BEN ekonomisinden BİZ ekonomisine...

CHP’nin ekonomiden sorumlu yeni Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Selin Sayek Böke ile önceki gün CHP Parti Meclisi üyesi Gülseren Onanç’ın Beyoğlu’ndaki ofisinde biraraya geldik.
Dünya Bankası ve IMF’te çalışmış, uluslararası tanınırlığa sahip bir ekonomist olan Böke sıkı makrocu ve güler yüzlü eğitmen olarak biliniyor. Onanç’ın “Selin artık bizim Babacan’ımız” diye tanıttığı Böke, Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı.
Siyaseti, ekonomiye çözüm bulma platformu olarak gören Selin Hanım, “Sıkıntı var; çözüm üretmek lazım. Bu müthiş bir fırsat” diyor ve ülkedeki herkesin daha iyi yaşayacağı, insanı merkezine oturtan yeni bir ekonomi modeline ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Nasıl bir yarın istiyoruz derken de önümüze, Türkiye’nin uluslararası araştırmalara göre bugün dünyadaki içler acısı yerini önümüze koyuyor:
“- Dünyanın en büyük 17. ekonomisiyiz, ama...
- İnsani gelişmişlikte 69’uncu
- Cinsiyet eşitliğinde 125’inci
- İşsizlikte 85’inci
- Kadının işgücüne katılımında 158’inciyiz.”

İlk 25’e taşımak...
CHP olarak herkesin zenginleştiği BİZ merkezli bir Türkiye hedeflediklerini belirten Böke, “amacımız Türkiye’yi bütün bu insani yaşam dediğimiz ölçümlerde ilk 25’e taşımak” diyor.
Türkiye’de şu anda BEN odaklı bir ekonomi olduğunu, son 2 yılda bu BEN odaklılığın kapsadığı alanın daha da daraldığını kaydeden Doç. Böke’nin ekonomi modelinde “büyüyen, ancak büyürken halkın cebini eritmeyen, sanayi-eğitim ve teknolojide birbiriyle konuşan bütünsel politikalar var.” Büyümenin, birçok odaktan ancak biri olduğu kabulüyle yola çıkan, yaşamı göz ardı etmeyen, Yırca’da ağaç kesmeyen, madenlerde ve asansörde işçi öldürmeyen, mevsimlik işçilerin hayatını hiçe saymayan insan odaklı çözümler bunlar...

Tek maddelik program
Selin Hanım’ın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı 25 maddelik değişim programı ve toplam 1250 maddelik eylem planına da itirazı var: “Bunlar başka ülkelerde de yapıldı; ancak böylesine çok alt başlıklı eylem planlarıyla yola koyulan ülkelerin hiçbiri ekonomik başarıya ulaşamadı. Bugün Türkiye’nin asıl ihtiyacı olan 25 tane değişim programı değil, tek maddelik bir programdır. Bu da iktidarın sergilediği zihniyetin değişerek yerini, gerçek sosyal devletin almasıdır.”

Kadın istihdamı
Böke’nin yukarıda verdiği rakamlardan da görebileceğiniz gibi kadının işgücüne katılma oranı, Türkiye’nin açık ara en alt sırada yer aldığı gösterge. Kreşlerin, bu kısır döngüyü kırmada önemli bir işlevi olacağı da açık. Böke’nin verdiği bilgiye göre “CHP’li belediyelerde giderek artan oranda açılan kreşler sayesinde sadece kadınlar iş sahibi olmuyor, kreşe giden çocuklar da ileride daha yüksek gelir elde ediyor. Türkiye’de okul öncesi eğitim alanlar, akranlarından 1.5 yıl öndeler. Ekonomik durumu iyileşen anneler, çocuklarının eğitimine daha çok yatırım yapıyor. Her 1 TL kreş yatırımı 7 TL üretim yaratıyor.”