Batı Şeria’da ‘Burning Man’

23 Şubat 2020

‘Yanacağı kadar yanmış’ bir halk olan Filistinliler, Batı Şeria’da ‘Yanan Adam’ festivalinin İsrail uyarlamasıyla karşı karşıya

ABD Başkanı Trump’ın ocak ayı sonunda ‘Yüzyılın Planı’ diye lanse ettiği İsrail-Filistin çatışmasına sözde son verecek olan iki devletli çözüm için yol haritası çoğu kesimde öfkeyle karşılanmıştı.

Trump’ın sunduğu haritalarda gelecekteki Filistin devleti İsrail içinde bölük pörçük iki ada olarak kurgulanmıştı. Kadim Kudüs’ü tamamen İsrail’e bırakan planda Filistin’in tek komşusu - o da yalnızca Gazze Şeridi’nin güneyindeki 11 kilometrelik bir hatta- Mısır olmuştu. Batı Şeria’da araya boylu boyunca kilometrelerce çekilen ‘İsrail Seddi’yle Filistin’in Ürdün’e komşu olmasına bile izin verilmemişti.

Gazze Şeridi’ni yeraltından Batı Şeria’ya tünelle bağlayan planın benzerleri ancak yerleşimleri sektörlere bölen distopik bilim-kurgu filmlerinde rastlanabilirdi. İsrail yerleşimleriyle bezeli Batı Şeria’daki Filistin sektörleri de birbirlerine köprü ve tünellerle bağlanıyordu.

Her neyse; plan Müslüman dünyasının yanı sıra Batılı aydınların da tepkisini çekti. İki devletli çözümü savunan İsraillilerden, “Bu bile en azından bir şey” diye mırıldananlar da vardı...

Son Midburn, 2018’de Necef Çölü’nün güneyindeki bir kibbutz yakınında düzenlendi.

Delik deşik bir devlet

Yazının devamı...

Kaptan Jack Sparrow nasıl Türk oldu?

15 Aralık 2019

“Karayip Korsanları” serisinin kahramanı Jack Sparrow yaratılırken ilham kaynağı olan kişi aslında bir Karayip korsanı değil, Akdeniz korsanı İngiliz John Ward’du.

History Revealed dergisi John Ward’un İngiliz tavernalarından Türk korsanlığına uzanan ilginç hikâyesini aktardı.Yoksul bir ailenin çocuğu olarak 1553’te doğan Ward, ergenlik yıllarını doğduğu Kent’in gelgitli sularında balık tutarak geçirdi. Gelecekteki yeteneğinin işaret fişeğini İspanyol Armadası’nın yenilgisi çaktı. Kraliçe I. Elizabeth, İspanyollara ait gemileri yağmalayanlara “korsanlık lisansı” vermişti. Ward da o yarı korsanlardan (privateer) biriydi.  Kraliyet yağmanın yüzde 5’ini, İngiliz donanması yüzde 10’unu alıyor; kalanı gemi mürettebatı ve sahibi arasında paylaştırılıyordu.

Ward, korsanlık yeteneklerini tarih sayfalarında kaybolan bu yıllarında edindi. 1604’te İngiltere-İspanya  savaşı sona erdi.

I. Elizabeth tüm korsanlık faaliyetlerini yasaklayınca işsiz kalan Ward ve diğer “lisanslı korsanlar” kendilerini yine içki ve kumara verdi.

Portsmouth tavernalarında takılan Ward, kulağına çalınan bir dedikodunun hayatını değiştireceğinden habersizdi. Limanda Fransa’ya yelken açmaya hazırlanan bir ticaret gemisinin ambarı Katolik bir tüccara ait değerli mallarla yüklüydü.
30 eski yoldaşını ikna eden Ward, gece yarısı baskınıyla gemiyi ele geçirdi. Ambarı denize açıldıktan sonra kontrol eden korsan eskileri şoke oldu; baskını haber alan gemi sahibi malını kıyıya taşımıştı. Tek kazançları tek direkli bu gemi oldu.

Yazının devamı...

Su akar ama yolunu ancak böyle bulur

15 Eylül 2019

Su, enerji ve iklim krizlerinin pençesindeki dünyada, tasarruf yoluyla çevreye katkı sağlayan teknoloji devleri arasında Vestel de var

2008’den bu yana düzenli olarak takip ettiğim Avrupa’nın en büyük tüketici elektroniği şovu IFA Berlin, 4-9 Eylül arasıda gerçekleşti. 1924’te dönemin ruhuna uygun şekilde radyoların şovu amacıyla tasarlanan, 1930’lardan İkinci Dünya Savaşı’na kadar Nazilerin propaganda aygıtlarından biri olan fuar, dijital çağda tüm dünya için er meydanı işlevi görüyor.

Her yıl -mesela TV tarafında OLED, 4K gibi- bir teknolojinin ağırlığını koyduğu ve tüm şovu bastırdığı IFA Berlin’e bu yıl damgasını vuran, hayatımızda çığır açacak, devrim niteliğinde bir teknoloji yoktu. Yine TV tarafında üreticiler, 8K özellikli modellerini vurguladılar. Ancak bu teknolojinin standartlaşmasından uzak olduğumuzdan bahseden yoktu. Daha 4K bile yayıncılar ve tüketiciler için bir standart hale gelemedi. 2008’den itibaren birkaç yıl sükse yapan 3D teknolojisinden de bahseden bile kalmadı şimdi.

İnsanların teknoloji oburluğunun ekmeğini yiyen birçok üreticinin bu yıl dizginlere asıldığını, daha çok ürünlerin kozmetiğine öncelik verdiğini gördük.

Ancak bazıları da ürünlerinde dünyanın önceliklerine odaklanmıştı.

İklim Krizi, Su Krizi gibi kavramların birer teoriden çok bilimsel gerçek olduğunu artık biliyoruz. Hepimiz gelecek planı yaparken, İklim Krizi’nin 10-20 yıllık olası etkilerini hesaba katıyoruz; emeklilikte yaşanacak yer seçerken uzun vadeli projeksiyonları dikkatle inceliyoruz.

Nerede yaşarsak yaşayalım, hangi işi yaparsak yapalım,

Yazının devamı...

Heybeli’nin hayaletleri

25 Ağustos 2019

Yüzlerce yıl önce zorlu tekne yolculuklarıyla ulaşılabilen Heybeliada’da çarşısı, pazarı, manastırlarıyla azımsanamayacak bir Rum nüfus vardı. Akillas Millas’ın devasa eseri ‘Heybeli’, adanın Bizans ve Rum geçmişini tüm boyutlarıyla anlatıyor.

1975 yılıydı. 4 yaşındaydım. Yaz, kış oturmak üzere Heybeliada’ya taşınmıştık. Kiracı olarak yerleştiğimiz iskeleye yakın taş evin yaşlı sahibesi Madam Kasandra, dönmemek üzere Atina’ya göçmeye hazırlanıyordu. Madam yolculuğuna başlayacağı güne kadar yerleştiğimiz evinin bir odasında kalacaktı.

Madam Kasandra hazırlığını tamamlamak üzereydi; evin dört bir yanında götüreceği eşyalarla dolu koliler vardı. Bu taşınmanın ardında acıklı bir hikâye olduğuna o zaman çocuk aklım yetmemişti. Nasılsa taşınıyordu ya, “Madam Kasandra, bu benim olsun mu?” diye sorarak istediğim hiçbir şeyi geri çevirmemişti yaşlı kadın; çok net hatırlıyorum.

Bu ilk hatıralarımdan biri ne zaman aklıma düşse, bir insanın tüm yaşamını geçirdiği Heybeli’den bu yaşta bir bilinmeze doğru yolculuğu niye göze alabildiğini sorguladım.

Yaşlı bir Rum kadının, bu güzelim adayı, Heybeli’yi terk etmesinin şifrelerini yıllar sonra Varlık Vergisi, 6-7 Eylül olayları, Ege ve Kıbrıs sorunlarını idrak edince çözebilmiştim.

Gidenleri saymak...

Çocuk gözlerimin 44 yıl önce anlam veremediği bu tanıklığa ilişkin aydınlanmayıysa

Yazının devamı...