Yürekleriyle Avrupa’nın kralı oldular!

21 Eylül 2021

Futbolun ayakla oynandığını zannedenlere en büyük dersi yüreğiyle oynayan Ampute Milli Takımı verdi.

Türkiye Ampute Futbol Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası finalinde karşılaştığı İspanya‘yı 6-0 yenerek üst üste ikinci kez şampiyon oldu.Turnuvada Türkiye Ampute Futbol Milli Takımı, D Grubu’nda Gürcistan‘ı 10-0, İtalya‘yı 11-0, çeyrek finalde İrlanda‘yı 4-0 ve yarı finalde de Rusya‘yı 5-2 mağlup etmişti. Böylece toplamda 36 gol atmış oldular.

Bu sonuçla üçüncü kez finalde mücadele eden Ampute Futbol Milli Takımı, üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonluğu’nu kazanma başarısını gösterdi.

Hiçbir şampiyonluk bu kadar anlamlı olamazdı. Çoğunluğu gazi olan milli takımımız, Gaziler Günü’nde zafere uzandı. Hepinizle ayrı ayrı gurur duyduk. Üzerindeki formanın ağırlığını bilenler asla kaybetmezler.

Millilerin bu başarısı, Türk futboluna büyük ders niteliğinde adeta. Tabii ki o dersi alabilene...

Bu ders için hayat dolu sözcükler de Ampute Milli Takımı Teknik Direktörü Osman Çakmak’ın dilinden döküldü,  “A Milli Takım hayalim var. Ben gönüllülük esasıyla çalışıyorum, 1 lira almıyorum. A Milli Takım’a geldiğimde de 1 lira almayacağım, gönüllü olacağım. Giderken de tazminat almayacağım. Neden bugün büyük takımların ampute takımı yok?

Dünyada söz sahibiyiz artık! Herkese bu projeyi sundum, gönderdim. Futbol kulüplerimiz taşın altına elini koysun. Bir engelliyi, bir Gazi’yi hayata tutundurmak kadar güzel bir şey var mı?

 Yabancı futbolculara milyon eurolar verip, evlerini, arabalarını kiralayacaklarına, yıllık 500 bin lira ayırıp ampute futbol takımı kursunlar.”

Yazının devamı...

Şeytan, Başkent’ten çıkamadı

16 Eylül 2021

Geçtiğimiz sezon çok iyi bir jenerasyon yakalamıştı Altınordu. Çıtayı Play Off finaline kadar çıkarıp ilk 11 oyuncularının esamelerini sıkça okuttular. Haliyle de yeni sezon öncesi Play Off finali yapan takımdan beklenti yüksek olacaktı. İlk üç hafta o beklentinin uzağından yakınından geçemeyen kırmızı lacivertliler için Bursa maçı soluk alıp vermesini aktif kıldı diyebiliriz. İç sahadaki Tuzlaspor ve İstanbulspor deplasmanında hatalı durduğu pozisyonlar ve de yediği gollerdeki alan sıkıntısı ile Ali Emre eleştirilmişti. Ancak Bursaspor karşısında kilit isim olmuştu. 6 net topu bloke ederek sezonun ilk galibiyetinde önemli paya sahipti. Ali Emre’nin kanımca kumaşı sağlam. Fakat yaşı itibariyle artık 20’lerin ortalarına geliyor. Bazı açıları ayarlamalı, kritik pozisyonlarda daha fazla sorumluluk alıp gözünü karartmalı. En azından oyun kurarken takımını sakinleştirip nabzı düşürmeli.

Geçtiğimiz pazar gününün zarif sol ayaklısı Ali Dere’nin üç günde ikinci golüyle öne geçtiler. Ev sahibi ekibin henüz 12’de Ramazan dışarı Übeyd içeri zorunlu değişikliği sonrası rakip alanda buldukları ilk pozisyonda yaptılar golü. Skor üstünlüğüyle birlikte oyun üstünlüğünü de ellerine almak adına bir fırsattı onlar için. Ama senaryo hiç de öyle olmadı. Altınordu’nun defanstan çıktığı her topta içim ürperdi. Buna bir de Gençlerbirliği’nin kolektif pres algısı eklenince takımda bir panik havası oluştu. Amaçları rakiplerini kendi yarı alanında kabul edip geçiş hücumlarıyla ya da duran toplarla sonuca gitmekti. Maalesef bunda başarıyı yakalayamadılar. Gençlerbirliği’nin defans oyuncusu Metehan’ın yolladığı uzun toplarda geri beşli çöktü. Planlarını sahaya daha doğru biçimde yansıtan taraf Gençlerbirliği’ydi. Eski öğrencisi Barış’ın bulduğu golle başlayan hüzün silsilesi, geçen her saniye arttı. Altınordu kalesinde Gençler sayısını görünce bu yoğunlukta geçişlerde yetersiz kaldı. Hüseyin Hoca’ya ikinci yarı başlamadan üç ismi soyunma odasında bıraktırıp üç değişiklik birden yaptırtacak kadar takımın duruşu kötüydü. İlk yarıdan hiç de olumlu sinyal vermiyorken bir gol daha geldi ikinci 45’in başında. Tabi bu da kırmızı lacivertlilerin gerisini deplase hale getirdi. Gitmek kadar gelmek de zor Altınordu için. Tam da o tarife uyan bir anda Lima’nın 3-1 yapan golü kontra golünün tanımı niteliğindeydi. Hiçbir ön çalışma belirtisini hissetmediğim Altınordu orta sahası 48-64 arasında teslim oldu rakibe. Oyundaki dominant yapısını iyiden iyiye İzmir temsilcisine hissettiren Gençlerbirliği, rakibinin sakin kalamamasını da iyi değerlendirdi. LuaLua’nın 80’de direkten dönen topu sonrası Ahmet İlhan yaydan golü yazıp farkı 1’e indirince maçın geri kalanı tam bir kaos ortamına dönüştü. Sarı ve kırmızı kartların havada uçuştuğu anlarda Gençlerbirliği istediğini almaya yakındı. Altınordu’nun tansiyonunu yükseltmesi onların ekmeğine yağ sürdü adeta. Altınordu gerçekten kötü bir futbol izletiyor seyircisine. Oyun kurma, gol pozisyonu üretme ve defans ile hücum arasındaki geçişlerde taktiksel yetersizliğin olduğu bariz. Sonuç olarak da yine kaçan puanlar…

Yazının devamı...

İstanbul’dan bir kupa daha kalktı

28 Mayıs 2021

Pandemi dolayısıyla 1,5 yılı aşkın süredir hepimizin evlerine kapandığı zorlu günlerde İzmir kulüplerinin bu sezon yaşattığı heyecan ve gurur hepimizin yüreğine su serpti.
TFF 1. Lig bu sezon adeta alev alev yandı. Adana Demirspor ve Giresunspor, Süper Lig’e kendilerini atmayı başardılar. Ardından İzmir’in iki güzide kulübü Altay ve Altınordu, Play Off finalinde hiç içimize sinmese de İstanbul’da karşı karşıya geldiler. Final İzmir’e yakışırdı!
Altay, Mustafa Denizli’nin önderliğinde yeni bir sayfa açtı. En az Altay kadar gerek futbolculuk yıllarında gerekse kenar çizgide bu tip maçlara çıktı Türk futbolunun da yaşayan efsanesi Altay’ın Büyük Mustafa’sı. Denizli kendine yakışan bir adım atarak, bünyesinden yetiştiği Altay’ın Süper Lig’e çıkışına şahitlik edip, elinden tuttu ve eşiği atlattı.
Mustafa Hoca maça başlarken, tecrübeli golcüsü Portekizli Marco’yu yanında oturttu ilk yarıda. Yormadı, koşturmadı usta golcüyü. 36 yaşındaki Marco, Erhan’la birlikte ikinci yarı başlarken oyuna katıldı. İkisi de golü nasıl atacaklarını biliyorlardı sanki. Ve dakika 89. Erhan’ın asistiyle Marco aradan uzattığı sağ ayak ucuyla Erhan’ın koruduğu kaleye attı golü. Denizli, maç öncesi şemayı çizmişti bir nevi: “Maçın bir başlangıç 11’i olacak, bir de bitiş 11’i. Başlangıçta Marco’yu düşünmedim hiç ama maçın gidişatının nasıl olacağını görüp onu değerlendireceğiz.” Bu sezonun belki de altın niteliğindeki tek ama bitirici golü yetmişti bu hasreti dindirmeye.
Mustafa Denizli, Süper Lig’de çok şampiyonluk gördü. Ömrünü adadığı Büyük Altay 18 yıl sonra yeniden Süper Lig’de. Altay kulübünün başkanı ve yönetimini, çok değerli hocası Mustafa Denizli ve teknik ekibini, tüm sezon boyunca Altay’ın başarısı için ter döken futbolcuları ve tabiki değerli taraftarlarını canı gönülden kutlarım. Önümüzdeki sezon için Göztepe’nin yanına Altay’ı da uğurluyoruz. Süper Lig için son 90 dakikanın ardından sevincimizi koyduk bir kenara. İş geldi önümüzdeki sezon için yapılacak plana.
Bunu da Başkan Özgür Ekmekçioğlu açıklıyor şu satırlarla: “Süper Lig’de kalıcı, ayakları yere sağlam basan, yetiştirici kimliğini ön plana çıkaran bir Altay izleteceğiz. Üst düzey transferlerdense hedeflediğimiz planlamalar daha gerçekçi olacak.”
Okurken sizler de heyecanlandınız, değil mi? Eğer ki kafada kurulan bu plan hayata entegre edilirse, Altay layık olduğu yere demir atacaktır. Türk sporunda bir döneme damgasını vuran ve 2012’de Seyit Mehmet Özkan’ın kulübün başına geçmesiyle “futbolcu fabrikası”na dönüşen Altınordu, bugün ülkenin en önemli kulüpleri arasında. 10 yıllık rotasında henüz Süper Lig hedefini gerçekleştiremeyen Altınordu, bu sezon Süper Lig kapısına kadar geldi. Tamamı yerli oyunculardan kurulu kırmızı lacivertliler bu sezon olmasa dahi önümüzdeki sezon kendini Süper Lig’e atacaktır. Öz kaynak sistemiyle Türk gençlerine fırsat verip onların neler yapabileceğini bizlere gösteren Altınordu’yu ve Hüseyin Eroğlu’nu verdikleri onurlu ve gururlu mücadeleden dolayı gönülden tebrik ediyorum. Yolları açık olsun genç Şeytanların.

Yazının devamı...