Gazete satmak, gazete almak!(2)

Haklı sevgili Ergun.Gazeteler de el değiştiriyor.Hele Türkiye gibi değişimin bazen tımarhanelik boyutlar kazandığı bir ülkede gazetelerin alınıp satılması ya da medyaya yeni patronların girmesi, eski deyişle, eşyanın tabiatına uygun...Ama bu arada düşünmek lazım.Gazeteler el değiştirirken, patronlar gelip giderken gazetecilik mesleği ve ilkelerine ne oluyor? Gazeteci milleti acaba bu konuda yeterince kafa yoruyor mu?Bu bakımdan, dün yazmaya başladığım Wall Street Journal örneği ilginçtir.Amerikan kapitalizminin basın alanındaki bu amiral gemisi, geçen yaz 'Küresel Medya İmparatoru' sayılan Rupert Murdoch'a 5 milyar dolara satılırken Amerikan ve İngiliz basını birbirine girmişti.Satışa karşı çıkan başyazılarla köşe yazılarında en çok dikkati çeken sorular şöyle özetlenebilirdi:106 yıllık bir geçmişe sahip Wall Street Journal'ın bağımsız gazetecilik geleneği 'para'ya mı satılacak?Yeni patronla birlikte gazetenin yorum ve haber politikası 'para'nın çıkarlarına alet mi edilecek?Bağımsız gazeteciliğin temel ilkeleri, reklam ve satış gelirleri adına rehin mi alınacak?Yorum ve haberle ilgili bağımsız gazetecilik çizgisi, siyasal iktidar odakları ile varılabilecek gizli uyumla çiğnenecek mi?Bütün bu açılardan Rupert Murdoch iyi bir şöhrete sahip değildi.Bu nedenle New York Times, Washington Post, Financial Times, Guardian gibi gazeteler ve birçok ünlü köşe yazarı, Wall Street Journal'ın Murdoch'a satışına karşı çıktılar, "Gazeteye yazık etmeyin!" gerekçesiyle...Konu geçen yaz üç dört ay boyunca gündemde kaldı.(*)Wall Street Journal'a gelince...Bütün bu eleştirel kampanyaya bir yandan haber olarak sütunlarında yer verdi, öte yandan başyazılarında yeni patronla ilgili bakış açısını yorumladı.Örneğin, Wall Street Journal'ın 7 Haziran 2007 tarihli başyazısı şu başlığı taşıyordu:"Bağımsız bir gazete."Başyazıda, New York Times'la Washington Post bağımsız gazetecilik anlayışı açısından eleştiriliyordu.Bu iki gazetenin de kendileri gibi aile gazetesi olduğu belirtiliyor, ancak Sulzberger ve Graham ailelerinin,Times ve Post'un haber önceliklerinden yorum sayfasının editörüyle yazar tercihlerine kadar birçok alana doğrudan müdahale ettikleri öne sürülüyordu.Buna karşılık, Wall Street Journal'ın sahibi olan Bancrofts ailesinin, elbette genel çerçeveyi ilke bazında çizdikten sonra, gazetenin haber ve yorum bölümlerinin gazeteciler tarafından yönetilmesine karışmadıkları ve bu tutumun gazetenin 106 yıllık yayın süreci içinde gelenekselleştiği aynı başyazıda vurgulanıyordu.Gerçekten ilginçti.Wall Street Journal'ı yapan gazeteciler, gazeteleri bir başka patrona satılmak üzereyken evrensel gazetecilik ilkelerini ve kendi anlayışlarını yeni patrona "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!" üslubu içinde sergiliyorlardı.İlkeler bir bir açıklanıyordu.Wall Street Journal'a yeni sermaye girmesi önemseniyor, sermayenin güçlenmesiyle gazete bağımsızlığı arasındaki bağın altı kalın olarak çiziliyordu.Ama özellikle unutulmayan bir başka nokta vardı. O da, Wall Street Journal'ın "Yeni Bir Patron" başlığını taşıyan 2 Ağustos 2007 tarihli başyazısında söylendi.Gazetenin mali açıdan güçlü ve başarılı olmasıyla, siyasal ve ekonomik iktidar odaklarına karşı bağımsız gazetecilik yapılması arasındaki ilinti kabul edilmekle birlikte, bunun tersinin de doğru olduğuna dikkat çekiliyordu.Bir başka deyişle:Bağımsız ve kaliteli bir gazeteciliğin de, inandırıcı ve güven verici yorum ve haber politikasının da, mali açıdan gazetenin iyiye gitmesinde belirleyici rolü olduğu herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde Wall Street Journal'ın başyazısında belirtiliyordu.Ancak gazeteciler, gazeteleri satılırken bütün bunları yazmakla da yetinmediler. Aynı zamanda yeni patron Rupert Murdoch'a dünkü yazımda sözünü ettiğim bir de editoryal anlaşma imzalattılar.Üçüncü yazı yarın.————————-* Bu konuyu merak edenler, hele gazetecilik diye bir mesleğin varlığına inananlar ya da bağımsız gazetecilik ne ola ki diye düşünmek isteyenler, internetten girerek özellikle geçen haziran, temmuz ve ağustos aylarının Wall Street Journal, New York Times, Washington Post, Financial Times, Guardian gazetelerinin haber ve yorumlarına göz atabilirler. h.cemal@milliyet.com.tr Sabah'ın Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, "Bayrak teslimi" başlığını taşıyan dünkü yazısına,"Sabah Türkiye'de ilk satılan gazete değil. Son da olmayacak. Daha önce Milliyet de, Hürriyet de satıldı" diye başlamıştı.