Soçi’de baş başa

Bugün Rusya’nın gözde sayfiye yeri Soçi’de Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin buluşuyorlar.

Görüşme “baş başa” olacak.

Tercümanlardan başka kimse bulunmayacak.*

Rusya’yı çok iyi bilen büyük müteahhitlerden dinlediğim, Moskova’da büyükelçilik yapmış olan diplomatlarımızın da doğruladığı bir “Rusya gerçeğini” yansıtayım.

“Rusya’da işler ağızdan çıkan sözle yürür. Sorunlar da böyle çözülür. Kurumsal süreç sonradan yerine getirilecek formalitelerdir. Verilmiş olan söz esastır.”

Soçi’de baş başa

........

Recep Tayyip Erdoğan Amerika’da gazetecilere şöyle demişti:

“Biz Rusya’yla ilişkilerde şu ana kadar bir yanlış görmedik.

Sayın Putin, Azerbaycan’da devlet adamlığını eğer tam manasıyla ortaya koymamış olsaydı, (Azerbaycan’la Ermenistan krizi) bu şekilde çıkılamazdı.”

Putin’in “devlet adamlığını” övmüştü.

Putin de Erdoğan için “sözünün arkasında duran, güvenilir” tanımını yapmıştı.

Genel hava, Suriye’deki beklentiler, dünya basınındaki yorumlar “Soçi buluşmasına şans vermiyor” ama Erdoğan ile Putin bir “Soçi sürprizi” yapabilirler.

Dışarıya ne kadarı açıklanır?

Ayrı konu.

“Baş başa görüşmede karşılıklı önemli sözler verilebilir” ihtimalini de yazın bir kenara.

Ecevit’in kapısı

1970’li yıllar...

Bülent Ecevit Başbakan...

Amerika’yla o zaman da aramızda kara kediler dolaşıyordu.

Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi sonrası, Amerika TSK için “silah ambargosu” koymuştu.

Havada Amerikan tehditleri uçuşuyordu.

İşte o sırada Bülent Ecevit uzun süre tartışılan ünlü söylemini telaffuz etmişti:

“Duvarın öte tarafına geçebiliriz. Kapıyı açıp öte tarafa geçmek bu kadar kolay...”

O zaman duvarın öbür tarafındaki devlet Sovyetler Birliği’ydi.

Komünist rejimle yönetiliyordu.

Sonradan bir kez daha Rusya oldu.

Soçi’de baş başa

Ecevit “duvarın öbür tarafına geçeriz” demişti.

..........

Ecevit’in “duvarın öbür tarafına geçmek” sözü üzerine kıyamet kopmuştu.

“Bu laf da ne demekti? Türkiye duvarın (Demirperde’nin) öbür tarafına geçerek komünist mi olacaktı?”

Sorunlar demeti

Rusya artık komünist bir ülke değil.

ABD, Fransa, Almanya ya da Türkiye gibi bir ekonomi.

Fakat...

Gene de hassas bir coğrafya.

Çünkü...

Türkiye’nin de içinde olduğu NATO devletler blokunun dışında.

Rusya’dan Türkiye’ye füze savunma sistemi S-400 teslimatı yapıldığında kopan “kızılca kıyameti” yaşadık.

Erdoğan’ın CNBC mülakatında “yeşil ışık yaktığı” ikinci parti S-400’ler için bugün Soçi’de karşılıklı sözler verilirse...

Parasını aldığı halde ABD’nin Türkiye’ye vermekten vazgeçtiği F-35’ler yerine Erdoğan ve Putin SU-57’ler için de söz keserlerse...

Somut olarak bunlar hemen açıklanır mı?

Bilinmez.

Soçi’de baş başa

.........

Rusya ile Türkiye arasında masaya yatırılan başka sorunlar da var.

Örneğin...

İki ülke karşı karşıya.

Türkiye’nin son seçimlerde “Kırım oy sonuçlarını kabul etmediği” yolundaki açıklaması...

Bu açıklama Moskova’yı rahatsız etti.

Türkiye’nin Ukrayna’ya verdiği SİHA’lar...

Bu SİHA’ların Ukrayna tarafından duyarlı bölgelerde Rusya’yı tedirgin edecek şekilde kullanılması...

Karadeniz’in güvenliği...

Doğal gaz fiyatları...

Soçi’de baş başa

İdlib

Dünkü Le Monde gazetesi iki ülke arasındaki asıl sorunun “İdlib” olduğunu yazdı.

Haberin başlığı “Erdoğan, Putin’le anlaşmak için gidiyor.”

Le Monde’dan şu satırları yansıtayım:

Suriye Devlet Başkanı Esad’ın, Moskova’ya yaptığı son ziyarette Putin, Esad’a “yabancı silahlı kuvvetlerin, BM kararı ve sizin çağrınız olmadan Suriye’ye ters etkilerinden” bahsetmeyi ihmal etmedi.

Analistlere göre bu ima Türk ordusunu hedef aldı.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Miqdad Türk ordusunu açıkça “işgalci bir güç” olarak nitelendirdi ve “Suriye topraklarından çekilmesini” istedi.

.......

Suriye’nin siyasi kaderi, Esad hükümetinin siyasi hayatta kalmasını destekleyen Putin ile “Esad muhaliflerini destekleyen” Erdoğan arasında büyük çekişme konusudur.

Zamana yaymak

Independent gazetesine göre ise...

“Suriye’de artık İdlib  sorununun biteceğine dair bir hava var.”

Ancak...

Putin’in güncel şartlardan dolayı “İdlib’in çözümünü biraz zamana yayma politikasını izlemesi de mümkün, bu da Şam’da anlayışla karşılanabilir.”

Türkiye için de İdlib konusunun zamana yayılması önemli.

Çünkü...

Yeni bir “mega göç dalgasının” sonuçları vahim olabilir.

........

Bu yazının satırları arasına bir görüntü koydum.

İki ülke liderinin el sıkışarak olumlu bir dönüşüm için sözleşmelerini yansıtıyor.

Dileriz ki öyle olur...

.........

* Dış temasların temel ilkelerinden biri “böyle görüşmelerde iki tarafın diplomatlarından birer kişinin hazır bulunmaları ve konuşulanları not almalarıdır. Bu tutanaklar devletlerin dışişleri bakanlık arşivlerine girmesidir.”