Bankacılıkta hesap sormak ve sistem oturtmak...

Bankacılıkta hesap sormak ve sistem oturtmak...


       Başbakan Ecevit'in sözleri ilginç. "Türkiye'de 'İtalya süreci' başlamıştır" diyor. Nedir 'İtalya süreci?' Yolsuzluklar diyarı diye anılan bir ülkenin, 1990'ların başında Temiz Eller adı verilen bir operasyonla kirden arınma sürecine girmesi, temizlenmeye başlaması...
       Ecevit dün Ankara temsilcimiz Fikret Bila'ya yaptığı açıklamalarda Türkiye'de de İtalya benzeri bir dönemin başladığını vurguluyor.
       Sonra da ekliyor:
     "Bunun geriye dönüşü yoktur!"
       Ecevit'in çıkışı ve zamanlaması önemli. Çünkü Zekeriya Temizel'in başkanlığındaki Bankacılık Üst Kurulu'nun çalışmaları hızlanmış durumda...
       Bunun gibi, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan da yolsuzluklara karşı örtülü savaş ilan edildiğini, bunun büyük bir kararlılıkla devam edeceğini belirtiyor.
       Öte yandan Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün havası öyle ki, bankacılık sektöründe gerçeklerin daha hızlı açığa çıkabilmesi için yargının verimli çalışmasını sağlayacak düzenlemeler gündeme geliyor.
       İşte böylesi bir ortamda, Başbakan Ecevit'in Türkiye'de de İtalya benzeri bir temizlenme döneminin açıldığını belirtmesi ve artık okun yaydan çıktığını söylemesi önem taşıyor.
       Niçin?
       Çünkü Ecevit'in bu çıkışı, koalisyon hükümetinin siyasal desteğinin bir Temizel'in, bir Tantan'ın arkasında olduğunu gösteriyor. Bu desteğin kamuoyu önünde bir kez daha dile getirilmesi, gerçekten Ecevit'in dediği gibi, 'geri dönüşü olmayan bir yol'a girildiğinin açık bir işareti sayılabilir...
       Ecevit'in açıklamalarının altı çizilmesi gereken bir yanı daha var.
       Diyor ki:
       "Yasalara, hukuka aykırı işlemler elbette sonuna kadar takip edilecek. Ancak, bunu yaparken reel ekonominin olumsuz şekilde etkilenmesini önlemek gerekir. Bankacılık çok hassas bir sektör... Reel ekonominin ürkmesine meydan verilmeden, özenli ve titiz bir çalışma anlayışı sürdürülmelidir."
       Ecevit'in bu uyarısı yerinde.
       Bankacılık sektöründeki karanlık oyunların hesabını sormak yalnızca hırsız - polis oyununa indirgemek hiç kuşkusuz yetersiz bir yaklaşımdır. En az bunun kadar önemlisi, işlerliği olan bir bankacılık sisteminin oturtulmasıdır. Geleneklerin oluşumuna imkan verecek mekanizmaların harekete geçirilmesidir.
       Nitekim Güngör Uras'la Ercan Kumcu dünkü yazılarında, bir yandan temizlenme sürecini önemserken, öte yandan bankacılık sektöründe sistem konusunu gündeme getirmişlerdi.
       "Önemli olan bankaların yaşamasıdır. Bankaların batar duruma gelmesini önlemektir" demiş Güngör Uras. Ercan Kumcu ise Hürriyet'teki köşesinde şunları yazmış:
       "Türkiye iyi yolda ilerliyor. Eskiden 'onun arkası sağlam' denilen insanlar vardı. Gerçekten o insanlara bir şey olmazdı. Bir şeyler değişiyor. Gazete sahibi olmak da banka sahipliğini garantilemiyor. Yüksek yerlerdeki akrabalıklar bankaları kurtarmaya yetmiyor.
       Türkiye'de olması gerekenler oluyor. Bankacılık sistemi düzgün işlemeyen bir ülkenin ekonomisi düzgün işleyemez. Bankalar, ancak sahipleri banka sahibi olmaktan korktuğu zaman düzgün işleyebilirler.
       İşte bu da oluyor.
       Son bir yıldır yaşananlar herkesten çok banka sahiplerini korkutmaya başladı. İyi yolda zor bir sınavdan geçiliyor. Yolun sonuna kadar gidildiğinde hepimiz kazançlı çıkacağız. En çok kazananlar bankacılık sektörü ve bankacılar olacak.
       Yeter ki şu günlerde iyice yerlerde sürünen itibar ve itimat yeniden kazanılsın."
       Bankacılık sektöründeki kepaze sayfaların kapatılması ve hesap sorulmasına paralel olarak bankacılıkta yapısal değişim ve sistem konusuna da elbette ağırlık verilmeli... Verileceğine dair işaretler de var.


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr