Birliktelik sözde kalmasın!

Geçtiğimiz hafta Altınordu ve Altay arasında oynanan müthiş İzmir derbisine şahitlik ettik.

Bizler bu maçı heyecan ile beklerken, ne yazık ki Altay camiasında koronavirüs vakaları görülmüştü. Tabii bu olay yaşandıktan sonra, siyah beyazlı oyuncuların sahada işi çok daha zorlaştı.

Altaylı futbolcuların her ne kadar bedenleri Bornova Aziz Kocaoğlu Stadı’nda olsa da akıllarında hocaları, arkadaşları ve kulüp çalışanları vardı. İzmir derbisi virüs gölgesinde başladı. Altay öne geçse de 2-1’lik yenilgiyle ayrılmaktan kurtulamadı.

“İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu” mottosuyla ünü Türkiye sınırlarını aşan, adını dünyaya duyurmayı başarmış Altınordu Futbol Kulübü futbolcularında dikkatimi çeken bir detay var. Kırmızı lacivertli oyuncular karşılaşma öncesi yeşil alana adım atarken, gözlerim küçük de olsa bir ‘Geçmiş olsun’ pankartı aramadı değil. Ancak böyle bir görüntü ne yazık ki yoktu ortada.

Altınordu, bu sezon aldığı sonuçlarla zirvenin önemli adaylarından. Hal böyle olunca da her maça galibiyet parolasıyla çıkıyor. Aynı toprakları paylaştıkları Altay zor dönemden geçerken, rakipleri karşısında buldukları gollerden sonra yaşadıkları gol sevinçleri, bir tek bana mı abartılı geldi, bilemiyorum...

Altay, yaşadığı sıkıntıların gölgesinde İzmir derbisini kaybedip 3 maçlık galibiyet serisine son verdikten sonra hem psikolojik sıkıntı içine girdi hem de puan cetvelinde yara aldı. Siyah beyazlılar için bu kötü senaryo devam edecek ve hatta iş daha ciddi bir boyut alacaktı. Pazar günü İzmir’de Giresunspor’u ağırlamaya hazırlanan Altay, cumartesi günü şok bir haber daha aldı ve A Takım listesinde bulunan 20, genç listeden de 4 futbolcuda pozitif vaka görüldü. Buna ek olarak 3 antrenör, 1 akreditasyon sorumlusu, 2 sağlık çalışanı, 2 malzemeci ve 1 saha görevlisinin de testleri pozitif çıktı ve toplam vaka 34’ü buldu. Ancak dün yaşanan bir gelişme yüreğimize su serpti. Altay Teknik Direktörü Yücel İldiz’in test sonucu negatif çıktı.

***

Türkiye’de futbolun ilk oynandığı kent olarak bilinen İzmir, yıllarca üvey evlat muamelesi gördü. Süper Lig’in ilk yıllarından itibaren aynı anda beş takımla temsil edilen İzmir, sonraki süreçte sportif başarısızlıkla en dibe vurdu. Ancak geldiğimiz noktada hala ders çıkarmış değiliz. Her platformda dile getiriyorum. İzmir kulüplerinin, kendilerinden başka düşmana ihtiyacı yok. Eğer İzmir’in futbolda zirvede olmasını istiyorsak, sözde değil özde bir birlikteliğin olması kaçınılmaz. Gözlemlediğim kadarıyla maalesef İzmir kulüpleri arasında birkaç takım hariç, diğerleri sadece sözde birliktelik fotoğrafı sergiliyor... Sizce de artık yetmez mi?

***

Renklerin sahadaki mücadelesi düşmanlık değil, dostluk tohumları ekmeli. Futbol bir oyundur. Sahadaki rekabet sahada, tribündeki rekabet tribünde kalmalı. İzmirli birbirine sahip çıkmalı, destek olmalı. İzmir adına sözde birlik ve fotoğraf verme çabası bir kenara bırakılmalı. İzmirli bundan çok ama çok sıkıldı.  İnsanlar somut gerçeklikler görmek istiyor. İyilik istemek ve yapmak, kimse için bu kadar zor olmamalı. İnsanlık olarak zor bir sınavdan geçtiğimiz şu günlerde tüm Altay camiasına geçmiş olsun dileklerimi bir de buradan iletmek istiyorum.

Kulüp Başkanı Özgür Ekmekçioğlu’nun da ifade ettiği gibi, “Koca çınar Altay ve onun her bir yaprağı tüm fırtınalardan güçlü çıkmıştır.”

Ben de Altay’ın bu zor günleri geride bırakarak, eskisinden daha kuvvetli, daha dirençli ve daha inançlı çıkacağına inanıyorum.