Sami Kohen’e sevgiyle...

Milliyet’in ve medyanın çınarı Sami Kohen’i kaybettik.

70 yıllık gazeteciydi.

1954’ten bu yana 67 yıldır Milliyet’te yazıyordu.

İlk “dış politika sayfası” onun yönetiminde yayımlandı.

“Dış politika gazeteciliği ve yazarlığının” simgesiydi.

Duayendi.

Yazarlığa babasının yarı zamanlı çıkardığı “Türkiye’nin Sesi” adlı gazetede başlamıştı.

Bilgili, deneyimli, donanımlı, dürüst, sağlam karakterliydi.

“Güvenilir gazeteciliğin” örneğiydi.

Son gününe kadar

Bir gazetecinin son gününe kadar mesleğini icra ederken, yazabilirken hayata veda etmesi enderdir.

Sevgili Sami Kohen’e Tanrı bu şansı verdi.

Sami Kohen’e sevgiyle...

Milliyet’in 67. kuruluş yıldönümünde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Demirören Oktay, Sami Kohen’e “pastayı birlikte keselim” jesti yapmıştı. Genel Yayın Yönetmenimiz Mete Belovacıklı ve diğer yöneticilerle birlikte bu güzel görüntüyü alkışlıyoruz.

..........

Bir süreden beri “yorgun gözleri nedeniyle” okumakta, yazmakta zorluk çekiyordu.

Ortak dostlarımızdan biri Artık büyüteçle okuyor, yazısını eşine dikte ediyor” demişti.

Sonrasında...

Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı ve Yazı İşleri tarafından onu daha da rahatlatacak formül uygulandı.

Dış Haberler Servisi şefi Levent Köprülü, Sami Kohen’le güncel söyleşiler yapmaya başladı.

Levent gündemdeki bir dış politika konusunda sorular yöneltiyor, Kohen de cevaplıyordu.

Bu söyleşiler iyi değerlendirilerek 1. sayfadan sunuluyordu.

Sami Kohen’e sevgiyle...

Dışişleri Bakanı olduğu yıllarda merhum İsmail Cem Milliyet’i ziyaret etmişti. Cem gençlik yıllarında bir süre Milliyet’te köşe yazarlığı da yapmıştı. Sami Kohen’le birlikte, İsmail Cem’le dış politika konuşmuştuk.

‘Müessese’ isim

Yıllarca Washington’da Hürriyet’in temsilciliğini yapmış, dış politika kökenli usta gazeteci Sedat Ergin, Sami Kohen için dün Instagram’da “Türk basınının bir müessese ismi” tanımını yapmış.

Zarif anlatımındaki bu “müessese isim” gerçekten Sami Kohen’le tam örtüşmekte.

Kadim dost

Meslek büyüğümüz Sami Kohen’le dostluğumuz 1970’li yıllara uzanır.

Dış gezilerde, uluslararası gazetecilik toplantılarında çok kez beraber olduk.

Zaman zaman yüz yüze ve telefonla sohbet ederdik.

Dış politika yazarken takıldığım konularda ona danışırdım.

Sevecen ses tonuyla “Selam Güneri” diye karşılar, zaman ayırarak ayrıntılarıyla anlatırdı.

Davetlerde, sosyal etkinliklerde onu eşiyle birlikte görürdüm.

Mutlu bir çifttiler.

Aileye, Sami Kohen’in “kurumsal ailesi” Milliyet camiasına, medya dünyamıza başsağlığı diliyorum.

Sevgili Sami Kohen’in hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

Ver elini dünya...

Sami Kohen’in 70 yıllık gazetecilik hayatı ve değerli anıları bu yıl yayımlandı.

Nihal Boztekin’in özenli çalışmasıyla “bir nehir söyleşi...”

“VER ELİNİ DÜNYA.”

Sami Kohen’e sevgiyle...

Su gibi akan, kolay okunan, dış politikadan önemli tarih yaprakları yansıtan bir kitap.

Abimiz Sami Kohen el yazısıyla “Sevgili Güneri’ye en içten duygularımla” diye yazmış, imzalamış.

Keyifle ve ilgiyle okudum.

Hayata veda ederek görünmezler arasına göçmeden önce sanki “görevi tamamlamış olmak sorumluluk duygusuyla” son yılında yayımladı kitabını.

“VER ELİNİ DÜNYA”yı aldıktan sonra telefonla konuşmuştuk.

Sami Kohen’e sevgiyle...

Bunun “son konuşmamız” olduğunu ikimiz de bilemezdik elbette...

..........

Türkiye’nin son 70 yılına “dış politika merceğinden bakmak” için çok değerli bir kaynak bu.

Genç gazetecilere ve gazeteci olmak isteyenlere de içtenlikle öneriyorum.

Diyarbakır’da sanat kuyruğu

Ertuğrul Özkök’ün yazısı (Hürriyet-19 Ekim), uluslararası sanatçı Ahmet Güneştekin’in Diyarbakır’da açtığı sergiden izlenimleri yansıtıyordu.

Gene “yüksek nabız atışı” gibi tempolu satırlarla.

“Sergiyi gezmek isteyenlerin oluşturduğu uzun kuyruğu” gösteren bir fotoğraf da koymuştu sayfasına.

“Çekilen videoları seyrederseniz, kamera, sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz” diye anlatmış.

“Sanat alanında böyle kuyruklara ancak İstanbul ve İzmir’deki Picasso sergileri önünde tanık olduğunu” belirtmiş.

Sami Kohen’e sevgiyle...

.......

Bu sergi açılışında ben de bulunacaktım.

Ancak...

Hiç hesapta yokken...

Araya önce “kalp damarlarım için anjiyo”, ardından 1.5 saatlik “göz ameliyatı” zorunluğu girdi.

Doktorumun “göz ameliyatı sonrası uçak yolculuğunun sakıncalı olacağını” söyleyerek izin vermemesi nedeniyle -ne yazık ki- bu programa katılamadım.

Ama...

Ertuğrul’un yazdığı “videoyu” Güneştekin gönderdi, izledim.

Ertuğrul hiç abartmamış.

Sami Kohen’e sevgiyle...

Aynen yazdığı gibi...

Ahmet Güneştekin’in başarısını ve Diyarbakır halkının sanata

gösterdiği bu büyük ilgiyi yürekten alkışlıyorum.