Bizi duyan var mı?

Takvim yaprakları 30 Ekim’i işaret ettiği gün İzmir, deprem felaketiyle karşı karşıya kaldı. Ne yazık ki bu yıkıcı ve gönlümüzü dağlayan deprem, 116 vatandaşımızı bu hayattan kopardı, binlerce kişiyi yuvasız bıraktı.

Her şeyi çok çabuk unutuyoruz.

Olup bitenlerden ders çıkarmayı beceremiyoruz. Aynı hataları tekrar tekrar yapıyoruz.

Deprem olduğunda, binalar yıkıldığında, insanlar yıkılan binaların altında kaldığında, ya da sel suları her şeyimizi alıp götürdüğünde...

Salgın hastalıkta gereken önlemleri alıp kendimizi koruyamıyoruz.

Aklın ve bilimin emrettiklerini yapmıyoruz. Kötü olaylara ya da afetlere ‘kader’ deyip geçiyoruz.

Yaşanan acıların önüne geçmek için önlem almakta sürekli gecikiyoruz. Salgın hastalıkta bu salgından korunmanın yolları olduğunu, salgına karşı önlemleri, maske, mesafe ve temizliği konuşuyoruz.

Ya da deprem olduğunda “Bizi duyan var mı?” seslerinin arasında bilimin ve bilim adamlarının seslerini duymuyor, deprem yönetmeliğine uymayan çürük binalar yapmaya devam ediyoruz.

***

Depremin etkilediği bir başka alan da tabii futbol oldu.

Binalarda ciddi hasarlar bırakarak izlerini derinden hissettiren deprem, yarım asırlık çınar Atatürk Stadı’nda da kendini gösterdi. Ve neticede stat kullanıma kapatıldı.

1971 yılındaki Akdeniz Oyunları’na ev sahipliği yapması için yapılan Atatürk Stadı, ülkemizdeki iki olimpik stattan biri olma özelliğini taşıyor. Alsancak Stadı da depreme dayanıksız olması nedeniyle 2015’te bir kepçe bir dozerle kâğıt gibi yıkılıvermişti.

Yine aynı sene Atatürk Stadı için yapılan testte bazı bölümler sınıfta kalmıştı.

Peki aradan geçen 5 senede güzelim İzmir’e bu bakımsız ve tehlike saçan stadın yerine yenisi neden kazandırılmadı?

Seçim zamanı birçok partinin, İZVAK ve İZTO’nun projelerinin arasında yer alan Atatürk Stadı niye rafa kaldırıldı da hayata geçirilmedi?

Herkesçe ömrünü tamamladığı bilinen stat neden bugüne kadar hizmet vermeye devam etti? 

***

Bu statta müsabakalarını oynayan Karşıyaka, artık kendisine yeni bir ev arıyor.Seçeneklerden birisi Tire, diğeri Bornova Stadı. 2020 yılını geride bırakmamıza az bir süre kalmışken, bu durum ne kadar acı ve de trajikomik, değil mi?

İzmir’in 100 yıldan fazla süredir Türk futboluna hizmet etmiş kulübünün derdi bu mu olmalıydı?

Yıllardır kendi ayakları üzerinde durmayı çok iyi beceren ve bulunduğu kulvarda her zaman zirveye aday olan yeşil kırmızılılar, evine kavuşup konforu tadınca başarıyı kalıcı bir şekilde yakalayacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. 

Lig atlamanın, şampiyonluklara koşmanın temelinde yatan unsurlardan birisi de budur.

***

Doğal afetler ve salgın hastalığın yayıldığı dönemlerde bilimin sesini dinliyoruz ama; bir süre geçtikten sonra hepsini unutuyoruz.

Her büyük deprem sonrası uzmanlar konuşuyor, öneriler sunuyor. Ama biz yine bildiğimizi okuyoruz.

Kurumların denetim görevlerini yerine getirip getirmediğini sorgulamıyoruz. Bazı konularda takipçi olmuyoruz.

Bilimin sesini dinlemiyor, emrettiklerini duymuyor, yıkılan binaların altında kalanlara sesleniyoruz. “Bizi duyan var mı?”