Müzikte yapısal reform

"Müzik kötüye gitti, yeni şarkılar berbat, yeni isim çıkmıyor, nerde o eski güzel sanatçılar, şarkılar" diyenler çok. Onlardan değilim. Tersine hiç olmadığı kadar canlı, renkli ve eğlenceli olduğunu düşünüyorum şu anda Türkiye’deki müzik üretiminin. Üstelik müzisyenler için belki de yüzyılımızın ve hatta son 40 yılın en zor dönemi yaşanıyor.

‘90’larda yabancı büyük isimler Türkiye’ye geliyor, diye sevinmiştik. 2000’lerde Rock’ın, indie müziğin, hip hop’un ve türevlerinin yükseldiğini, ana akım olduğunu gördük.

Şimdi alternatif müziğin patlama yaşadığına, popun nasıl alternatif türlere meylettiğine tanık oluyoruz. Sinan Akçıl drill beat’li şarkı yapıyor; Hande Yener, Tepki’yle düette; Mustafa Ceceli, Burak Bulut’la şarkı yapıyor; klasikleşmiş sanatçılarımızdan Nilüfer’in dün yayınlanan EP albümünde çıkış şarkısı reggaeton üzerine şekillenmiş.

Neler yapılmalı?

“Eskiden ne güzel her ünlü Türkiye’ye gelirmiş, şimdi hiç gelmiyorlar” diyenlerden değilim. Bunun hiçbir anlamı yok çünkü. Müzik dünyamız şu anda o kadar büyük ve kendi içinde o kadar çeşitli ki ithalattan ihracat noktasına gelindi. Şimdi gelenler değil yurt dışına gidenler sesini duyuranlar konuşulmalı daha fazla. Ama nasıl?

İşler böyleyken müzikteki yaratıcı dalgaya ayak uyduracak yapısal reformlar lazım. Çok meşhur ve popüler bir laf yapısal reform şu ara, o yüzden ben de derdimi bari böyle anlatayım, dedim.

Nedir reformlar? Bir; defa hep belirttiğim gibi Eurovizyon’a katılmamız lazım. Müzik sahnemiz için yepyeni bir alandır. Dünyaya söyleyecek sözü olan orijinal müzisyenlerimiz var. İki; gösteri ve konser vergilerini yeniden düzenlemek lazım. Sanatçıların üzerindeki vergileri rahatlatmak lazım. Sanatçıları bu anlamda teşvik etmek lazım. Müzik yasağının eski hâline dönmesi lazım. Sponsorluklardaki kısıtlamaların yeniden düzenlenmesi lazım. Müzik dünyasını tüm dünyada da ayakta tutan sponsorluk siteminden müziğimizi mahrum bırakmamak lazım. Ve elbette festivalleri teşvik etmek lazım. Festivallerin ne olduğunu anlatmak lazım. İnsanlar sanırım hiç festivale gitmediklerinden bunun nasıl bir deneyim olduğunu da anlayamıyorlar.

Büyük ve uluslararası festivallerin yapılmaya başlaması müzik turizmini de canlandırır. İstanbul’a müzik için gelmek isteyecek çok fazla insan var. Rock’n Coke zamanında İran, İsrail, Yunanistan, Bulgaristan, Rusya gibi çevre coğrafyalardan seyirciler büyük konserlere geliyorlardı. Bu tekrar sağlanabilir.

Bunlar yapılırsa Türkiye dünyadaki en önemli müzik sahnelerinden biri olur. Halk müziğiyle, hip hop’ıyla, cazıyla, popuyla, elektronik müziğiyle.. Çok büyük potansiyel var. Benden tekrar tekrar söylemesi.

Müzikte yapısal reform

Bu hafta ne dinlemeli

“Dünya Bu”, Gazapizm’in yeni şarkısının adı. Çok izlenecek bir video’yla geldi şarkı. Gazapizm ekibinin müzikteki devrimci ve öncü yaklaşımını seviyorum. Çok cesur hareketler, çok iyi lirikler. Gazapizm bugünün alternatif nitelikli müziğinin en önemli isimlerinden biri.

Çakal, yeni nesil Drill furyası içinde özel bir yeri olduğunu bu hafta kanıtladı. “Paradoks” adlı albüm video’ları ve genel anlamda görünümüyle ve müziğiyle üzerinde belli ki uğraşılmış bir iş. Drill; Türkiye’de nerelere gidecek, nasıl bir sahneye dönüşecek ben de çok merak ediyorum. Merakla izliyorum. Kendrick Lamar’ın çok uzun zamandır beklenen ve çıkar çıkmaz dünyadaki bir numaralı müzik olayına dönüşen albümü “Mr. Morale & The Big Steppers” bu hafta yayınlandı. Sanıyorum hip hop müzikle ilgili olan dünyadaki herkes şu anda bu albümü dinliyor. Dinlemek de yetmez şarkıların sözlerini ve bağlamını da anlamak ve araştırmak lazım. Yani tembel tembel dinlenecek albüm arıyorsanız bu o değil.