Ali Nejat Ölçen

Ülkemizin yetiştirdiği en seçkin aydınlardan, bir büyük yurtseveri, bir cumhuriyet savaşçısını... Ali Nejat Ölçen’i dün 98 yaşında kaybettik. 1928-1946 arası öğrenci, 1946-1950 arası mühendis, 1960-1973 arası iktisatçı, 1973-1980 arası politikacı. 1980 sonrasında ise yorulmak bilmeyen bir yazar ve düşünür.

İki ayda bir tek başına hazırlayıp yayımladığı “Türkiye Sorunları” adlı dergiyi bize de gönderirdi. Her biri araştırmaya dayalı, özenle hazırlanmış yazılardan oluşan birer kitap değerindeki bu dergiler isteyen herkese ücretsiz yollanırdı. İki dönem CHP İstanbul milletvekili olarak TBMM’de görev alan Ali Nejat Bey, eski parlamenterlere uygulanan parasal ödemeyi haksız bulmuş, verilen parayla, 1994 yılından itibaren sözü geçen iki aylık dergiyi yayımlamaya başlamıştı.

Bu soylu aydını gereğince anmaya ne yazık ki sütunlarımız elvermez. Onu, daha önce kaybettiği eşi için yazdığı bir küçük şiirle sonsuzluğa uğurluyoruz:

“Bir yastıkta kocayın dediler mi bize

o sözü yakıştıramadık kendimize

64 yıl bir yastıkta kocamadık

genç kaldık/ yazgımızı getirdik dize.

 

Yazgımız; onu da biz yarattık

dünya malını bir yana attık/

ağacı, taşı toprağı kuşları sevdik

düz yolu değil yokuşları sevdik.

sevgiye aşıktık/ birlikte yokuşları aştık.

 

Sevgimiz başkadır bizim, başka

Biraz da benzer ilahi aşka

Makbule Ölçen, sevgili karım

Öteki dünyada da seninle varım.”

ERBAA

Bir çığlık da Erbaa’dan geliyor... Kelkit ve Boğalı yaylalarında altın madeni hazırlığına tepkiler sözcüklere şöyle dökülüyor:

“Bu bölgenin tam kalbinde, ladin, gürgen, çam ormanları ile yemyeşil bir vaha olan ve çeşitli yaban hayatının muhafaza edildiği, F köyü ile Tanoba Beldesi arasında açılacak siyanürlü bir altın - bakır madeninin yaratacağı zararların neler olacağını anlamak için Ordu-Fatsa ormanlarında 5 yıl önce açılan siyanürlü altın madenine bakmak yeterlidir.

Olası bir madenin Erbaa’mızda doğaya ve insana, derelerimizden, pınarlarımızdan akan yer üstü ve yer altı sularımıza vereceği zararı her aklıselim ve vicdan sahibi görebilir.

Başta Erbaa olmak üzere Tokat ve Amasya illerimize bağlı bütün ilçe - belde ve köylerimizin bu büyük felakete dur demesi hepimizin görevidir.”

CEYLAN

Urfa’nın çok duygulu bir türküsü vardır.

“Gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar,

Anandan, babandan, yârdan ayrı koyarlar”

sözleriyle yürekleri titreten bu türkü hemen herkesin ezberindedir.

Bu türkünün en sık söylendiği şehirde, yani Urfa’da, Tarım İl Müdürlüğü 9 ceylanın avlanması için 193 bin lira bedel tespit ederek ihale açtı.

Urfa kökenli İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ihaleyi duyunca Şanlıurfa’ya giderek 2. İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Mahkeme de duyarlı davrandı, ihaleyi iptal etti. 9 ceylan kurtuldu.

Mahkemenin gerekçesinde “İhale konusu ceylanların sayılarının fazla olduğuna veya doğaya zarar verdiğine ilişkin herhangi bir tespitin mevcut olmadığı” dile getirildi. Av turizmi adı altında ceylan katline izin verenleri kınıyor, Urfa halkını ceylanlarına sahip çıkmaya davet ediyor, Mahmut Tanal’ı kutluyoruz. Bırakın gezsin ceylanlar dağlarda...

VALİ

İzmir-Çeşme arasında yol kontrolü yapan jandarmalar bir minibüsü durdurup kimlik kontrolü yaparlar. Yolculardan birinin Manisa valisi olduğunu öğrenince önce şaşırırlar, ardından:

- Sayın valim, derler, lütfen sizi bizim aracımıza alalım, gideceğiniz yere götürelim.

Vali, “Ben tatildeyim, iznimi kullanıyorum, resmi araca binmem” diyerek teklifi kabul etmez, yoluna yine minibüsle devam eder. Yıllar önce bu olayla köşemize konuk ettiğimiz emekli Vali Refik Aslan Öztürk’ü geçen hafta kaybettik. Başta kardeşi, sevgili meslektaşımız Saygı Öztürk olmak üzere, tüm yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

PANDEMİ

Kafe ve lokantalarda müşteriler oturup kalkarken masalar dezenfektanla silinmiyor. Tuvaletler pis mi pis. Garsonlar maske takıyor mutfakta çalışanlar maskesiz. Müşteri yoğun mağazaların çoğunda dezenfektan bulunmuyor. Neden yok diye sorduğunuzda tezgâhın altından kolonya çıkarıp uzatıyorlar. Vatandaş maske kullanmasını bilmiyor. TV kanallarından eğitim verilebilir. Kimse oralı değil. Maskeler sağlıklı mı, bilinmiyor.

Bu kadar basit şeyler hâlâ ıskalanıyorsa

Biz zor önleriz bu pandemiyi...

TAHLİL

Okurumuz Nihal Hanım yazıyor:

65+ için hastane imkânları saat 10.00-16.00 ile sınırlı. O saatler hastanelerin en yoğun olduğu saatler. Oysa 8.00-10.00 ve 16 sonrası  randevular müsait ama biz 65+’lar randevu alamıyoruz.

Tesadüfen bulsak da, yoğun kalabalıkta, tam riskli zamana denk  geliyoruz.

Hastaneye sabah erken gidilir, tahlil erken yaptırılır.

Yasak kararı alınırken bunlar düşünülmemiş anlaşılan.

ÇARE

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu milletvekillerini 81 ile yollamış. KOBİ’lerin sorunlarını saptamalarını istemiş. Gelen raporları, saptanan sorunları ve kendisinin çözüm önerilerini açıkladı. KOBİ’lere daha çok kredi verilmesini, daha az vergi uygulanmasını, daha çok teşvik verilmesini vs. istedi.

İktidar, CHP önerilerine kulak verir mi? Bugüne dek örneği görülmedi.

CHP kendisi bütüncül bir program hazırlamalı, iktidara geldiği takdirde gelirleri nasıl artıracağını, kaynakları nasıl daha planlı ve etkin kullanacağını, giderleri nasıl azaltacağını, ne tür projeler uygulayacağını, KOBİ’lerin nasıl ayağa kaldırılacağını halka ‘inandırıcı’ biçimde anlatmalı.

Böylesi iktidar üzerinde daha zorlayıcı olur.

İktidara akıl verip köşeye çekilmek sonuç vermez.

Nitekim yapılan KOBİ önerileri unutuldu bile.