Güneş bir kılıç, ya ölüm?

Sevgili Bülent Tanör, bu ülkede kıt olan demokrasi kültürüne katkılarıyla etkili olmuş, hukukun üstünlüğü düşüncesini yalnız bilim adamı değil, aynı zamanda aktivist olarak geliştirmiş, hayatın içinde hukuk devletinin kavgasını bizzat vermiş olan değerli bir hukukçu ve aydınımız...İki acı kayıp.Ölümün arkasından yazı yazmak beni hep zorlar.Hatta korkutur.Haksızlık yapmaktan çekinirim. Geride kalanları üzmek istemem. Düşüncelerimin basmakalıp klişelere takılma ihtimali rahatsız eder. Ama yıllar geçtikçe ölüm yazıları maalesef çoğalıyor.Bu da tedirginlik verici.Melih Cevdet demiş ki: Maviyi anlarsın Denizi anlarsın Mavi denizi Zor anlarsın...Ölümü anlamak da, ölüm fikrine alışmak da güç. Ama yaşama bilinçle, heyecanla sarıldın mı, ölüm arka planda kalabilir. Dün sabah bu yazımı yazarken dosyamda bir gazete kesiği elime geçti. Zeynep Orala demiş ki Melih Cevdet Bey:"Ölümü merak ediyorum ama korkmuyorum. Biraz daha aşık olmak, biraz daha şiir yazmak için biraz daha yaşamak istiyorum."Melih Cevdet Beyin Cumhuriyet yıllarını anımsıyorum. Cuma günleri Cumhuriyetin ikinci sayfasında üst yazı olarak çıkan makalelerinin en sadık okurlarındandım. Hem enfes Türkçesinden bir şeyler kapmaya, hem de ufkumu genişletmeye gayret ederdim.Gazeteye her perşembe günü öğleye doğru gelirdi. Üst kata, Nadir Nadi katına çıkmazdı. Belki de kendisine bir zamanlar yazarlar katında bir oda ayrılmadığı için buruktu, bu yüzden üst kata uğramazdı.Çekme kattaki Kültür - Sanat Servisinde bir masanın köşesine ilişir, el yazısıyla yazmış olduğu yazısını bir kez daha dikkatle okur, düzeltirdi. Şeflere, rahmetli Aydın Emeç ya da Celal Üstere emanet ettikten sonra da genellikle öğle rakısına çıkılırdı.Celalle dün konuşurken hatırlattı. Melih Cevdet Bey, eski yazıdan kalma alışkanlıkla ıların üzerine de nokta koyarmış...Bir kış günü Cumhuriyetten bazı yazar ve yöneticilerle birlikte Melih Cevdet Beyi davet edip Arnavutköyde Kuyuya gitmiştik. Güneş daha yeni batmıştı. Boğaz her zamanki gibiydi. Melih Cevdet Bey, bir yazar büyüğümüze o sözünü hiç sakınmayan üslubuyla dedi ki:"Senle benim aramda ne fark mı var? Şimdi sen bu pencereden sadece camı görüyorsun. Oysa ben, o kadar çok şey görüyorum ki..."Köşe yazarlarıyla kafa bulmayı sever, köşelerdeki klişeleşmiş cümlelerden verdiği örneklerle sığlığın eleştirisini ince zekasıyla çok fena yapardı. Çakmak çakmak bakan mavi gözlerinden kimi zaman taşan öfkeden çekinir, kendisiyle tartışmaya girmekten özenle sakınırdım.Şiir nedir?Sevgili Ataol Behramoğlunun bu sorusuna Melih Cevdet Andayın yanıtı şöyle:"Yahya Kemal şiiri, düşünceleri duygulaştırmak diye tanımlar. Bence doğrusu, dili şiirleştirmektir. Çünkü dil kendi başına şiir değildir. Güneş bir kılıçtır! sözünü alalım. Doğru mudur? Hayır. Ne doğru, ne yanlış..."Bülent Tanör benim kuşağımdan, 1960lar kuşağından değerli bir aydın. Kavgalardan, altüst oluşlardan geçerek, doğru bildiğini savunarak yol almış bir hayat çizgisine sahip. Son geldiği noktada klişelere itibar etmemiş, beynini sloganlara kaptırmamış, bağımsız düşünmenin ışığında demokrasiyle hukukun üstünlüğünü savunmuş...Ben de, düşünce özgürlüğü deyince, TCK 312, Terörle Mücadele 7, 8 deyince ya da hukukun ince ayrımları gündeme geldiğinde telefon açıp yol göstericiliğine başvurduğum değerli bir hukuk adamından yoksun kalmış bulunuyorum.Şükran Kurdakul, Melih Cevdet Andayın 80. yaş gününde, "Melih Cevdeti yaratan bir toplumun geleceğinden umut kesilemez!" demiş.Bülent Tanör için de geçerli bu...Derin izler bırakarak göç ettiler bir başka diyara... h.cemal@milliyet.com.tr İki acı ölüm: Melih Cevdet Anday, Bülent Tanör... Melih Cevdet Bey, bilgisiyle zekasıyla duyarlılığıyla çok büyük bir şairimiz, sözcüklerle bize kocaman dünyalar kuran ufku geniş bir düşünür, bir bilge adam ve çok hoş bir insan...