barınaklarına” alınıyor.

Bu barınaklar belediye tarafından değil sivil toplum örgütleri tarafından gerçekleştiriliyor, işletiliyor.

Elbette 5 yıldızlı değiller ama yeterli sayıda veteriner, bakıcı var.

Ve de buradan hayvan sahiplenmek için konutunuzun, gelirinizin uygun olup olmadığı araştırılıyor.

Hayvanın verilmesinden sonra da bir yıl boyunca denetleme yapılıyor.

Yani…

Çözüm için “bunu başaranların yöntemleri” araştırılmalı.