Zirve’de ‘sirtaki’ çalmadı

AB zirvesinde Türkiye için Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’yle destekçilerinin istedikleri sert yaptırımlar çıkmadı.

“AB’de siyasi akla stratejik aklın galip geldiği” denebilir.

AB’nin 27 üyesinden 21’i NATO üyesi...

Avrupa’nın da dâhil olduğu NATO’nun güçlü ayağı Türkiye’nin tökezletilmesi, kaybedilmesi AB’nin istediği en son şey olmalıdır.

Bu nedenle, Türkiye için “Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin askıya alınması, Türkiye’ye silah ambargosu, Türkiye özel sektörüne Avrupa yatırım bankasından kredilerin kesilmesi, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin dondurulması” gibi çok sert yaptırımlar AB’nin zirve yemeğinden çıkmadı.

AN İTİBARIYLA

Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi şu aşamada kaybetmiş görünüyor.

Ancak...

Büyük resme bakarsak, “zamanın bu iki ülke yararına işlemekte olduğu” söylenebilir.

Şöyle ki...

Doğu Akdeniz, başlangıçta sadece Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi arasında bir sorunken çapı büyüdü.

Artık Türkiye ile AB arasında sorun haline geldi.

Rumların isteği de buydu.

Hatta bir parantez açayım; Doğu Akdeniz Türkiye ile ABD arasında da sorun olma yolunda.

Türkiye’ye yaptırımlar AB’nin 10-11 Aralık zirvesinden çıkmadı ama marta ertelendi.

“Mart 2021’e kadar yeni kısıtlayıcı ek listeler hazırlanması” kararlaştırıldı.

Yani...

“Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleriyle bağlantılı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırım listesinin genişletilmesi öngörülüyor.”

Ayrıca AB Dışişleri “Türkiye’ye karşı izlenecek yol konusunda seçenekler ve Türkiye’yle ekonomik ilişkiler konularında” rapor hazırlayacak.

Bunlar “zamanın Yunanistan ve Güney Kıbrıs lehine işleyecek olmasının” ağır basma ihtimalini gösteriyor.

Öte yandan, kararda “Türkiye’nin tek taraflı eylemler ve provokasyonlarda bulunmasından, AB’ye yönelik söylemlerinden üzüntü duyulduğu” cümlesi yoruma açık.

“Retorik (söylemler)” değinmesi bir yana ama tek taraflı eylemler ve provokasyonlar Oruç Reis’in sismik araştırmalara yeniden başlamasına karşı bir caydırıcı tavır alış mı?

 Ve nihayet AB Liderler Zirvesi kararında ABD ile -yaptırımlar için- koordinasyon göndermesi de var.

Aynı saatlerde Bloomberg “Trump’ın CAASTA kapsamında yaptırım seçimlerini gerçekleştirdiği ve imzaladığı” yolunda bir haber geçmişti.

Şu satırlar yazılırken de henüz Beyaz Saray’dan açıklama bekleniyordu.

Zirve’de ‘sirtaki’ çalmadı

Zirve’de ‘sirtaki’ çalmadı

Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin hayali buydu...

....................

Bir kulis duyumunu yansıtayım...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Azerbaycan’a giden gazeteciler, yolda Erdoğan’a yakın isimlerle konuşmuşlar.

“CAASTA için 12 yaptırımdan 5’ini, Biden’a bırakmadan Trump’ın seçip imzalaması Türkiye için daha iyi olur” demişler.

...................

Sonuç...

Zirve yemeğinde bu kez de Yunanlıları ve Kıbrıs Rum Yönetimi’ni neşelendirecek sirtaki çalmadı.

FRANSA’NIN İMAM PROJESİ

Dün Fransa’da hükümetin kabul ettiği Özgürlük Yasası taslağını yazmıştım.

Yasa taslağında “İslam” sözcüğü geçmiyor ama “adres belli” demiştim.

Hedef “radikal İslam...”

Ancak...

“Toplumda barış içinde bütünleşme” başlığı altında netameli programlar öngörülmekte.

Bunlardan biri de Cumhurbaşkanı Macron’un açıkladığı “Fransa’nın imamlarını kendisinin yetiştireceği, bunların Fransız yasalarını ve dinini bilen, Cumhuriyete bağlı imamlar olacağı, yabancı imamların Fransa’da görevlendirilmesine 4 yıl içinde aşamalı olarak son verileceği...”

Bu arada Fransa’nın ilk -tartışmalı- kadın imamı (!!) Kahina Bahloul’un resmini de kullanmıştım.

Kahina Bahloul, Fransa’daki Müslümanlar tarafından tepkiyle karşılandı.

Hatta “cadı” diye etiketleyenler de oldu.

...................

Ancak...

Kahina Bahloul’un gene de -tahrik edici bulunan- faaliyetine devam ettiğini gösteren resimler ve haberler var.

Kahina Bahloul “liberal cami” projesinin iki kurucusundan biri.

“Kadın ve erkeklerin birlikte saf tutabildiği küçük bir cemaat.”

................

Kahina Bahloul 2019 baharında kendini İmam ilan etmişti.

Bahloul’a göre “kadın imam olmaya bir engel yok.”

Fotoğrafta gördüğünüz gibi, Fransa’nın ilk kadın/erkek karışık camisi geçen yıl açılmış.

Ve...

İlk kez Kahina Bahloul orada cuma namazı kıldırmış (!), ardından da vaaz vermiş (!).

................

Aslında bu bir ilk değil.

2005 yılında New York’ta Teolog Dr. Amina Wadud da cuma namazı kıldırmıştı.

Dünya kamuoyunda yankılar yapmıştı bu olay.

“Kadınlar namaz kıldırabilir mi?” sorusu tartışılmıştı.

Wadud daha sonra Britanya’ya giderek orada da namaz kıldıran ilk kadın imam olmuştu.

Ama bunlar uçlarda gezinen ve tepki gören, taraftar bulmayan örnekler.

Zirve’de ‘sirtaki’ çalmadı

KARIŞIK BİYOGRAFİ

Kahina Bahloul Paris’te marangoz bir Cezayirli babanın ve ateist bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş.

Anneannesi Polonyalı bir Yahudi’ymiş.

Kahina Bahloul, Cezayir’de hukuk eğitimi almış.

2003’te Fransa’ya dönmüş.

12 yıl boyunca sigortacılık sektöründe çalışmış.

Babasını kaybettikten sonra “Müslüman mistisizmi Sufizm” ile bağ kurmuş ve bu bağını derinleştirmiş.

Sufi dini derneklere dâhil olmuş.

Ardından, Paris’te İslamoloji alanında yüksek lisans derecesi almış.

12.yüzyıl Sufi ilahiyatçısı ve şairi İbn Arabi’nin düşünceleri üzerine doktora yapmış.

“Parle-moi d’Islam (Benimle İslam’ı konuş) kanalını ve derneğini kurmuş.

Bahloul “tasavvufun mediatif uygulamasının cinsiyet meselelerini ortadan kaldırdığı” iddiasında.

“İbn Arabi’nin yazılarında da bir kadının namaz kıldırmasına engel olmadığını” söylüyor.

Norveçli kadın imam Annika Skattum ve yukarıda bahsettiğim Müslüman feminizminin figürü kadın imam Amina Waddud’dan ilham almakta.

................

Sonuç...

Fransa zaman zaman şiddete de başvuran köktencilere karşı toplumda birliği amaçlayan reformlar yapacak.

İmamları Fransa’da yetiştirme gibi çok hassas projeleri hayata geçirecek.

Ancak...

Yukarıdaki satırlarda örneklerini verdiğim İslam’ın büyük çoğunluğunun inançlarına ters gelen “uçuk ve yadırgatıcı, münferit” girişimlerle arasına mesafe koymalıdır.

Sonuna kadar kadın-erkek eşitliğinin yanındayım. Atatürk’ümüzün aydınlık yolunda Türk kadınının ülkemizde ve dünyada insanlığa ve uygarlığa en az erkekler kadar katkıda bulunduğuna inanıyorum. Yazıya da noktayı böyle koyalım.