HASAN PULUR ULU BİR ÇINARDI

Hasan Pulur da, İlhan Selçuk gibi, Çetin Altan gibi, Orhan Kemal gibi, Yaşar Kemal gibi bana okumayı, yazmayı öğretenlerdendi..

Haylazdım.. Yazıyla çiziyle işim yoktu.. Edebiyat notum kötü, kompozisyon notum rezaletti..

Edebiyat öğretmenime nasıl kurtarırım dedim..

Kolay dedi.. Şu kitapları okuyacaksın, her gün yazarları takip edeceksin..

Hasan Pulur’un yazılarıyla o zaman tanıştım..

Meseleleri sohbet ediyormuş gibi anlatıyordu.. Gazete köşesinden sanki okuruyla konuşuyordu..

Takıldım kaldım..

1974 yılından beri okuruyum.. 40 yıldır..

Belli bir konuyu kısa, özlü, mizah ve hiciv de katarak anlatım sanatına fıkra denir ya..

Fıkra yazısı denilince akla gelen ilk isim Hasan Pulur’du..

Hayatın bana verdiği ödüle bakın.. Okumayı öğreten, okumayı sevdiren ustayla yollarım Milliyet’te kesişti..

Oda komşusu olduk..Çaylar içtik sohbetler ettik..

Yazılarımı beğendiğini söylediği gün, benden mutlusu yoktu..

Ölüm haberini alınca kitaplığıma baktım.. Genç yaşımda okuduğum kitabı buldum.. Olaylar ve insanlar - 2(1976 baskısı) sayfaları sararmıştı..

Kitap yaşlanmıştı ama yazılar gençti..

Abdi İpekçi takdim yazısı yazmış.. Alçak gönüllüğünün, başarılarının geçici sarhoşluğuna kapılmadığının altını çizmiş.. Yazıları hep yaşayacak demiş..

Birini seçtim.. Bakın hükümet kurulamamasını nasıl hicvetmiş

Arabulucu kime denir?

En kestirmesi iki kişinin, ya da iki tarafın arasını bulana!..

Eğer bu arabulma gönül macerası ile ilgiliyse, arabulucuya, en hafif tarafından çöpçatan denir.

İyi bir arabulucu ya da çöpçatan nasıl olur?

Bir işi halletmek için ne yapar?

İki tarafın nasıl ağzından girip burnundan çıkar?(..)

***

Çöpçatan bir adama gitmiş. Lafa tepeden girecek değil ya, sağdan ve de soldan söz ettikten sonra açılıvermiş:

Oğlunuza güzel bir kız almak ister misiniz?

Adam şaşırmış:

Vallahi bilmem, oğluma sormak gerek. Ben oğlumun işlerine karışmam!..

Çöpçatan hemen elindeki kozu masaya sürmüş:

Ama bu kızın kim olduğunu biliyor musunuz?

Kim acaba?

Dünyanın en zengini Baron Rothschild’in kızı!

Haaaa, o zaman iş değişir!..

Çöpçatan bu defa Rothschild’e gitmiş.

Kızınızı evlendirmek ister misiniz?

Benim kızım küçük, daha 17 yaşında. Hem nereden çıktı bu teklif?

Ama damadın kim olduğunu biliyor musunuz?

Kim acaba?

Bu delikanlı Dünya Bankasının ikinci başkanı olmak üzere.

Haaa, o zaman iş değişir!..

Çöpçatan iki tarafı sağlama aldıktan sonra Dünya Bankası Başkanı Mac Namara’ya gitmiş:

Size mükemmel bir yardımcı buldum.

Ama benim iki tane yardımcım var.

Fakat teklif ettiğim bu adamın kim olduğunu biliyor musunuz?

Kim acaba?

Dünyanın en zengin adamı Rothschild’in damadı.

Haa o zaman iş değişir!..

***

Gördünüz mü adamın marifetini?

Nerdeee böyle arabulucular!..

Bizim sahne-i siyasette bir arz-ı endam etseler de şu hükümeti bir kurabilsek.’ ( 23 Mart 1975)

Okumayı sevdirdiğin milyonlar adına; Allah rahmet eylesin..

Türk- Kürt savaşına dönüşsün isteniyor!

Bu filmi görmüştük dediniz değil mi?

On binler yine cenaze töreninde buluştu..

Çünkü; yine barış isteyen vurulmuştu..Yine barış istemek ölüm nedeni olmuştu..

Kafasına tek kurşun sıkılan (tesadüf mü, serseri kurşun mu, nişan alınmayla mı, planlı mı er veya geç ortaya çıkacak,çıkmalı)Elçi’nin istediği netti..

Güneydoğu sokaklarında hendek ve barikatlar istemiyordu.. Ağır silahlarla yapılan operasyonları da..

Daha da ötesi.. Ölmeden beş dakika önce.. Dört minareli camiiyi kast ederek, ‘tarihi değerlere yönelik tahribat insanlık suçudur’demişti..

Dünden beri düşünüyorum.. Elçi’yi vuranın neyi hedeflediğini anlamadım.. O kurşun, şiddet daha da artsın, Güneydoğu yaşanmaz hale gelsin niyetiyle sıkılmışsa..

Güneydoğu bundan daha kötü durumda olamaz..

Hendek, barikat, sokağa çıkma yasağı, ağır silahlarla çatışma..

Harabeye dönmüş evler, hurda olmuş araçlar, yıkılmış iş yerleri..

Enkaz, enkaz, enkaz..

Bazı mahalleler yaşanamaz halde..

Dün gün boyu Elçi’nin yanında bulunan tabanca konuşuldu.. Polisi vuran PKK militanına aitmiş..

O terörist kaçarken polisin üzerine tabancasını fırlatmamış mıydı?

O tabanca, o tabanca mı?

(Bu kısmını da anlamadım.. Ekranlara yansıdığı kadarıyla söylüyorum.. PKK militanı koşuyor, sivil polis ateş ediyor, terörist silahını üzerine atıyor, polis afallıyor.. Terörist kaçarken arkasından ateş ediyor, isabet sıfır, ayağından vursa iş anında çözülecek)

Türkiye karanlığın karanlığına itilmek isteniyor.. Polis-PKK çatışmasından çıksın isteniyor.. Türk-Kürt savaşına dönüşsün isteniyor..

Oyuna gelmeyelim!..