Tek bildiğimiz ilaçlamak mı?

Avrupa Birliği’nce 1 yıl önce yasaklanan 10 tarım zehrinin Türkiye’de de kullanımına kısıtlama getirilmişti. Ancak, bu zehirlerden 8’inin kullanımı ülkemizde tekrar serbest bırakıldı.

Türkiye’deki tarım alanlarında yıllık yaklaşık 50 bin ton pestisit (tarım zehri) kullanılıyor. Ekosistemdeki canlılar, su ve toprağa kalıcı hasar veren bu zehirler, aynı zamanda yediklerimiz vasıtasıyla vücudumuza da sirayet ediyor. Başta kanser olmak üzere tedavisi güç bazı hastalıkların oluşumunda pestisitlerin payı, artık bilimsel bir gerçek. Bu nedenle bazı pestisit etken maddeleri zaman içinde yasaklanıyor. Son olarak yaklaşık 1 yıl önce Avrupa Birliği, 10 tarım zehri için yasaklama kararı vermişti. Tarım ve Orman Bakanlığı da bu karar uyarınca Türkiye’de de yaygın bir şekilde kullanılan bu kimyasallar hakkında kullanım kısıtlaması kararı almıştı. Ancak geçtiğimiz günlerde, bu zehirlerden 8’inin kullanımı tekrar serbest bırakıldı. Gerekçe ise bu maddelerin alternatiflerinin olmaması ve bu nedenle tarımda zararlılarla mücadelede ciddi sıkıntılar yaşanma endişesi!

Tabii insan düşünmeden edemiyor; bu maddeler henüz keşfedilmemişken insanoğlu tarım yapamıyor muydu? Bundan 40-50 yıl önce tarlalarda her yanı, yabani otlar mı sarmıştı? Zararlı böcek ve mantarlar nedeniyle ürünler zayi mi oluyordu? Ya da yasak kararı alan Avrupa ülkelerinde, bu kimyasallar olmadan nasıl hâlâ tarım yapabiliyor?

Tek bildiğimiz ilaçlamak mı

‘‘Pestisitler bağımlılık yapıyor’’

Elbette tarım zehirleri alternatifsiz değil. Kültürel önlemler, bitki ve böcek tuzakları, kapanlar, yararlı böcekler ve kireç, kükürt, tuz, sirke vb. maddeleri kullanarak zehirsiz tarım yapanlar olduğunu biliyoruz. Mesela Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Özkan, sadece yararlı böcek popülasyonunu artırarak, pestisit kullanımını yüzde 50-60 azaltan birçok uygulamaya imza attı. Ne zaman arayıp görüşüne başvursam hep aynı isyanı duyuyorum kendisinden: “Pestisitler uyuşturucu gibi. Bir kez kullandınız mı kurtulamazsınız. Bağımlılık yapıyor.”

8 zehre yönelik uzatma kararını da bu bağımlılığa bağlıyor Cem Hoca, “Pestisitler esrar gibi bir şey. Ben gidiyorum elmacıyla konuşuyorum. Diyor ki, ‘eskiden 3 kez ilaçlama yapardım şimdi 20 kez yapmam gerekiyor’. Eskiden 3 kimyasal kullanıyorsa şimdi 20-30 farklı kimyasal kullanıyor. Neden? Çünkü o zehirler, ekolojik dengeyi sağlayan yararlı canlıları da öldürdü. Orada ekolojik denge bozuldu. Denge bozulunca da daha fazla zehirle çare arıyor. Buna da ‘yeşil devrim’ dediler. Ama Avrupa bunun yanlış olduğunu fark etti. Biyolojik ve kültürel önlemlere yöneldiler ve önemli derecede yol kat ettiler. Bizimse tek bildiğimiz ilaçlamak; yani zehir kullanımı. O yüzden çaresiziz. Gıda üretimi sekteye uğramasın diye bu tip uzatma kararları alınıyor. Başta tüketiciler olmak üzere, zehir kullanımının sonlandırılması, sağlıklı, sürdürülebilir tarımsal üretimin başlaması için baskı unsuru oluşturmalıyız. Yoksa gelecekte çok ciddi bir gıda krizi bizi bekliyor.”

Tek bildiğimiz ilaçlamak mı

Tabii kullanımı uzatılan zehirlerin ne gibi sorunlara gebe olduğu da önemli. Mesela “kloridazon”. Pancar, soğan, sarımsak tarlalarında yabani otları yok etmek için yaygın olarak kullanılan bir kimyasal. Türkiye’de yapılan bir çalışma, bu maddenin DNA hasarı ve kromozomal sapmalara neden olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın, şeker pancarı üretiminde kullanımı sürecek. Bir diğeri “dimethoate”. Su canlılarının yüzme davranışında değişikliğe neden olacak kadar organizmaları etkileyebildiği yazıyor araştırmalarda. Aynı zamanda büyüme önleyici etkisinden bahsediliyor. Bu etken madde de, Antep fıstığı, badem, elma, erik, kayısı, şeftali ve zeytinde kullanılacak ve bunları yedikçe bize de sirayet edecek. Imidacloprid ve thiamethoxam ise toplu arı ölümleriyle bağdaştırılan iki kimyasaldı. Yasaklanmaları için kampanyalar düzenlenmişti. Hatta ilk yasak kararı, “Arılar yaşayacak” diye sevinçle karşılanmıştı. Ancak bu iki kimyasal da kullanılmaya devam edilecek. Bu baharda da toplu arı ölümleri yaşanırsa şaşırmamak gerek.

Öte yandan tarım zehirlerinin içerdiği tehlikelere ilişkin önemli çalışmalar yürüten Zehirsiz Sofralar Pestisit Eylem Ağı da uzatma kararına tepki gösterdi. Ağın yürütücülerinden Buğday Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, hakkında uzatma kararı verilen kimyasalların hangi amaçla kullanıldığını denetlemenin zor olduğuna vurgu yaparak, “Serada yasaklı ama bağda izinli etken madde seralarda da karşımıza çıkabilir” uyarısını yaptı.