Şeytan, Başkent’ten çıkamadı

Geçtiğimiz sezon çok iyi bir jenerasyon yakalamıştı Altınordu. Çıtayı Play Off finaline kadar çıkarıp ilk 11 oyuncularının esamelerini sıkça okuttular. Haliyle de yeni sezon öncesi Play Off finali yapan takımdan beklenti yüksek olacaktı. İlk üç hafta o beklentinin uzağından yakınından geçemeyen kırmızı lacivertliler için Bursa maçı soluk alıp vermesini aktif kıldı diyebiliriz. İç sahadaki Tuzlaspor ve İstanbulspor deplasmanında hatalı durduğu pozisyonlar ve de yediği gollerdeki alan sıkıntısı ile Ali Emre eleştirilmişti. Ancak Bursaspor karşısında kilit isim olmuştu. 6 net topu bloke ederek sezonun ilk galibiyetinde önemli paya sahipti. Ali Emre’nin kanımca kumaşı sağlam. Fakat yaşı itibariyle artık 20’lerin ortalarına geliyor. Bazı açıları ayarlamalı, kritik pozisyonlarda daha fazla sorumluluk alıp gözünü karartmalı. En azından oyun kurarken takımını sakinleştirip nabzı düşürmeli.

Geçtiğimiz pazar gününün zarif sol ayaklısı Ali Dere’nin üç günde ikinci golüyle öne geçtiler. Ev sahibi ekibin henüz 12’de Ramazan dışarı Übeyd içeri zorunlu değişikliği sonrası rakip alanda buldukları ilk pozisyonda yaptılar golü. Skor üstünlüğüyle birlikte oyun üstünlüğünü de ellerine almak adına bir fırsattı onlar için. Ama senaryo hiç de öyle olmadı. Altınordu’nun defanstan çıktığı her topta içim ürperdi. Buna bir de Gençlerbirliği’nin kolektif pres algısı eklenince takımda bir panik havası oluştu. Amaçları rakiplerini kendi yarı alanında kabul edip geçiş hücumlarıyla ya da duran toplarla sonuca gitmekti. Maalesef bunda başarıyı yakalayamadılar. Gençlerbirliği’nin defans oyuncusu Metehan’ın yolladığı uzun toplarda geri beşli çöktü. Planlarını sahaya daha doğru biçimde yansıtan taraf Gençlerbirliği’ydi. Eski öğrencisi Barış’ın bulduğu golle başlayan hüzün silsilesi, geçen her saniye arttı. Altınordu kalesinde Gençler sayısını görünce bu yoğunlukta geçişlerde yetersiz kaldı. Hüseyin Hoca’ya ikinci yarı başlamadan üç ismi soyunma odasında bıraktırıp üç değişiklik birden yaptırtacak kadar takımın duruşu kötüydü. İlk yarıdan hiç de olumlu sinyal vermiyorken bir gol daha geldi ikinci 45’in başında. Tabi bu da kırmızı lacivertlilerin gerisini deplase hale getirdi. Gitmek kadar gelmek de zor Altınordu için. Tam da o tarife uyan bir anda Lima’nın 3-1 yapan golü kontra golünün tanımı niteliğindeydi. Hiçbir ön çalışma belirtisini hissetmediğim Altınordu orta sahası 48-64 arasında teslim oldu rakibe. Oyundaki dominant yapısını iyiden iyiye İzmir temsilcisine hissettiren Gençlerbirliği, rakibinin sakin kalamamasını da iyi değerlendirdi. LuaLua’nın 80’de direkten dönen topu sonrası Ahmet İlhan yaydan golü yazıp farkı 1’e indirince maçın geri kalanı tam bir kaos ortamına dönüştü. Sarı ve kırmızı kartların havada uçuştuğu anlarda Gençlerbirliği istediğini almaya yakındı. Altınordu’nun tansiyonunu yükseltmesi onların ekmeğine yağ sürdü adeta. Altınordu gerçekten kötü bir futbol izletiyor seyircisine. Oyun kurma, gol pozisyonu üretme ve defans ile hücum arasındaki geçişlerde taktiksel yetersizliğin olduğu bariz. Sonuç olarak da yine kaçan puanlar…