İmralı gölgesi!

Avrupa Birliğinin milliyetçilik illetinden kurtulmayı hedef alan bir barış projesi olduğunu, "Benim milliyetçiliğim daha iyidir!" oyunuyla bu projenin ilke olarak bağdaşmadığını, gerek Avrupada gerek Türkiyede milliyetçilikleri çatıştırarak huzur ve barışa giden yolun açılamayacağını anlatmaya çalışmıştım dünkü yazımda.Bugünkü konuya gelince:Kürt hareketinde İmralı gölgesi diye özetlenebilir.Bir başka deyişle:Apo, ya da İmralıda ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan...Kürt milliyetçiliği gibi İmralı gölgesinin de ele alınması gerekiyor, eğer Türkiyede siyasetin sağlıklı kapıları açılmak isteniyorsa...Evet, Öcalan hapiste olmasına rağmen Kürt hareketi içinde ve halk tabanında en etkili isim olmaya devam ediyor.Bu bir gerçek.PKKnın askeri açıdan çökertilmiş ve çözülmüş olması, devletin de bildiği bu gerçeği değiştirmiyor.Ama bir gerçek daha var:Bu da, Kürt hareketinin siyaset meydanında inandırıcı olabilmesi için İmralı gölgesinden kurtulmasıdır. İpleri arka planda Öcalanın eline vermiş bir Kürt siyasal hareketi ne içeride ne dışarıda inandırıcı olabilir, ne de ciddi bir muhatap olarak kabul edilir.Daha kestirmeden şu söylenebilir:Özellikle Türkiyede Apo ve PKK tabelası ile siyaset yapmak Kürtler açısından çıkar yol değildir.Bu yol uzunca zamandır Türkiyede denendi. Parti toplantılarında, yerel yönetim toplantılarında, bir kenarda sessizce duran PKK komiserleri herkesin bildiği bir sır değil miydi?..Bu dönem artık mazi olmalı!Şimdi yeni bir partinin hazırlığı var. Anlaşılan bu kez HADEP tarihe karışacak, onun yerine yeni bir parti kurulacak. Bunun için önce Demokratik Toplum Hareketinin oluşturulduğu gözleniyor.Lafı dolandırmadan sormak lazım:Bu hareket ve kurulacak olan yeni parti ne kadar İmralı gölgesinden, yani Apodan bağımsız olabilecek?Kimine göre olmayacak.HADEP makyaj tazeleyecek, hepsi o kadar. Kimileri de artık İmralı gölgesinin yeni partiye vurmayacağını söylüyorlar.Bilemiyorum.Bildiğim bir şey varsa, nasıl ki milliyetçilik bayrağını yükseltmek bu topraklarda barış ve huzuru bozucu bir şeyse, Kürt hareketinde İmralı gölgesine razı olmak da, hâlâ Apo ve PKK tabelasıyla siyaset yapmak da Türkiyede bir başka olumsuzluk kaynağıdır.Bu konu Kürt hareketi içinde de uzunca zamandır tartışılıyor. Ama kapalı kapılar arkasında...Bu konuyu özgür tartışma ortamında aşamayan bir Kürt hareketinin çıkmazdan kurtulacağına ihtimal vermiyorum.Türkiyeye AB yolunun açılması ve tarih alınması için özellikle son dönemde gerçekten içtenlikli çaba sarf etmiş olan Kürt aydınlarının, geçiş dönemlerine özgü kafa karışıklığından artık bir an önce sıyrılarak bu konuya daha çok zaman ayırmalarında yarar olabilir. h.cemal@milliyet.com.tr Dünkü yazım, "Kürtler ne istiyor?" başlığını taşıyordu. Dış basında bu başlıkla çıkan ilanı ve Kürt milliyetçiliğini bazı açılardan eleştiren bir yazıydı.