Gürkan Akgüneş

Gürkan Akgüneş

gurkan.akgunes@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Plastik artık damarlarımızda dolaşıyor! 22 kan örneğinden 17’sinde plastik parçacıklarının saptanması aslında malumun ilanı oldu.

Kanımızdan plastik çıktı. Hollanda’da yapılan araştırma, insanlara ait 22 kan örneğinin 17’sinde plastik parçacıkları bulunduğunu gösterdi. Aslında malumun ilanı oldu bu çalışma. İnsan kanında plastik parçacıklarının tespiti hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü boğazımıza kadar plastiklere bulanmış haldeyiz. Defalarca yazdık bu köşede; toprakta, havada, suda mikroplastikler var. Denizler adeta mikroplastik çöplüğüne döndü. Akdeniz’e kişi başı her yıl 1 kilo plastik döküyoruz. Kuşlarda, balıkların dokusunda, midyede neredeyse her canlıda plastik çöpüne rastlanıyor. Böylesi bir tabloda, insan kanında çıkmaması mümkün mü?

Haberin Devamı

Çayımızı kahvemizi plastik bardaklarda içiyoruz. Evde suyu polikarbon damacanadan, sokakta PET şişeden tüketiyoruz. Sipariş ettiğimiz yemekler, plastik ambalajlara sarılı halde geliyor. Tek kullanımlık plastik ya da köpük tabaklarda yemek yiyor, yiyecekleri streç filme sararak saklıyoruz. Adı tahta ama bazı evlerde kesme tahtaları dahi plastik. Giysilerimiz, halılar, perdeler hep polyester. Plastiğe maruz kalmadığımız alan neredeyse yok gibi.

Zaten kanda tespit edilen plastik de gıda ambalajları ve tekstilde kullanılan çeşitler. Besin zincirimizde olduklarını biliyorduk. Kana geçtiğini öğrendikten sonra, artık tek yapmamız gereken tek kullanımlık plastikleri hayatımızdan çıkarmak. Yoksa sonraki çalışmalarda plastiğin beyin dokularında bulunduğunu duyacağız. Mesela geçen yıl mikroplastiklerin hücre hasarına yol açtığını gösteren bir çalışmaya imza atan İstanbul Üniversitesi Genel Biyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Belivermiş, nano boyuttaki plastiklerin bağırsak epitellerini geçtikten sonra vücudun her bölgesine ulaşabileceğini söylüyor.

Peki, o plastikler vücudumuzda neye yol açabilir? En temel endişe, endokrin bozucu etkileri. Diğer yandan kanser başlatma potansiyeli, üreme toksisitesi, pankreas ve tiroid bozuklukları ile bağışıklık sisteminde yaratabileceği hasarlar da listede. Tabii plastiklerin vücutta uzun süreli birikimi tehdidi artırıyor. Mesela gıda ambalajlarında kullanılan PFAS diye bir kimyasal grubu var ki, kalıcılığından dolayı “sonsuz kimyasallar” olarak adlandırılıyor. Ambalaj malzemelerini ısıya, leke ve suya dayanıklı hale getirmek için kullanılan bu kimyasallara ya burger yerken ya da karton bardaklarda sıcak içecek tüketirken maruz kalıyoruz.

Haberin Devamı

Kana kana plastik

Kontrol yok

PFAS’ın doğrudan kanserojen olduğunu belirten Mikroplastik Araştırma Grubu lideri Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, “Çok tehlikeli” diye tanımladığı PFAS için şu uyarılarda bulunuyor: “Yemeklerin sarıldığı kâğıtlardan paketlere, evdeki eşyadan giysilere kadar geniş bir kullanım alanı var. Ama herhangi bir kontrol yok. Diğer plastiklerde de durum benzer. Dışarıya yemek servislerinin çoğu plastik ve plastik türevi ambalajlarla yapılıyor. Ama bu yemeklerin plastikle teması sırasında açığa çıkan zehirlere kimsenin aldırış ettiği yok. Mesela araştırmada kanda tespit edilen polistiren, köpüksü kapların hammaddesi. Polistirenin sıcak kırmızı gıdalara teması gerçekleştiğinde ortaya çok zehirli bir kimyasal çıkıyor. Ama bu konuda ne bilinç var ne de denetim. Artık kanda da çıktığını gördükten sonra yapmamız gereken ilk şey, gıdaların plastikle temasını ve tek kullanımlık plastiklerin kullanımını yasaklamak. Avrupa yasakladı. Biz de yapabiliriz.”

Haberin Devamı

En etkin önlem

Doç. Gündoğdu, kan sonuçlarına şaşırmamış: “Daha önceki çalışmalar, mikroplastiklerin dışkıda, plasentada, hatta balıkların beyninde olduğunu göstermişti. O yüzden kanda çıkması ürkütücü bir sonuç olsa da ben şaşırmadım. Artık biliyoruz ki, kanımızda plastik çöpü var. Bağırsak bariyerini aştıktan sonra vücudun her yanına dağılması zaten muhtemeldi. İnsan beyninde olduklarını görmemiz de yapılacak araştırmaya bağlı. Bireysel olarak alabileceğimiz en etkin önlem, başta tek kullanımlık plastikler olmak üzere plastikle iç içe geçmiş gıdalardan uzak durmak. Damacanadan ya da PET şişeden su içtiğinizde mikroplastik almamanız mümkün değil! Tek kullanımlık bardaklardan haftada 500 partikül geçiyor. Ayrıca elbiseler, evdeki halı, perdeler de çok ciddi plastik kaynağı. Evde 6 kilo toz oluşuyor; bunu yutuyoruz ve bunun yüzde 50’si polyester.”