Garp cephesinde yeni bir şey yok

Geçtiğimiz hafta, “İzmir yine bildiğimiz gibi yalnız” başlıklı köşe yazımda Göztepe-Beşiktaş maçında yapılan haksızlıkları ve de İzmirliyim diyen, ekmeğini İzmir’den kazanan bu kentin kravatlılarının sessizliğinden dem vurmuştum.

Sevgili Mehmet Sepil Türk futbolundaki tiyatroyu görmüş, ‘Ben bu orta oyununda yokum’ diyerek önce Kulüpler Birliği Başkanlığı’nı bırakmış, ardından da Göztepe’nin başkanlığını şimdilik rafa kaldırmıştı. Kişisel kanaatim Mehmet Sepil gibi bir değerin kaybedilmesi hem İzmir hem de Türk futbolu için büyük kayıptır! Bunun farkında mıyız, bence hayır!

Göztepe Başkanı Mehmet Sepil’in Göztepe ve Türk futboluna katkıları azımsanacak boyutta değil.

14 yıl aradan sonra sarı kırmızılıları Süper Lig’e çıkarıp kalıcı hale getirdi.

Şehrin göbeğinde stat olmaz diyenlere inat Göztepe Gürsel Aksel Stadyumu’nu Yalı’ya kavuşturdu.

Kulüpler Birliği başkanlığıyla kulübü ve İzmir’i gururlandırdı.

Süper Lig’in borçsuz kulüpleri arasına adını yazdırdı.

Ezeli rakibi Karşıyaka’nın stat sorunuyla ilgili bile, ‘Karşıyakalılar üzgün stadı yok. Onlar kadar ben de üzgünüm. Karşıyaka’nın stadı olması için bir kulüp başkanı ne kadar ağırlığını koyabilecekse ben hazırım. En iyi tesisler Karşıyaka için yapılsın. Altay için Altınordu için olsun’ diyebilecek kadar da İzmir’de birçok isme ders niteliğinde söz söyleyecek vizyon sahibi bir isim... İşte böyle bir insanı İzmir’in önde gelenleri yapayalnız bıraktı. 

***

Gelelim hepimizi heyecanlandıran Altay ve Altınordu’ya. Biri 18, diğeri 51 yıldır Süper Lig’e hasret.

Ancak önce şunu da belirtemeden geçemeyeceğim. Altınordu’nun Samsun’da oynadığı yarı final maçı sonrası Ahmet İlhan şöyle bir açıklama yaptı :  “Seyirci yasağı vardı değil mi? Biz ilk maça eşlerimizi, çocuklarımızı sokamadık yasak olduğu için. Bugün epey seyirci vardı. Sağlık olsun. Tertemiz yolumuza devam ediyoruz. Bu toprakların çocuklarıyla neler yapabileceğimizi göstermek istiyoruz.” Tıpkı Göztepeli taraftarlar gibi, Altınordu’nun da evinde sahipsiz kalması ne kadar acı!

***

TFF 1. Lig’in finalinde iki İzmir takımımız var. Yarın son bir 90 dakika belki 120 dakika ve belki de penaltılara kalacak bir final mücadelesi bizleri bekliyor. Süper Lig’de 2021-2022 yılında iki İzmir takımı olacak. Her hafta bir Süper Lig mücadelesi seyredeceğiz İzmir statlarında.  Gelecek sezonda da yine bir İzmir takımımızın Süper Lig’e çıkmasını diliyorum.

Evet maalesef finalde bir takımımız sevinecek, diğer takımımız üzülecektir. Ancak kazanan İzmir olacak diyoruz ama yine sevincimizi kursağımızda bırakıyorlar. Altınordu ile Altay arasında oynanacak Play Off finali İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanacak.

İki İngiliz takımının şampiyonlar ligi finalini İstanbul da oynatamayan TFF, iki İzmir takımının finalini İzmir’de oynamasına izin vermedi. Herkes gücünün yettiğine.

***

Son bir yalnızlık örneğiyle yazımı noktalamak istiyorum.

Hepinizin malumu takvim yaprakları 2017’yi gösterdiğinde dönemin Torbalı Belediye Başkanı Adnan Yaşar Görmez, Pancar’da 104 dönümlük araziyi Göztepe’ye tesis yapması için tahsis etmişti. Aradan zaman geçti, belediye başkanı değişmişti. 2019 yılında İsmail Uygur arazinin imarı olmadığını belirtmiş ve devrini iptal ettiğini duyurmuştu. 2020 yılında Göztepe Başkanı Mehmet Sepil, uzunca süredir planların onaylanmasını beklediklerini ancak bir türlü sonuç alamadıkları Torbalı Pancar’daki altyapı tesisi projesiyle ilgili, “Torbalı tesislerinden vazgeçtik. 2 aydır planları yapacaklarını söylediler ama ortada bir şey yok. Bu nedenle vazgeçtik. Göztepeliler’in içi rahat olsun. Aynı ölçülerde bir altyapı tesisini başka yerde hayata geçireceğiz” demişti.

Geçtiğimiz günlerde Torbalı’nın çiçeği burnunda Belediye Başkanı Mithat Tekin buğday ektikleri arazi ile ilgili talihsiz bir açıklama yaptı, “100 dönümlük bu arazi bir nevi Göztepe A.Ş. olacakken şimdi vatandaşa AŞ oldu” dedi.

İster istemez her zaman olduğu gibi en başta Göztepe’nin cefakar taraftarları bu talihsiz açıklamalara isyan etti. İZVAK da Göztepe’yi yalnız bırakmayarak kınama mesajı yayınladı.

Yeter mi, bence yetmez.

Neyi ne kadar doğru ve yerinde yapıyoruz bu da çok önemli. Dün köşesinde gazetemizin Ege Bölge Temsilcisi Engin Uğur Ağır abim, “Kuru teşekkür yetmez, pamuk eller cebe” diye bir köşe yazısı kaleme aldı. Şöyle seslendi bu şehrin önde gelenlerine : “Sayın Valimiz Yavuz Selim Köşger ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer’e çağrıda bulunuyorum. Başta tüm belediye başkanları olmak üzere, kentin tüm kanaat önderlerini bir araya getirin, üç kulübümüze nasıl destekte bulunuruz konusunu ele alın.

Bir elin nesi var, iki elin sesi var demiş büyüklerimiz. Şimdi tam zamanı, sıcağı sıcağına bu oluşumu hayata geçirin, Altayımıza, Altınordumuza ve Bucasporumuza can suyu olun.”

***

Senelerdir Göztepe’nin tesis sorununu çözemeyen İzmir’i yönetenler, Süper Lig’e ikinci takım geliyor diye sevinç naraları atıyor.

Benim bu şehrin ileri gelenlerinden hiç umudum yok ama inşallah yanılırım.

Artık İzmirli’nin silkelenmesi gerekiyor. Eğer ki biz birlikte güçlüysek daha fazla kenetlenmeliyiz. Daha fazla sesimiz gür çıkmalı. Ve de İzmir futbolunda yaşanan sorunların karşısında kafamızı kuma gömmeyi bırakmalıyız. Son birkaç haftada yaşananlara baktığımız zaman İzmir futbolunda sadece sözde birliktelik ikliminin olduğunu hepimiz gördük. İlk iş olarak Göztepe Başkanı Mehmet Sepil’e sahip çıkarak almış olduğu karardan döndürerek başlamalıyız...