Yaşamın aynaları

Yaşamın aynaları


       Sinema, yaşamın aynasıdır.
       En fazla gişe yapan filmler; hukuk, şeffaflık, insan hakları gibi kavramlar için erdem savaşımlarını yansıtıyor.
       Söz gelişi...
     Julia Roberts'ın Tatlı Bela...
       John Travolta'nın Dava...
     Al Pacino'nun Köstebek...
     Russell Crowe'un Los Angeles Sırları...
     Tom Cruise'un Şirket filmleri...
       Bu yapıtlarda, doğayı kimyasal atıklarla kirleten, halkın akciğerlerini nikotinle zehirleyen, karanlık tezgahlar kuran, kara parayla oynayan güçlere karşı hukukun kavgasını verenlerin öyküleri yansıtılıyor.
       Artık...
     Amerikan Rüyası, Roma Tatili, Batı Yakasının Hikayesi gibi pembe hülyaları yansıtan filmler, gerilerde kaldı.
     Vietnam dehşetinin izleri, yüreklerde ve beyinlerde yaşanırken çevrilen Vietnam sendromu filmleri de...
       Toplumlar, artık arınmayı, yıkanmayı, şeffaflığı özlüyor.
       Baronların hesap vermesini istiyor.
       Hukukun üstünlüğünü, savaşımını yansıtan, çağdaş hukuk Robin Hood'ları için sinema salonları doluyor.
       Sinema sanayisi de, bu toplumsal istek doğrultusunda üretim yapıyor.
       Çünkü...
       Sinema, yaşamın yansıması.

Gazete başlıkları

       Dünyada ve Türkiye'de de bağırsaklar temizleniyor.
       Bunları gazete manşetlerinde görüyoruz.
       Televizyon ekranlarında izliyoruz.
       Ve toplum, artık kötülerin, kötülüklerin dokunulmazlık zırhlarının delindiğini görüyor.
       Yeni bir sürece girildiğini düşünmeye başlıyor.
       Çeteler, hayalciler, onların köşe başlarını tutan kodaman destekleri, faili meçhullerin sanıkları, irtica ve bölücü örgütleri ile suç, kara para ve şiddet putları teker teker devriliyor.
       Azımsanacak bir süreç değil bu.
       Hukuk Robin Hood'ları için gişe rekorları kırdıran özlem, Türkiye'de bir süredir gerçek yaşamındaki hukuk savaşımıyla umuda yolculuk yapıyor.
       Bu bir psikolojik momentumdur.
       Kabaran bir toplum psikolojisi dalgasıdır.
       Hadi bizden de bir örnek verelim.
     Yılan Hikayesi dizisindeki Komiser Memoli, neden birden halk kahramanı haline geldi?
     Türkiye insanındaki bu nabız yükselişi, Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesiyle başladı.
       Yeraltı dünyasının ters - yüz edilerek, bütün kirli dikişleriyle, ilmik ilmik gün ışığına çıkarılmasıyla sürüyor.

Her boyutta

       Sadece onlar değil, sivil itaatsizlik başlığı altında toplanan ve insanların haksız uygulamaya ve devlet şiddetine direnişini ortaya koyan filmler de günümüzde gişe patlamaları yapıyor.
       Örneğin Denzel Washington'ın oynadığı Pelikan Dosyası filmi.
       Ve "bizim sinemalarımız" diyebileceğimiz gerçek yaşam görüntüleri...
     Türkiye'de artık işkenceler, devletin içine sızıp, derin devleti oynamaya kalkışanlar, baronlarla işbirlikçi bürokratlar da kulaklarından tutulup gün ışığına çıkarılıyorlar.
       Adalete teslim ediliyor.
       Elbette "her şey çözüldü, karanlıkta kalmış hiçbir kir yok" diyemeyiz.
       Ama...
       Pisliği halının altına saklama dönemi bitti.
       Halıyı çekme süreci yaşanıyor.
       Altındakiler ortaya çıkıyor.
       Üstüne eğri basanlar düşüyor.


Yazara E-Posta: gcivaoglu@milliyet.com.tr