Hamdi Türkmen

Hamdi Türkmen

hamdi-turkmen@hotmail.com

Tüm Yazıları

Tarih, bugüne kadar hep, toplumların yönetilmesinde liderin rolünü sorgular.
Kimi liderler; toplumları barışa huzura güvene, refaha kavuşturmuş, kimi liderler de kişisel hırslarının kurbanı ederek toplumlarının yıkılmasına, felaketler yaşamasına yol açmıştır.
Örneğin ABD...
Ilımlı İslam projesi kapsamında İslamcı örgütlere destek vererek iktidara gelmelerini sağlarken kendi felaketinin tohumlarını attığının farkında olmadı.
Ve ABD’nin demokrasi, özgürlük barış getirdiğine ilişkin imajı Libya ile sarsıldı.
Öyle ki artık Arap baharı, yerini Arap sonbaharına bırakırken, çirkin Amerikalı imajı, karikatür krizinden sonra bir filmle yeniden gündeme geldi. Ve son olarak büyükelçileri linç edilerek öldürüldü.
Ya Müslüman dünyadaki kardeşin kardeşi öldürmesine çanak tutmaya devam eden liderler?
Onlar ABD’den farklı mı?
Sözüm meclisten dışarı, “Lider kimdir?” ile ilgili bir öyküyü okuyun ve karar verin:
* * *
İngiliz gazeteci, Sina Dağı’nda karşılaştığı bir Bedevi’ye sorar:
“Sence lider kimdir?”
Bedevi; “Bir tanım yapmak yerine, bir öykü ile sorunuza cevap verebilir miyim?” der.
Gazeteci; “Elbette, anlat öykünü” diye yanıtlar.
Bedevi anlatır:
“Benim gibi bir Bedevi, devesinin üstünde ve kızgın güneşin altında, Sina Çölü’nde yol almaktadır.
Birden ufuk çizgisi kararır, gökyüzünde nadiren tek tük görülen kuşlar, bu kez toplu halde, karanlığın aksi istikametine doğru, telaşla kanat çırpmaktadır.
Çölün mutlak sessizliği, daha da yoğunlaşır sanki.
* * *
Deneyimli Bedevi; bu alametlerin, şiddetli bir kum fırtınasının habercisi olduğunu hemen anlar. Devesini çökertir, üstünden iner.
Heybeden aldığı sağlam bir kazığı, kızgın kumlara çakar ve devesini sıkıca bu kazığa bağlar.
* * *
Sonra yine heybelerden, katlanmış parçalar halinde çıkardığı küçük çadırın alelacele kurup, içine girer ve kapı örtüsünü her iliğinden düğümler. Son düğümü henüz atmıştır ki; fırtına bulundukları bölgeye ulaşır.
* * *
Küçük çadır, havalanacakmış gibi sallanmakta, rüzgarın oluşturduğu kum sağnağı, neredeyse delip geçecek bir hızda, çadır yüzeyine çarpmaktadır.
* * *
Her kum tanesinin, boyları küçük fakat verdikleri acı büyük oklar gibi bedenine saplandığı deve, dile gelir:
“Efendi, canım çok acıyor. Hiç olmazsa başımı çadıra sokmama izin verir misin?”
* * *
Dışarıda olmanın ne kadar zor olduğunu iyi bilen Bedevi, zavallı devenin bu dileğini kabul eder ve “Peki, başını çadıra sokabilirsin” diyerek, kapıyı bağlayan düğümleri boşaltır.
Durmak bir yana, fırtına giderek daha da gemi azıya almaktadır. Deve, sahibine tekrar yalvarır; “Efendi, derimin en ince olduğu yer boynumdur ve şu an çok acıyor. İzin ver, boynumu da çadıra sokayım.”
* * *
Biraz ikirciklenmeyle, bu isteğe de “Peki” der Bedevi.
Fırtına, sanki sonsuza dek sürecek gibidir.
Deve bu kez, ilk ikisinden daha acıklı bir sesle yalvarır:
“Efendi, ne olur, hörgücümü de çadıra sokmama izin ver.”
* * *
Bedevi bu son isteği de kerhen kabul eder.
Ancak, hörgücün de içeri girmesiyle, küçücük çadırda, artık kımıldayacak yer kalmamıştır.
Bu duruma, Bedevi’den önce, deve tepki gösterir:
“Efendi, bu çadır ikimize dar geliyor. Sen dışarı çıkıp, başının çaresine baksan.”
“Lider kimdir?” demiştiniz; bu hikayeyi mesnet alarak cevap vereyim.
Lider; devenin başını dahi, çadıra sokmasına izin vermeyen insandır.
* * *
Son söz:
“Başını rica ile çadıra sokan deve, artık sahibini dışarı davet etmektedir.”
“Deve” deyip geçmeyin; kini çok derindir.
Sizi çadırın dışına atacak kadar.

Haberin Devamı

Kafanızda bitirin yeter

Haberin Devamı

Çatlatamadım.
Patlamadım.
Ölmedim...
Allah’a şükür, sapasağlamım.
Çok korkutmuşlardı.
“Yapamazsın, bırakamazsın, büyük konuşma, söz verme” diye başımın etini yediler.
Tıbbi yardım teklif eden oldu.
“Sen şu ilacı iç; iniş-çıkışları önler” diyen çıktı.
“Madem söz verdin, ‘Bıraktım’ de, ama gizli gizli iç” diyen dostlar da vardı.
Eeeee, ne de olsa kırk yıllık birliktelik!
Ha dediğinde bitirmek pek öyle kolay değil tabii.
* * *
Bugün tam 7. gün.
3 en zor, 2. zorluk dokuzunda, sonra 19 ve ardından 30...
Sigara bırakmanın zorluk günleri böyleymiş: 3-9-19-30.
Aştın aştın.
Atlattın atlattın.
Takıldın mı yandın.
Bir içerken, 10 içmeye başlıyorsun.
Ama içmedin mi de karada, havada, denizde korkma kurtuluş garanti.
* * *
Üçü atlattım.
9’a kaldı 2 gün.
19’a 12, 30’a 23 gün!
Sıkıntılı sürecin neredeyse 3’te biri geride kaldı.
Ne mi hissettim?
İnanmayacaksınız ama hiçbir şey.
Aramadım mı?
Çok az.
Topu topu, bir haftada üç beş kez, birkaç saniye aklımdan geçti.
Koluma bir çimdik atıp, canımı yaktım. Ve hemen bir bardak buz gibi suyu, nefes almadan dikip içtim.
Sigarayı beynimden yok ettim.
* * *
Sigarayı bırakan bir dostunuz olarak yazıyorum:
İçiyorsanız, lütfen bırakın.
Abartmayın, büyütmeyin, gerçekten bu iş çok kolay ve basit.
Tüm baskı bir iki saniyelik bir süreç. O an geldiğinde bir bardak soğuk su ya da “Lütfen içme” telkini işin püf noktası.
Ve bu bir iki saniyelik içme istem krizleri ilk üç günde biraz sık, sonrasında ise azaldıkça azalıyor.
* * *
Kırk yıllık tiryakiliğimi, sevgili eşim; dünyanın en güzel ikinci kadını Meltem Hanım ile birlikte 9 Eylül Pazar günü saat: 00.00’da balkonumuzda sade birer kahve eşliğinde içtiğimiz sigara ile sonlandırdık.
Meltem Hanım da bana lojistik destek için, o da aynı gün sigarayı bıraktı.
Ne mi yapıyoruz?
Günde en az 3 kez beni arayıp “Nasıl gidiyor?” dedikten sonra soruyor:
“İçmedin değil mi?”
Aklınca tahrik edecek.
Cevabım hazır:
“Ne içmesi yahu, ya sen? Yoksa içtin mi?”
O da aynı karşılığı veriyor:
“Ne içmesi Hamdi! Aklıma bile gelmedi...”
* * *
Ben kurtuldu.
Allah size de nasip eder inşallah.
Bana biraz olsun inanıyorsanız;
Ne ilaç, ne psikolojik yardım, ne doktor, ne hemşire...
Beyninizi ikna edin yeter.
Çünkü; kafada biten her şey, uygulamada da bitiyor.

Haberin Devamı

Liderlikte deve kini mi, insan kini mi

Kerem Saklıca

Çözebilirseniz helal olsun size

O bir fenomen.
1987 Ankara doğumlu. Makine mühendisi bir baba, matematik öğretmeni bir annenin oğlu.
İlkokulu Işık Vakfı Koleji’nde okurken, 2. sınıfta öğretmeni zeka testi yapılmasını istemiş.
Üstün yetenekli çıkmış. Ve Yeni Ufuklar Koleji’ne gönderilmiş.
Sonra TED İstanbul Koleji ve Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği...
Matematiğe merakı yuvada başlamış. Tek basamaklı rakamları toplama çıkarmayı nereden öğrendiğini ne ailesi ne de öğretmenleri biliyor.
Okulda, sorularıyla matematik ve fizik öğretmenlerini terletmesiyle ünlenmiş.
İzin verirseniz, bu genç kardeşimizin hazırladığı özel soruları her hafta sizlerle paylaşacağım.
Ama yanıtları için 1 hafta bekleyeceksiniz...

İŞTE SORULAR
1 - Perşembe günü arkadaşınızla haftanın 3. gününe randevulaştınız. Ancak ertesi gün yeni düzenleme olacak. Buna göre haftanın ilk günü cumartesi kabul edilecek. Daha sonra çarşamba günü, 3 gün geriye alınıyor. Son olarak da pazar ve cuma gününün yerleri takas ediliyor. Arkadaşınızla randevulaştıktan kaç gün sonra görüşeceksiniz?
2 - Bir çoban yanında kurt, kuzu ve samanla nehirden karşıya geçmek istiyor. Aynı zamanda bir çocuk yanında bir tilki, tavuk ve mısırla karşıya geçmek istiyor. Sadece bir tekne var ve tekne sürücüsü dahil sadece 2 şeyi taşıyabiliyor. Tavuk sadece mısırı, tilki sadece tavuğu, koyun da sadece samanı yiyebilir. Ama kurt koyunu, tavuğu ya da çocuğu yiyebilir. Tilki ve tavuğu sadece çocuk, kurt ve koyunu da sadece çoban durdurabiliyor. Birbirlerinin eşyalarını taşımaya yardım edebilirler ancak çocuk saman balyasını kaldıramıyor. Bu durumda hiçbir fire vermeden karşıya nasıl geçerler?
3 - Şifreli koruma sistemi olan bir hapishanedesiniz. Daha önceden anlaştığınız üzere sevgiliniz kaçışınız için size şifreyi öğrenip verecek. Ancak görüşmeniz yasak olduğu için bir mektup gönderiyor, Bu mektubu okuyarak 4 haneli şifreyi bulun:
“Öyle bir gündeyim ki seneye belki af çıkar diye düşünüyorum. Ama seneye bugün olmaz; ya önceki ya sonraki gün. Ayrıca ayın 25’inden beri seni bana getirmesi için geçen dakikaları saydım. Aynen bu mektubu yazarken geçen 7 dakikayı daha saydığım gibi. Böylece seni bana getiren zamana ulaşıyorum.”