Manhattan’daki ilk Türk

1630’larda bakir Manhattan’a ilk ayak basan eski dünyalılardan biri de ‘Türk’tü...

Manhattan’daki ilk Türk
Manhattan’a göçen Hollandalılar yerleşimlerine ‘Yeni Amsterdam’ adını verdi.

Birkaç hafta önce Karayip Korsanı Jack Sparrow’a esin kaynağı olan İngiliz John Ward’un hikâyesini yazmıştım. Daha sonra Yusuf Reis adını alıp bir Türk’e evrilen Ward’la aynı dönemde, Kuzey Atlantik’te terör estiren Genç Murat Reis de Türk olmanın cazibesine katılıp milliyet ve din değiştiren bir Hollandalı Jan Janszoon’du. Üslendiği Fas’ın Sale limanından Kuzey Kutup Dairesi içindeki İzlanda’ya kadar ulaşarak, yüzlerce İzlandalıyı köle yapan Murat Reis’in öyle bir namı vardı ki bayrağını görenler kaçacak delik arıyordu.

Manhattan’daki ilk Türk


Brooklyn ‘Türk Adası’ydı


Denizlerde Türk olmanın birçok hayrını gören Murat Reis’in Faslı eşinden oğlu Anthony de en azından genleriyle insanlığın soyağacında önemli izler bırakacak bir figür oldu. Anthony’yi bizim için daha da anlamlı kılacak bir özelliği de lakabının “Türk” olmasıydı. 1633’te Manhattan’ın bir ucundaki Hollanda kolonisi New Amsterdam’a ayak bastığında herkes onu “Türk Anthony” diye tanıdı. Babası tarafından bir Müslüman olarak yetiştirilen Anthony, kayıtlara göre Manhattan’daki ilk Müslüman’dı. Aynı zamanda -fahri olsa da- ilk Türk’tü.

Azınlıkları koruyan, köle tacirlerine meydan okuyan Türk Anthony, bu yüzden koloniyi terk ederek bugünkü Brooklyn’de geniş bir araziye yerleşti. O arazi uzun yıllar “Türk Adası” diye tanındı. Çoğunluğa uyarak Hıristiyanlığa geçen Anthony’nin sahip olduğu Kuran
birkaç nesil sonra müzayedede satıldı.

ABD’nin 29. Başkanı Warren Harding ve Vanderbilt Hanedanı ‘Türk Anthony’nin soyundan geliyor.

Cyberpunk’ın restoran rehberi

Alman yemek dergisi Port Culinaire’nin kurucularından gastronomi yazarı Thomas Ruhl, ‘KTCHN rebel’e 2050’de restoranların nasıl
olacağını anlatmış: “Kaynaklar iyice tükeniyor.

Manhattan’daki ilk Türk


Bu sunulan ürünlerin tamamen değişeceğini gösteriyor. Bugün bile denizlerdeki balık stokları yüzde 75 tükenmiş durumda. 2050’de basit restoranlar ve atıştırmalık dükkânları et yerine böcek, ıspanak yerine plankton servis edecek. Yosun ve balık kendi kendine idare edebilen akvaryumlardan gelecek. Gerçek biftek, domuz, tavuk ve deniz ürünleri güzel yemek (fine dining) restoranlarında elitlere servis edilmek için ayrılan nadir gıdalar olacak. Gıdaların uzun mesafeli nakliyesi yasaklandığından restoranlar yemek malzemelerinin çoğunu kendileri yetiştirecek. Diğer malzemeler mega kentlerin çatılarında kurulan çiftliklerde yetişecek. Enerji tasarrufu yüzünden fermentasyon, marinasyon, çiğ yemek yaygınlaşacak.

Günlük yaşam daha stresli olacak. Birçok insan iki iş yapmak ve yer darlığından mutfağı olmayan dairesini başka biriyle paylaşmak zorunda kalacak. İnsanların çoğu Asya’daki ‘mutfak restoran’larda beslenecek.”

Statü sembolleri...

Ruhl’un yüksek tabaka için 2050’de dışarıda fantastik bir yemeğin nasıl olacağına ilişkin öngörüsüyse şu: “2050’de bildiğimiz statü sembollerinin, Rolex’lerin bir değeri olmayacak. Parası olanlar bunu gözümüze sokmayacak. İnsanlar kendilerini bedenleri, ruhları, damakları için iyi olan şeylerle şımartacak. Güzel yemek de bunlardan biri. Günlük yaşamdan güzel bir kaçış yolu. Geleneksel lüksün ötesinde, görkemli bir yemek, son derece dostane bir personel ve dingin bir ortam... Dijital medya ağ araçlarını sonuna kadar kullanan güzel restoranlar, yüz tanıma sistemleriyle tanımladığı müşterinin -gizli arzularını da hesaba katarak- kişisel tercihlerine göre servis yapacak. Müşteriler, programın kendilerine özel yarattığı siber ortamda yiyecek.”

Ruhl’un 2050’ye ilişkin bu öngörüsü, cyberpunk eserlerde yapılan tasvirlerle örtüşüyor. En azından okurken gözümde Blade Runner canlandı. 

Dijital diktatör

Çin yönetimi, tüm vatandaşlarını cep telefonlarına Devlet Başkanı Xi Jinping ve Komünist Partisi’nin propagandasını yapan bir uygulama indirmeye zorluyor.

On milyonlarca Çinlinin indirdiği “Büyük Ulusu Öğren” isimli uygulamanın kullanıcıları Xi hakkındaki haberleri takip ediyor, Başkan’ın uluslararası ziyaretleriyle ilgili videolar izliyor ya da onun ekonomi politikası hakkında yarışma sorularını yanıtlıyor.

Manhattan’daki ilk Türk

İndirmeyene ceza

İngiliz The Independet gazetesinin haberine göre Komünist Parti yetkilileri, uygulamayı göz ardı eden vatandaşları cezalandırmakla tehdit ediyor.

Teknoloji devi Alibaba tarafından geliştirilip bir önceki yılbaşında kullanıma sokulan uygulama, şimdiden Çin’de en fazla indirilen
Apple aplikasyonu olmuş.

Uygulama, Çin Halk Cumhuriyeti kurucusu Mao’nun Kültür Devrimi sırasında, 1960-70’li yıllarda tüm ülkede dağıtılan “Küçük Kırmızı Kitap”ına benzetiliyor. Pekin’de yaşayan siyasi analist Wu Qiang, Xi’nin de kendisine olan bağlılığı güçlendirmek için yeni medyayı kullandığını söylüyor.
Binlerce Komünist Partili, vatandaşların uygulamayı kullanmasını sağlamakla görevlendirilmiş.

Habere göre kullanmayan öğrenciler düşük notlarla cezalandırılırken, şirketler çalışanlarını aplikasyonu kullanma yoğunluklarına göre değerlendiriyor. Kullandıklarını kanıtlayacak günlük ekran görüntüleri geçmeleri isteniyor. Uygulamayı düzenli kullanmayanların ücretlerinde kesintiye gidiliyor.

Uygulama, Xi’nin Çin üzerindeki kontrolünü güçlendirmeye yenilik son çabalardan biri. Xi, Mao’dan bu yana Çin’in en güçlü lideri olarak görülüyor.

Manhattan’daki ilk Türk

Eleştiriye yer yok

Komünist Parti, Mart 2018’de başkanlık süresine ilişkin sınırlamayı kaldırmıştı. Xi Jinping Felsefesi olarak bilinen Devlet Başkanı’nın politika teorileri, 2017’de Çin Komünist Partisi’nin anayasasına entegre edilmişti.

Çin’de son yıllarda yönetim bazında eleştiriye tahammülsüzlük de giderek artıyor. Arama motorlarında muhalefetle ilişkilendirilebilecek kelimelerin aranması yasak. Xi’ye benzerliği mizah konusu yapılan sevimli ayı “Winnie the Pooh” bile Çin’de afaroz edilmiş durumda.