Gürkan Akgüneş

Gürkan Akgüneş

gurkan.akgunes@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Toprak kaybı Türkiye için hayati bir sorun. Her 10 yılda 1 santimetre kalınlığında toprağımızı erozyon, kuraklık, kentleşme ve yanlış tarım uygulamaları nedeniyle kaybediyoruz. Oysa o 1 santimetre toprağın oluşumu için en az 300 yıl gerekiyor.

Bugün “Dünya Toprak Günü”. İnsanlık her neye sahipse hepsini toprağa borçlu. Sofradaki ekmek de ondan, üzerindeki ceket de. Ama aynı insanlık, toprağa karşı bir o kadar da hoyrat. Rant uğruna betona gömmekten, daha fazla ürün diye derin sürüp, zehre bulamaktan hiç mi hiç çekinmiyor! Günün sonunda geriye artık ekilemeyen, canlılığını yitirmiş, erozyona uğramış koskoca bir çöl kalıyor. Oysa kaybedilen her metrekare toprak, gelecek kuşakların gıda hakkının gaspı anlamına geliyor.

Haberin Devamı

Bugün dünya genelinde her 3 tarladan 1’i artık ekilemez durumda. Gezegenimizde her yıl 75 milyar ton toprağı, arazi tahribatı nedeniyle kaybediyoruz. Bunun maliyeti yıllık 400 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu tablonun tahıl üretiminde 7.6 milyon tonluk bir düşüşe sebep olduğu öngörülüyor. Toprak azaldıkça ve verimsizleştikçe, açlık ve gıda fiyatlarındaki artış kaçınılmaz oluyor.

Bir tutam toprak için 300 yıl gerek

Canlılığını kaybediyor

Toprak canlı organizmaları barındıran bir ekosistem. O ekosistem hastalandığında, üzerinde yaşayan canlılar da sağlığını kaybediyor. Fakat bu somut gerçeğe rağmen, tarımsal faaliyetler uzun yıllardır toprağın sağlığını bozacak şekilde yürütülüyor. Önce toprak makinelerle sürülerek canlı katman âdeta hançerleniyor, sonra da buradan ürün almak uğruna, tonlarca kimyasal (gübre ve pestisit) toprağa saçılıyor. Yıllarca süren bu kısırdöngü, günün birinde toprağın tamamen verimsiz hale gelmesiyle sonuçlanıyor.

Türkiye’deki tarım toprakları bu açıdan kritik bir eşikte. Tarım yapılan toprakların neredeyse yüzde 90’ında organik madde miktarı, “az ya da çok az” olarak nitelendirilen yüzde 2 oranının altında. Yani toprağımız canlılığını kaybetmek üzere. Üstelik dünya ortalamasının 2 katından fazla erozyona maruz kalıyor. Çölleşme Hassasiyet Haritası’na göre, Türkiye’nin yüzde 22.5’i yüksek çölleşme hassasiyetine, yüzde 50.9’u ise orta düzeyde çölleşme hassasiyetine sahip. İşlenen tarım arazilerinin yüzde 59’u, mera arazilerinin ise yüzde 64’ü erozyonla karşı karşıya.

Haberin Devamı

Toprağı iyileştirmek mümkün

Bu kara tablo yetmezmiş gibi, bir de küresel ısınmanın tetiklediği kuraklık ve tuzlanma tehdidiyle yüz yüzeyiz. 4.2 milyon hektar alanı tuzlanma nedeniyle kaybetmişiz. Mevcut tarım arazilerinin 6’da 1’i yani. Buna karşın hâlâ yanlış sulama politikalarıyla tuzlanmayı tetikliyoruz. İç Anadolu’da buğday yerine daha çok su isteyen bitkileri yetiştiriyor, su arsızı meyveleri coğrafyamızda yaygınlaştırıyoruz. Oysaki vakit kaybetmeden tam tersini yapıp koruyucu ve onarıcı tarımla bu yorgun toprağı iyileştirmeliyiz. Peki nasıl? TEMA Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Hikmet Öztürk’e göre, verimli tarım arazilerini muhafaza etme, ağaçlandırma, erozyonu önleyecek tedbirler, meraları rehabilite etme ve karbonu toprağa hapseden sürdürülebilir bitkisel üretimle toprağı iyileştirmek mümkün. Nüfus artışına karşın tarım arazilerinin hızla küçüldüğüne ve bu alanlarda verim uğruna daha çok kimyasal gübre kullanıldığına dikkati çeken Öztürk, “Mesela Karadeniz’deki çay bahçelerinin yüzde 95’i gübre nedeniyle çok kuvvetli asidik hale gelmişti. Burada bir çay firmasıyla başlattığımız projeyle çay bahçelerinde kompost gübre ve dolomit uygulaması yaptık. Ve gördük ki, toprak PH’ı yükseliyor, organik maddesi artıyor. O bahçelerde yüzde 50 verim artışı sağladık. Şimdi aynı asitleşme sorunu fındık bahçelerinde de yaşanıyor. Maalesef çiftçimiz, toprak sağlığını kaybettikçe daha fazla gübre kullanıyor. Bu tarım şeklinin sürdürülebilir olmadığını artık tüm dünya anladı ama alışkanlıkları değiştirmek çok zor. Çiftçi gördüğüne inanır. Tarla günleriyle işlemesiz tarım mutlaka özendirilip, çiftçimize anlatılmalı” diyor.

Haberin Devamı

VERİLER: WWF Türkiye’nin, ETİ Burçak ile hazırladığı “Türkiye’de Tarım Topraklarının Dünü, Bugünü ve Geleceği” başlıklı raporuna göre;

- Türkiye’de yaklaşık 5 milyon hektar tarıma elverişli arazi, kapsamının dışında değerlendiriliyor. 5 milyon hektar arazi de tarıma elverişli olmadığı halde tarımsal üretim amaçlı kullanıldığı için erozyona uğruyor.

- Tarımsal faaliyet için kullanılan toprakların, yüzde 41’i tahılların ve diğer bitkisel ürünlerin ekimi için kullanılırken, yüzde 9’u ise nadasa ayrılmış. 37 milyon 716 bin hektarın yüzde 39’u çayır ve mera arazisi iken yüzde 9’u meyve, içecek ve baharat bitkileri tarım alanı, yüzde 2’si de sebze bahçesidir.

- Toprakta yaşayan 360 bin tür hayvan var.

- 10 gram sağlıklı toprakta 106 farklı türe ait 1010 bakteri hücresi görülebiliyor.

- Türkiye’nin bitkisel üretime uygun toprak derinliğine (90 santimetreden derin) sahip arazi varlığı yalnızca 11 milyon hektardır (TÖİK, 2014). Bu rakam, ülkemizdeki tarım arazilerinin yüzde 30’u bile değildir.

- Yaygın olarak uygulanan toprak işleme yöntemleri; toprağın kalitesini azaltarak fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliğini yitirmesine, verimliliğin düşmesine neden olmuştur.