SUNA KIRAÇ İÇİN

Kendime göre bir “kabir ziyareti” ritüelim vardır.

Başta artık hayatta olmayan annem, babam ve kardeşlerim olmak üzere sevdiklerimin kabirlerine ziyarette sağ elimin avuç içini öperim ve eğilerek yumuşacık hareketlerle mezarın baş tarafındaki toprağı okşarım.

Böylece onları yanaklarından öpmüş gibi hissederim.

Doğrulur...

Dua ederim.

Tekrar avucumun içini öperim.

Eğilir mezarın baş tarafındaki toprağı bir daha yumuşacık hareketlerle okşarım.

Bu da yanaklarını öperek “Allahaısmarladık” mesajıdır.

...................

Sevgili Suna Kıraç hayatını kaybettiğinde, İstanbul’da değildim.

Defin töreninde -çok istediğim halde- bulunamadım.

Bugün -ajandam gereği- İstanbul’da olacaktım.

Yeni sezon Şeffaf Oda TV programımı çekecektik.

Ve...

Değerli ve sevgili dost Suna Kıraç’ın kabrini ziyaret edecektim.

Avucum içiyle yattığı toprağın baş kısmını yavaşça okşayacaktım.

SUNA KIRAÇ İÇİN

RUS RULETİ

Fakat...

İstanbul’un Kovid-19 salgını nedeniyle çok tehlikeli hale geldiği malum.

Dışarı her çıkış, her insani temas Rus ruleti gibi.

Yani...

“Toplu tabancanın içine sadece bir mermi koymak. Topu hızla çevirmek ve namluyu şakağına dayayıp tetiği çekmek.”

Her çevrilişte tetik boş olan oluğa düşerse, hayatta kalmaya devam.

Ama ya 6’da 1 ihtimalle tetik mermi olan oyuğa düşerse!

Hayata veda.

Kışın geçirdiğim ciddi bir ameliyat nedeniyle bünyem zayıflamış, “birkaç ay için TV programı çekimi riskini almamam” gerekiyormuş.

O nedenle ev ile deniz arasında geçen ve merkeze dahi inmediğim Bodrum günlerine devam.

...................

Sevgili Suna Kıraç için yazmayı da kabrine gittiğim güne programlamıştım.

Ama şimdi satırlarımla anıyorum...

VEHBİ BEY’E BENZEMEK

Suna Kıraç’ı, babası merhum Vehbi Koç vasıtasıyla tanımıştım.

Çok sık görüşmesek de aramızda dile getirilmeyen ama hissedilen bir sevgi vardı.

Merhum Vehbi beyle çok değerli bulduğum, lütfettiği dostluğumuzu daha önce yazmıştım.

Çocukları ile ilgili çok az konuşurdu.

Hatırladığım şöyle...

- Rahmi Bey ailenin tek erkek çocuğu...

Koç adının gelecek nesillerde devamını o sağlayacak yeri çok değerli.

Rahmi Bey’den bahsedince gözleri parlardı.

- Semahat Hanım için “Onun yeri başka, annesinin yerini aldı” yorumunu yapardı.

- Sevgi Gönül’den bahsederken gülümserdi.

- Suna Kıraç için ise “Çocuklarım içinde bana en benzeyeni” derdi. ’

Zaten Suna Kıraç bu niteliğiyle kariyer olarak bir Vehbi Koç projesiydi sanki.

Arnavutköy Amerikan Koleji’ni bitirdikten sonra Amerika’nın en saygın ekonomi eğitimi veren Wharton College’e kabul edilmişti.

Çok önemli...

Suna Kıraç’ın hayatını yazan Rıdvan Akar’ın satırlarına göre Vehbi Koç itiraz etmiş.

“59 yaşındayım, sana hasret gitmek istemiyorum” diyerek Suna’nın Amerika’ya gitmesine karşı çıkmış.

Suna Kıraç, babasını kıramamış ama içinde bir şeyler kırılmış.

Vehbi Koç ise kızına -yaşadığı hayal kırıklığına karşı- elindeki altın anahtarı sunmuş.

“Benim tezgâhım en iyi üniversitedir. Seni ben yetiştireceğim” diye söz vermiş.

Gerçekten Suna Kıraç, kendi deyimiyle “o üniversitenin” tek mezunu olmuş.

Babasının iş yapma tarzı, titizliği, ayrıntıya nüfuz etmesi, vb. niteliklerini içselleştirmiş.

Öyle ki Koç profesyonellerinin en çekindiği isim oluvermiş.

SUNA KIRAÇ’LA İKİ ANI

Hangi yıldı, hatırlamıyorum.

Koç topluluğunun davetlerinden biri...

Eşim Canan benden evvel gitmişti.

Benim ise gazetedeki işlerimi bitirip çıkmam ve davete gelmem biraz zaman almıştı.

Üzgün ve öfkeliydim.

Dünyada güven simgesi olan bir ülkenin adını taşıyan sigorta şirketineydi bu öfkem.

Sigorta sürem dolmak üzereyken yenilemek için ücreti sormuştum.

“Güneri Bey hiç önemi yok, biz size hazırlığımızı tamamlayıp göndeririz” cevabını vermişlerdi.

Sekreterim her gün arıyor, “sözleşmeyi yenilemek istediğimizi, yeni ücretin ne olacağını” soruyordu.

Her defasında aynı cevapla oyalıyorlardı.

“Güneri Bey hiç dert etmesin, sözleşme süresi bitse dahi sözleşme varmış gibi garantilerimiz altındadır” diyorlarmış.

SUNA KIRAÇ İÇİN

ATLATILDIK

Nihayet sürenin bittiğinin ertesi günü sözleşmeyi göndermişlerdi.

Sözleşmede benim ve eşimin daha önce geçirdiğimiz hastalıklar ve ameliyat konuları kapsam dışı bırakılmıştı.

Sözün kısası oyalanmış, atlatılmıştık.

İşte Koç’un daveti sigorta şirketinden bu üzücü bildirimi aldığım gündü.

Davetlilerin arasına katıldığımda Suna Kıraç eşim Canan’la konuşmaktaydı.

YÜZÜMÜ OKUDU

Daha birkaç kelime konuştuk ki bende olumsuz bir şeyler olduğunu hemen fark etti.

Sebebini sordu.

Adeta yüzümü okumuştu.

Oysa ben duygularımı belli etmemeye çalışıyordum kendimce.

Neyse durumu söyledim.

“Merak etmememi” söyledi.

“Bütün riskleri kapsayacak ve ömür boyu devam edecek sözleşme yaparız” dedi.

Ve öyle de oldu.

Ertesi gün daha evden çıkmadan Koç grubunun sigorta şirketi genel müdürü, değerli insan Kemal Olgaç benim ve eşimin hayat sigortalarının “bütün riskleri kapsamak ve hayat boyu sürmek” üzere hazır olduğunu, sigorta ücretinin de daha önceki sözleşmemle aynı olacağını söyledi.

Şirket artık Koç grubunda değil ama o sözleşme hâlâ sürüyor.

DOĞUM GÜNÜM

İkinci anım...

Şimdi nedenini hatırlamıyorum ama bir doğum günümde akşam üstü eşimle birlikte Suna ve İnan Kıraç’ın yalısındaydık.

İnan Kıraç seyahatteydi.

Bir iki saat orada kalacak, sonra Canan’la eve dönecektik.

Laf arasında Suna Kıraç “doğum günüm olduğunu” öğrendi.

“Eğer bir programınız yoksa yemeğe kalın” dedi.

Bu teklif çok hoşuma gitmişti.

Ama... Utandım, nedense.

Ağırlık vermek istemedim.         

“Maalesef bir programımız var” deyiverdim.

Suna da “E herhalde Güneri Cıvaoğlu’nun doğum gününde güzel bir programı vardır mutlaka” yorumunu yaptı.

Oysa nasıl da isterdim üçümüzün -belki de kızları İpek’le birlikte- dördümüzün birlikte olacağı programı...

Sonraları utangaçlığımdan dolayı kendime epeyce kızdım.

..................

Daha anlatacak çok anılar ve Suna Kıraç’ın hayatından seçmeler var.

Örneğin Koç Lisesi, Koç Üniversitesi, Galatasaray Lisesi, Galatasaray Üniversitesi...

TEGV (Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı)...

İnan Kıraç’la evliliği...

Sevgili kızları İpek Kıraç...

İnan Kıraç’ın onu yaşatmak için müthiş çabası...

Pera Müzesi ... İstanbul ve Antalya için araştırma kurumları...

.....................

Sevgili Suna Kıraç’ın üzerine nurlar yağsın.