Melih Aşık

Melih Aşık

m.asik@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Cumhuriyet’in yüzüncü yılına bir adım kaldı. Önümüzdeki yıl aydınlığa açılan 100 yılı  kutlayacağız.

Kuruluştan bu yana 99 yıl geçti ama...

Hâlâ önemli günlerde 10. Yıl Marşı’nı çalıyoruz.

Geçmişte diğer yıl dönümlerinde de marşlar yapıldı. 1973 yılında 50. Yılı kutladığımızda Necil Kazım Akses 50. Yıl Marşı’nı bestelemişti örneğin.

Ancak ne o ne diğerleri 10. Yıl Marşı’nın yerini tutmadı.

O coşku ve heyecanı vermedi.

Yüzüncü yıla girerken gazeteci Semih Kalkanoğlu geçtiği notta önemli bir hatırlatmada bulunuyor:

Haberin Devamı

- Bakalım 100. Yıl için muhteşem bir marş yapılacak mı bu topraklarda? diye soruyor.

Elbette yüzüncü yılın marşı yapılmalı.

Toplumun yüreğindeki heyecan notalara dökülüp gelecek nesillere duyurulmalı.

Kim mi üstlenecek bu görevi?

Şu sırada posta kutumuza tesadüfen MÜZED’in Cumhuriyet kutlaması düşüyor.

MÜZED Müzik Eğitimcileri Derneği’dir.

Neden bu tür sivil toplum kuruluşları bir 100. yıl beste yarışması açmasın?

Tabii böyle bir girişimde önderlik edecek olan Kültür Bakanlığı ve üniversitelerdir.

Resmi veya sivil… Bu yarışmayı üstlenecek kuruluşlar mutlaka çıkacaktır.

Bestecilerimiz aday eserlerinin şimdiden hazırlamalıdır.

100.yılı 10. Yıl Marşı’yla karşılamak biraz ayıp olacak.

 TKP DE KUTLADI!

Kısa adı TKP olan Türkiye Komünist Partisi’nin 29 EKİM bildirisi şöyle başlıyor:

“...Emperyalist işgalcilere, miadını doldurmuş Osmanlı’nın gericilikle kol kola ikbal arayan yozlaşmış saltanatına karşı kazandığımız zaferin, Cumhuriyet’in kuruluşunun 99. yıl dönümüne ayak basıyoruz.

Bağımsızlıkçı, aydınlanmacı, halkçı fikirlerle, özgür ve egemen bir ülke için bu topraklarda atılmış en ileri adımdı Cumhuriyet!”

Öyle bir bildiri ki...

Bir CHP’li de her satırına hiç düşünmeden imzasını atabilir.

Ancak bu hayli uzun bildiride bir isim eksik.

Kimdir o eksik isim? Mustafa Kemal.

Zaferler kazanılmış, en ileri adımlar atılmış, Cumhuriyet ilan edilmiş.

Ama bu zaferler kimin önderliğinde kazanılmış, Cumhuriyet kimin projesi imiş, o belli değil.

Lenin’in adından söz etmeden Sovyet devrimini anlatmak gibi bir şey.

Haberin Devamı

İnkârcılık bir yana, komik de kaçıyor.

ŞİİRLER

Kitap okumuyoruz... Şairlerimizle ilgilenmiyor, şiirlerini bilmiyoruz.

Bir yarışma programı öncesi takdimci ile yarışmacı konuşuyor:

- Nâzım Hikmet’i okur musunuz?

- Tabii okurum, şiirlerini çok severim.

- Mesela hangisini?

- Yaşamak bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçesine.

- Başka?

- Şimdi aklımda yok.

- Cahit Sıtkı Tarancı’yı bilir misiniz?

- Tabii... “35 yaş yolun yarısı eder”

- Başka?

- O kadar...

- Orhan Veli?

- “Beni bu güzel havalar mahvetti”

- Attilâ İlhan?

- “Ne kadınlar sevdim zaten yoktular”

- Özdemir Asaf?

- “Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu birinciliği beyaza verdiler”

- Başka?

- Bu kadar...

Ziya Osman Saba, Necati Cumalı, Oktay Rıfat, Faruk Nafiz, Ahmet Kutsi, Orhan Seyfi,  Melih Cevdet... Onlardan hatırda kalan bazen bir dize bile yoktur. Çok şairimiz var. Şiirlerini okumuyor, akılda tutmuyoruz. Ünlenmiş bir iki dize ile ömür boyu idare ediyoruz. Tabii hepimiz değil ama çoğumuz böyle.

SEFERO

Galatasaray geçen temmuz ayında Benfica kulübünden Haris Seferoviç adlı bir futbolcu transfer etti. Kulübüne 1 milyon euro, kendisine bir yıl için 2.3 milyon euro toplam 3.3 milyon euro, yani 60 milyon lira ödenecekti. Bu futbolcu üç ayda birkaç maçta yarım devre oynadı. Beklenen verim alınmadığı için şimdi yollar ayrılacakmış. Peki, Galatasaray’ın bir scout ekibi yok mu? Futbolcular satın alınmadan önce izlenip haklarında bilgi edinilmiyor mu? Önce 60 milyona satın alıp sonra mı deniyorlar oyuncuları?

Haberin Devamı

Bu ne pahalı deneme böyle!

ALTILI

Altılı Masa, 14 Kasım’daki toplantısına hazırlanırken...

İyi Parti’nin Hüseyin Baş liderliğindeki BTP’yi masaya dâhil etme girişiminin vereceği sonuç merakla bekleniyor. Masadaki üç küçük partinin böyle bir genişlemeye karşı olması tartışma yaratacak gibi görünüyor.

Bir başka sorun daha var masada.

Altı partinin oluşturduğu bir çalışma grubu cumhurbaşkanı adayının kullanacağı ortak programı hazırlıyor.

Cumhurbaşkanı adayı kendi kampanyasını bu program çerçevesinde yürütecek.

Böyle bir ortak program var olacak ama... Aynı zamanda her partinin Meclis yarışında halka anlatacağı kendi icraat programı da bulunacak. Ve kuşkusuz cumhurbaşkanı adayının savunduğu ortak programla partilerin programları yer yer çatışacak. Ayrı telden çalan altı partinin (belki yedi) ortak bir program hazırlayabilmesi mümkün olacak mı?

İyi Parti uzman heyetinden Sayın Ümit Özlale bunun zor ama imkânsız olmadığını söylüyor. Bu konular aşılır, diyor. Bize izlemek düşüyor.