Biranın arkeolojisi

19 Eylül 2021

Anadolu’da tarımın gelişmesinde rol oynayan, insanlığın en eski içeceklerinden bira insan topluluklarının birlikteliğini pekiştirmişti

En az 12-13 bin yıllık bir tarihi olduğu bilinen bira nasıl keşfedildi? Yanıtı asla bilinemeyecek bir soru. Varsayımların tamamının temelinde “tesadüf” kavramı var. Anadolu Efes’in bir etkinliği kapsamında Anadolu’da biranın arkeolojisini bu konuda en yetkin isimlerden arkeolog Doç. Dr. Güneş Duru’dan dinleme fırsatı buldum.

Redd grubuyla müzisyen kimliğini tanıdığımız Duru’nun bilim insanı kimliğiyle de bu etkinlik sayesinde tanıştım. Aşağıdaki satırlar tamamen Duru’nun aktarımından derlenmiştir.

Günümüz dünyasının birçok alışkanlığının arkasında biranın keşfiyle gerçekleşen bazı süreçler olduğu sanılıyor. Bira modern hayatın temelini sağlayan tarımın gelişmesinde rol oynamış; yerleşik yaşamı ve insan ilişkilerini düzenlemede de merkezi bir ürün olmuştu. Dünyanın farklı yerlerinde ve dönemlerinde sosyal organizasyonun, toplumsal refahın, topluluğu birlikte tutan dinamiklerin merkezindeydi. Arkeolojik veriler biranın ziyafetler, törenler ve ikramlarla yakından ilişkili olduğuna işaret ediyor.

Taş kaplarda sunuluyor

İlk yerleşik toplulukların, dış yüzeyi yaban hayvanları ve çeşitli motiflerle bezeli, sıvı taşımak için kullanılmış olan taş kap ve kaselerinin ziyafetler, törenler ve ikramlar gibi faaliyetleri ve bira tüketimini gösterdiği düşünülüyor.

Yazının devamı...

Yatağan’daki zaman tüneli

28 Haziran 2021

Stratonikeia; Antik, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait yapıların bir arada görülebildiği nadir yerlerden. Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığındaki kazılar 12 ay aralıksız sürüyor

Antik Karia bölgesinin en önemli merkezlerinden, Yatağan’daki Stratonikeia Antik Kenti, Anadolu’da kök salmış farklı uygarlıkların izlerini taşıyor. Patara, Zeugma, Teos, Nysa ve Kaman/Kalehöyük’teki çalışmalara da destek sağlayan İş Bankası’nın desteklediği Stratonikeia Antik Kenti Kazısı’nın Başkanı 2008’den bu yana Prof. Dr. Bilal Söğüt.

Kente düzenlenen bilgilendirme gezisinde Milliyet de vardı. Prof. Söğüt’ün rehberliğinde Stratonikeia ve sanki bu kentten doğmuş Eskihisar Köyü’nü karış karış gezdik.

2008’den bu yana kazının başkanlığını yapan Prof. Söğüt, hayatını Stratonikeia’ya adamış; antik kentte yaşamı anlatırken gözleri parlıyor.

Son kazma, son söz

Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla Pamukkale Üniversitesi adına kazının başkanlığını yapan Söğüt, Stratonikeia merkezinde Kuzey ve Batı Cadde’nin birleştiği noktadaki ‘Tapınak-2’ isimli yapının önemine dikkat çekti. Augustus Dönemi’nden MS 4. yüzyıla kadar uzanan ‘Tapınak-2’de bulunan sütun başlıkları ve süslemelerin kalitesi, çok önemli bir yapı olduğunu gösteriyor. Kazılar sonucunda bu yapının tam olarak ne olduğunun ve sonraki dönemlerde geçirmiş olduğu aşamaların net olarak tespit edileceğini söyleyen Söğüt, “Arkeolojide son kazma, son söz demektir. Biz daha kazmaya devam ediyoruz” dedi.

‘Tapınak-2’, tiyatronun güneyindeki üst terasta yer alıyor. Bu yapı ve çevresinin, tiyatroyla birlikte düşünülerek düzenlendiği tahmin ediliyor. Bu   nedenle yapının bir tiyatro tapınağı olduğu düşünülüyor. Peripteral planlı, Ion düzeninde, üç basamaklı bir altyapı üzerine inşa edilen Tapınak-2, Erken İmparatorluk Dönemi’ne tarihleniyor.

Yazının devamı...

Hayalet mutfaklar

13 Haziran 2021

İngiltere’nin en büyük eve yemek paket servisi kuruluşlarından Deliveroo, üye restoranların müşteri verilerini kullanarak manipülasyon yapmak ve üye restoranlara rakip ‘hayalet mutfaklar’ kurmakla suçlanıyor

Online eve paket yemek servislerinin hizmet bedellerini birçok restoran sahibinin yüksek bulduğunu “içeriden” biliyorum. Sert rekabet ortamında varlığını sürdürebilmek için bu tür hizmetleri kayıtsız kalamayan restoranlardan bazıları, hizmete ödediği bedeli fiyatlarına da yansıtıyor.

Pandemi, eve yemek servisi sektörünün hacmini dünyada ve Türkiye’de beklenmedik şekilde büyüttü. Paket servis, dükkanlarını müşteriye kapatmak zorunda kalan restoranlara can suyu oldu veya olamadı. Cadde ve sokaklarda motorize yemek kuryeleri hüküm sürmeye başladı.

Guardian Weekly’de, İngiltere’de yemek paket servislerinden en büyüklerinden biri, Deliveroo’nun çözüm ortağı olduğu restoranların başına nasıl çorap ördüğüne ilişkin bir makaleye denk geldim. Yazı, Londra’nın kuzeyindeki Seven Sisters bölgesinin en iyi Türk lokantalarından olan Shukran Best Kebab’ın acı tecrübesinden yola çıkarak tuşlanmış.

2 yıl önce Deliveroo üyesi olan restoranın sahibi Hüseyin Kurt, “Bağımsız, küçük bir restoran için hayat zor ve kâr marjı düşük. Daha fazla müşteri ve para kazanmak istiyorduk ve Deliveroo bize bunu vadediyordu. Dezavantajlı olacağını düşünmemiştim” diyor.

Üyelik başlangıcından birkaç gün sonra restorana Deliveroo’dan kontrat ve siparişlerin alınacağı yepyeni bir tablet geldi.

Başlarda para sirkülasyonu arttı. Ancak bir süre sonra işlerde “

Yazının devamı...

Broadway’de ölüm sessizliği

28 Mart 2021

New York’ta ritmin dinamolarından Broadway’de perdeler bir yıldır kapalı. Müzikaller başlasa bile Broadway’i nasıl bir geleceğin beklediğini kimse öngöremiyor.

Broadway’de kanlı canlı izlediğim tek müzikal ‘Spider-Man: Turn Off the Dark’ oldu. Söz ve müziği U2’den Bono ve The Edge’in tornasından çıkan müzikal, daha yolum New York’a düşmeden ilgimi çekmişti. Bu ilgi Örümcek Adam merakımdan çok müzikalin 75 milyon dolarlık bütçesi, provalarında çok sayıda oyuncunun yaralanmasından, daha resmen perdeleri açmadan 182 ön gösterim süreciyle rekor kırmasından kaynaklanıyordu.

‘Rock opera sirki’ diye tanımlayanların da olduğu müzikali izlerken salonun tepesinde, izleyicilerin üzerinde o yana bu yana salınan Örümcek Adamlar, bir müzikal sahnesi için sıra dışı görsel efektler bu masraflı ve zor sürecin eseriydi.

Müzikal bitince Broadway’e adım attım; başımı çevirdiğimde bir diğer müzikalde de Tom Hanks sahne alıyordu.

Bir gecede kapandı

İngiltere Kralı VIII. Henry’nin 6 eşini konu alan ‘Six’ (Altı) müzikali de milyonlarca dolar ve yıllar alan bir süreç sonunda 2020’de Broadway’e gelmişti. Ancak açılış gecesinde kapanmak için New York Valisi’nin tek bir emri yetti.

Financial Times gazetesinden aktarıyorum; 12 Mart 2020’de New Yorklular koronavirüs pandemisinin kenti teslim aldığının farkına vardı. ‘Six’ müzikalinin kadrosuna kötü haberi vermek yapımcı

Yazının devamı...

Espor geleneksel sporla yarışıyor

7 Mart 2021

Esporcuların geleneksel sporculardan daha fazla kazanmaya başladığı bir ortamda İstanbul da dev bir dünya finaline hazırlanıyor

1983-84’ten, 12, 13 yaşlarımdan itibaren iyi bir bilgisayar/konsol oyuncusu oldum. İlk bilgisayarım ZX Spectrum 48K’ya dergideki kodları aktarırken bir elektrik kesintisiyle tüm emeğimin çöpe gitmesiyle çıldırdığım günlerle başladı bu tutku.

Ama 10 yıl önce bir oyunda yaşadığım bozgunun bir benzerini asla yaşamadım. Birincisini severek oynadığım Starcraft serisinin ikincisindeki ilk ve son multiplayer girişimimde, daha 2 bina inşa edememişken Güney Koreli rakibimin devasa bir orduyla üssümü yerle bir edişi çok oyunculu maceralardan beni uzun süre uzak tuttu.

Yine de World of Warcraft’ta dostlardan müteşekkil bir çeteyle pusu kurmaktan ya da FIFA’da Suudi Arabistanlı bir çaylağı gol yağmuruna tutmaktan kendimi mahrum etmedim. 50 yaşındaki bir delikanlının 20’li yaşlarda veya daha genç bir kitleyle refleks yarıştırmasının gerçekçi olmayacağınının farkındayım. Ancak pandeminin dayattığı yeni yaşam koşulları ışığında espor dünyasındaki gelişmeleri gözler faltaşı gibi izlememek de namümkün.

500 milyon izleyici

Ekim 2020 rakamlarına göre 1.1 milyar dolarlık bir değeri olan espor sektörü hacminin 2022’de 1.8 milyar dolara, 2025’te 5 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Espor izleyecilerinin sayısı da 5 yılda 120 milyondan 500 milyona ulaşmış durumda. Bu rakam NBA’in izleyici kitlesinin de üzerinde.

Newzoo’nun 2020 raporuna göre, dünyada 2.7 milyar oyuncu var. Espor’sa seyirci sayısı en hızlı artan spor türü. Çin’de 1 milyar dolar yatırımla dev bir arena inşaatına gelecek yıl başlanacak. Pandemi döneminde espor turnuvalarında da 3 kata varan artışlar söz konusu.

Yalnızca Dota 2’nin ödül havuzunda sahiplerini bekleyen 223 milyon dolar para var.

Yazının devamı...

Gazetelerdeki ilk PS5 incelemesi | Oyun başlasın!

15 Kasım 2020

Türkiye’de önümüzdeki perşembe piyasaya çıkacak PlayStation5, satırları radikal ifadeler içeren bir teknoloji manifestosuPlayStation serisinin yeni nesil konsolu PlayStation 5, dünyayla birlikte önümüzdeki perşembe 8.299 TL’ye Türkiye’de satışa çıkıyor. ABD ve Japonya dahil 6 ülkede 12 Kasım’da çıkan PS5’i 6 Kasım’dan bu yana tecrübe ediyorum.

Alışıldık PlayStation estetiğinden farklı, bol kıvrımlı bir yapıyla huzurumuza çıkan PS5, 4.5 kilo ağırlığının yanı sıra 390 mmX260 mmX104 mm ölçüleriyle TV ünitesi ya da konsolu yerleştirmeyi planladığınız yerde geniş bir alan istiyor. PS5, PS4’ten yaklaşık 3’te 1 daha büyük. Bu boyut varlık nedenini -hız ve gücü destekleyecek kapasitede- büyük bir fan ihtiyacına borçlu.

PS5’i dikine kullanmak isteyenler için kutudan çıkan stand, yatık kullanım için de zaruri. Çünkü PS5’in kıvrımlı yapısı, stabil bir konulandırma
için onu gerekli kılıyor.

Star Wars gemisi gibi

Uzay Çağı estetiği, beyaz rengi, dinlenme modundaki sarı, çalışırken beyaz ışıklandırması PS5’i TV ünitesinde sanki Star Wars’tan fırlamış Stormtrooper’larla dolu  mini bir gemi hüviyetine büründürüyor. Tasarımı beğenmeyeler olduğunu da not düşmek gerek.

Test ettiğim model, Ultra HD Blu-ray sürücülü olan PS5. PS5’in Blu-ray sürücüsü olmayan, daha hesaplı dijital modeli de yakında Türkiye’de olacak. PlayStation’u tam teşekküllü bir medya üssü olarak kullanmak isteyenlerle fiziki oyun değiş-tokuşu yapmayı planlayanlara Blu-ray’li modelini öneririm.

Kullanıcı arayüzü, daha kullanışlı ve profesyonel bir görünüme kavuşmuş.

Yazının devamı...