Turnusol kâğıdı

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olmalarına, Türkiye’nin blokajı kaldırması, birinci derecede ilgili olan İskandinavya’daki Kürtler arasında nasıl karşılandı?

İsveç’te yaklaşık 100 bin Kürt var.

Madrid’deki 4’lü zirveden çıkan sonuç onlar arasında nasıl yankılandı?

Bu sorunun cevabı turnusol kâğıdı gibidir.

Olayın rengini ortaya koyar.

……………

Dünkü

Le Monde gazetesi

Kürt kökenli İsveçli gazeteci Kurdo Baksi “Endişeliyim çünkü İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’ye ne vadettiğini bilmiyorum” söylemini yansıtmış.

Sol partinin dış politika sözcüsü Kürt kökenli Hakan Svenneling ise şu yorumu yapmış:

“Erdoğan İsveç’e uyum sağlaması için baskı yapıyor. Tüm Kürtleri terörist olarak adlandırmak baskısı…”

Meslektaşı Linda Snecker İsveç hükümetini açıkça suçluyor:

“Hükümet, NATO üyesi olmak için İsveç’teki Kürtleri feda ediyor.

İsveç temyiz yolunu kapatarak daha fazla insanın yargı yoluyla sınır dışı edilmesine karar verdi!..”

…………….

Bu tepkiler Türkiye’nin blokajı kaldırmak karşılığı İsveç ve Finlandiya’dan aldığı taahhütlerin, İskandinavya’daki PKK ve PYD yakınlarını ya da bu örgütlere destek veren veya en azından sempati duyan sığınmacı Kürtlerin “canını yaktığını” gösteriyor.

İsveç Başbakanı Magdelena Andersson bunu 4’lü zirve sonrasında açıkça dile getirmiş bulunuyor.

Dünkü Le Monde’a göre, Başbakan Andersson’un sözleri şöyle:

“Bu noktaya gelmek için uzun ve zorlu görüşmeler yaptık… Vermek ve almak zorunda kaldık…”

Andersson, söylemlerinde daha da ileri gidiyor.

“İsveç terör cenneti olmayacaktır. İlgili makamlar, güvenliğe tehdit oluşturabilecek kişileri sınır dışı etmek
için çok yoğun bir çalışma sürdürüyor.

İncelenmekte olan önemli sayıda dava var.”

İsveç’in Dagens Nyheter gazetesine göre, “SAPO (İç İstihbarat Servisi)PKK ile bağlantılı ve Türkiye’ye iade edilebilecek en az bir düzine kişi listelemiş. Bu taviz İsveç’in yaklaşık 100 bin kişilik Kürt toplumu arasında huzursuzluğa neden olmuş.”

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Ninistö ise “Türkiye’nin terörizm konusundaki endişelerini ciddiye aldığını, terörle mücadele, silah ihracatı ve suçluların iadesi konularında iş birliğimizi güçlendiriyoruz” açıklamasını yaptı.

Ancak…

“Elbette ulusal mevzuatımıza göre çalışmaya devam edeceğiz” cümlesini de ilave ederek.

Turnusol kâğıdı

BIDEN DEVREDE

Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’ya blokaj açıklaması için daha ilk günden itibaren Amerika “Bu onların sorunu, biz karışmıyoruz” diyerek pozisyon almıştı.

Acaba neden?

Dünkü NYT’ye (New York Times) göre, bunun nedeni şöyle:

“Amerikalı yetkililer günlerce Başkan Biden’in Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında arabulucu olmayacağını söyleyerek müzakerelerdeki rolünü minimalize etti.

Türkiye çözümün bu üç ülkeye bağlı olduğunu sürekli vurguladı.

Anlaşma salı gecesi açıklandıktan sonra, üst düzey bir ABD yönetim yetkilisi ‘Başkan Biden’ın katılımını görüntüde minimuma indirmenin daha diplomatik bir duruş olduğunu’ söyledi.

Yetkili böyle yaparak ‘Türkiye’nin blokajını kaldırmayı kabul karşılığı ABD’den tavizler istemesini engellediğini’ de belirtti.”

Ancak…

Görünen o ki Ankara’nın kararlı duruşu ABD’nin olayın dışında kalma tavrını bozmuş.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madrid’e uçmadan önce Biden onu telefonla aradı ve “bu anı yakalaması (seize this moment)” dedi.

ABD tarafından bu telefon konuşmasında “Biden’ın F-16’lar için bir söz vermediği” haberleri sızdırıldı.

Ama…

Gene de “bu anı yakala” söyleminin, F-16’lar bağlamında Kongre’ye iyi etki yapacağı mesajı seziliyor.

Biden’ın 4’lü memorandum sonrası yazılı olarak kutlaması da “Kongre’ye bir duyuru” olarak yorumlanabilir.

Şu satırlar yazılırken Biden ile Erdoğan’ın görüşmesi henüz gerçekleşmiş değildi.

Ancak…

Gerek Amerika, gerek Türkiye tarafı bu görüşmenin olumlu bir ortamda geçeceği kanısındaydılar.

Turnusol kâğıdı

…………………

Amerikan PBS NewsHor yayınına katılan dış ilişkiler muhabiri Nick Schifrin, “Biden bu anlaşmada kilit rol oynadı ancak rolünü öne çıkarmadı” yorumunu yaptı.

Finlandiya ve İsveç’in anlaşmayı imzalamadan hemen önce son onayını almak için Başkan Biden’ı aradıkları gibi bir önemli ayrıntıyı da dile getirdi.

Gazeteciye göre Biden, kasım ayından bu yana tüm süreci Finlandiya ve İsveç ile birlikte koordine etmişti, bugüne ulaştırmıştı.

Turnusol kâğıdı

RUSYA’DA YANKILAR

Rusya’nın önemli gazetesi Kommersant yorumundan satırlar sunayım:

Zirvenin ilk gününün beklenmedik bir şekilde sonuçlanması Erdoğan’ı haberlerin ana odağındaki kişi haline getirdi.

Türk tarafı puanlar kazandı.

Ankara, Batı ile Doğu arasındaki savaşın ortasında, kendi kendine yeten bağımsız bir güç merkezi olarak uluslararası statüsünü yükseltiyor.

Bazıları için kriz, diğerleri için kâr.

Türkiye bölgesel güç olarak önemini Ukrayna kriziyle artırdı.

Ukrayna krizi koşullarında Türkiye’nin önemini kabul eden Batı, Türk silahlı güçlerinin Kuzey Suriye’ye girmesinden Rus S-400 füze savunma sistemini satın almasına kadar birçok konuda Ankara’yla geçmişte yaşanan keskin çelişkilere göz yummak zorunda kalıyor.

Ukrayna limanlarından tahıl ihracatını organize etmeye aracı olduğu için Türkiye, Kiev’den tahıl alımında yüzde 25 indirim sağlayacak.

Gazetenin attığı başlıkla yazıya noktayı koyayım:

“İstanbul, Helsinki ve Stockholm’den önce düştü…”

Yani…

Türkiye’nin de NATO’dan yana ağırlık koyduğuna işaret ediyor, daha fazla zorlamanın fayda sağlamayacağını vurguluyor.