Ya Türkiye nerede?

Avrupa Birliği’nde “Ya Türkiye!” dedirten şeyler oluyor.

…………….

“Avrupa Konfederasyonu” ya da “Avrupa İdealler Federalizmi” ve “Pragmatik Federalizm” gibi söylemler uçuşmakta.

Anlatayım…

“AB’ye tam üye” olmak çeşitli aşamalarla uzun bir süreç…

Ancak…

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında, bir yandan NATO’nun, öte yandan AB’nin aday ülkelerle safları sıkılaştırma zorunluğu doğdu.

NATO üyeliği kesinleşinceye kadar “Finlandiya ve İsveç’le özel statülü savunma anlaşmaları” yeni bir formül. (*)

İngiltere Finlandiya’yla böyle bir metin imzaladı.

Ardından, ABD’nin de Rusya’ya karşı bu iki İskandinav ülkesini Rusya’ya karşı korumaya alacak özel savunma anlaşması gündemde.

Yanı sıra…

Siyasi ve ekonomik olarak da AB daha geniş bir şemsiye açıyor.

Şöyle ki…

Ya Türkiye nerede

KONFEDERASYON/FEDERASYON

Merkel kendini emekli ettikten sonra AB’nin fiili liderliğini Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İtalya Başbakanı Draghi paylaşıyor.

İki “entelektüel” dayanışma halindeler.

Draghi, Ukrayna sorunundan sonra “AB eşiğinde bekletilen adaylar için gaza basmak gerektiği” görüşünde.

“Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın hızlandırılmış prosedürle AB üyesi yapılmasını” öneriyor.

Ayrıca…

“Sırbistan ve Karadağ ile -zaten başlamış olan- müzakerelere ivme kazandırılması” görüşünde.

“Bosna-Hersek, Kosova, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile de katılım müzakerelerinin bir an önce açılmasının önemini” vurguluyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un da paylaştığı bu görüşler “Avrupa Entegrasyonu” merceğinden yorumlanmakta.

Ama…

Bu saydığım ülkelerin “tam üye” olmalarına kadar geçecek süreye ortak başlık lazım.

İşte Draghi’nin yaptığı “İdealler Federalizmi” ya da “Pragmatik Federalizm” çağrısı bu amaçla konuşulmakta.

………………

Öte yandan…

Jacque Delors Enstitüsü’nün Başkanı Enrico Letta Avrupa’nın geleceği konferansı bağlamında “AB genişleme vizyonunu” anlatırken “konfederasyon” formülünü dile getirdi.

Ukrayna, Gürcistan, Moldova’nın yanı sıra Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan ve Kosova’yı kapsayan bir konfederasyon önerdi.

Avrupa Komisyonu ile aday ülkeler arasındaki ilişkileri yoğunlaştıracak ve koordine edecek bir forum gibi düşünüyor konfederasyonu…

Ya Türkiye nerede

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İtalya Başbakanı Draghi’den “yeni Avrupa” fikri dayanışması.

GAYRİRESMİ

G-20 örneğinde olduğu gibi gayriresmi bir şekilde ve çok hızlı kurulabileceğini öne sürüyor.

Sonrasında ise “Bu çatı basit ve onaylanması kolay bir anlaşmaya dönüştürülür” diyor.

Draghi, Macron ve Letta’nın kaygıları aynı.

“Polonya, Çek Cumhuriyeti ya da Macaristan gibi ülkeler AB üyesi olmak için 10 yıldan fazla bir süre beklediler.

Ukrayna ve diğerleri de bu kadar uzun süre mi bekletilecek?”

………………

Ne kadar hızlandırılırsa hızlandırılsın gene de bir süre gerekebilir.

Bu sürenin “belirsizlik” sakıncası “ilkeler konfederasyonu” ya da “pragmatik federalizm” gibi bir büyük şemsiye altında güvence duygusu verebilmeli.

Ya Türkiye nerede

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson’la bir araya gelen Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, “Almanya’nın NATO üyeliği için Finlandiya ve İsveç’i desteklediğini” açıkladı.

Ya Türkiye nerede

Enrico Letta “Avrupa Konfederasyonu’nu öneriyor.”

AVRUPA SAVUNMASI

Avrupa Birliği üyelerinin “güvenlik harcamaları Rusya’nın üç katı.”

Ama…

Rusya’nın tehdidi karşısında gene de kendini güçlü hissedemiyor.

Sırtını ABD’ye dayıyor.

Macron ve Draghi “eski kıtanın güvenliği için askeri çabaların koordinasyonunu sağlayacak bir yapılanma” önermekteler.

“Safların sıkılaşacağı, Avrupalı konseptinin belirleyici olacağı” böyle bir yapılanmada çok önemli bir “karar devrimi” de öngörülmekte.

“Kararların artık oy birliğiyle” değil “çoğunlukla alınması…”

Böylece Rusya’ya yakın duran Macaristan gibi AB ülkelerinin engellemeleri saf dışı edilmiş olacak.

………………

Yazının başına dönelim.

Bütün bu aşamalarda, önerilerde, formüllerde, yapılanmalarda, konfederasyonda, federasyonda Türkiye nerede?

Türkiye bir kez bile dile getirilmiyor, satırlarda yer almıyor.

Tek tek sayılan “Aday ülkeleri 10 yıl bekletemeyiz, bekletmemeliyiz” diyenler “Türkiye’nin 50 yılı aşkın süredir AB eşiğinde bekletildiğini” hatırlamıyor bile.

Çok üzücü.

……………….

Bu bir yana, “Türkiye, kurucusu olduğu Avrupa Konseyi üyeliğinin de düşürülmesi için başlatılmış bir süreçte…”

Ne yazık…

 

(*) Not: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “ İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olmalarını Türkiye’nin Veto hakkını kullanarak engelleyeceğini” açıkladı. Gerekçe  “ bu ülkelerin PKK ve YPG’ye himayeleri…” İsveç ve Finlandiya umarız ki bu yanlışlarını sorgular .