O artık Baba değil Amca!

O artık Baba değil Amca!


Demirel, Liderlik Konferansı'nda "Makyavel halkın doğuştan nankör olduğunu bilirmiş" dedi. Bizim halkımız kendisini defalarca seçtiğine göre herhalde nankör değil, olsa olsa hafızasızdır


       Zamanlamaya bakın! Dün Liderlik 2000 Konferansı'nı izlemeye gideceğim saati öyle bir ayarlamışım ki konferansın açılışını yapan Süleyman Demirel tam Swissotel'den çıkarken ben giriyordum. Tabii yine Cumhurmbaşkanlığı'nı aratır hafif yollu karambol olduğu için biraz oralarda oyalanmak zorunda kaldım. Bu arada bir makam şoförü arabasından çıkarak yanıma yaklaştı ve "Meral Hanım, Cumhurbaşkanlığı bitti, ama hala eski adetler sürüyor, herhalde yazarsınız" dedi.
       Boston'dan gelen MIT öğretim üyelerinden Prof. Peter Senge'yi dinlemek üzere salona girdiğimde Akşam gazetesi köşe yazarı ve Platin Dergisi genel yayın yönetmeni Gülçin Tahiroğlu "kaçırdın!" diye takıldı ve eksik olmasın Demirel Amca'mızın Makyavel'den Farabi'ye uzanan konuşmasından ilgimi çekebilecek küçük notlar verdi. Bakın ne demiş Amca:
       "Makyavel, halkın doğuştan nankör olduğunu bilirmiş. Uzun süre iyilik yapsanız da bir kere yapmasanız, halk hemen değişiverir, size sırtını dönermiş."
       Demirel, herhalde Türk halkını kasdetmemiştir. Kendisi son 35 yılda defalarca bu ülkenin başına gelebildiğine, 7 kez Başbakanlık, 6 yıl da Cumhurbaşkanlığı yapabildiğine göre bizim halk nankör falan değil, olsa olsa hafızasızdır!
       Demirel konuşmasının bir başka yerinde ise "Sevginin süresi çok kısıtlıdır. Korku daha sağlamdır. Eğer korku duyarlarsa, daha iyi hizmet ederler" demiş.
       Farabi'ye göre liderliğin 12 özelliğini de sıralayan Demirel Amca'mız, "Yalnız Farabi bunlardan 12'sinin birden aynı kişide bulunması mümkün değil. 6'sı bulunsa yeter" demiş.
       Şimdi ben sizlere Farabi'ye göre liderliğin 12 özelliğini sıralıyorum. Siz de artık biraz zahmet edip Amca'da bulunmayanları ayıklayıverin lütfen!
       * Sağlıklı
       * Doğuştan zeki
       * Hafızası güçlü
       * Nutuk atma yeteneği kuvvetli
       * Öğrenmeyi öğretmeyi seven
       * Aşırı yemeğe düşkün olmayan
       * Cömert
       * Dürüst
       * Doğruyu söylemeyi seven
       * Diğer dünya nimetleri gözünde olmayan
       * Doğru olduğuna inandığı bir konuyu sonuna kadar götüren
       * Kuvvetli öngörüsü olan
       Şimdi diyeceksiniz ki bu Amca da nereden çıktı?
       Anlatayım.
       Dünkü Hürriyet'te "Baba, barış için kolları sıvadı" diye bir başlık görünce aklıma geldi. O artık bizim Baba'mız değil ki Amca'mız.
       Ben bütün gazetelerin yazı işlerindeki arkadaşlarımdan bu yeni tanımı dikkate almalarını rica edeceğim. Amca yerleşinceye kadar da kendisine Amcababa derim belki.

Yaratarak mı, problem çözerek mi?

       MIT'nin parlak öğretim üyelerinden Peter Senge, Liderlik 2000 toplantısının katılımcılarına sordu:
       "Zamanınızın büyük bölümünü nasıl geçiriyorsunuz? Yaratarak mı, problem çözerek mi?"
       Senge'nin sorusu sadece iş ortamıyla ilgili değildi. Evde ailemizle geçirdiğiniz zamanı da kapsıyordu.
       Çoğunluk itiraf etti: Problem çözerek!
       Senge "Zaten bugüne kadar bu soruyu sorduğum hiçbir toplantıda farklı yanıt almadım" dedi. Hepimizin sanayi toplumunun makine gibi düşünen (robot da diyebilirsiniz) çocukları olduğumuzu anımsattı. "Çocuğunuzu ele alın. yarattığınız şeyi yaşatmak, korumak, geliştirmek istersiniz. Çözmeye uğraştığınız problem ise, yok etmek istediğiniz şeydir. Gününüzün büyük bölümünü bir şeyleri yok etmek üzere tüketmek çok vahim değil mi?" diyerek farklı bir bakış açısı koydu önümüze.
       Senge'yi dinlerken kendimle hesaplaştım ve bir anda ağzım kulaklarıma vardı. Çünkü farkettim ki ben günümün büyük bölümünü yaratmakla geçiriyorum. Sizler için yazıyorum, yazıyorum.
       Ne kadar mutluyum.
       İyi ki varsınız.

Alanya'da internete Deli Dumrul vergisi

       Sayıları hızla artan internet kafeler galiba belediyelerin iştahını kabartmaya başladı. Alanyalı okurumuz Nazım Sarı'nın bize bildirdiğine göre ilçenin ANAP'lı Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu, sinema - tiyatro gibi yerlerden alınan eğlence vergisini internet kafelere de uygulamaya karar vermiş! Encümen'den çıkan karar, bilgisayar başına günde 200 bin lira vergi alınmasını öngörüyor.
       Kendisi de bir internet kafe işleten Nazım Sarı, verginin küçük esnaf için oldukça yüksek tutulduğuna dikkat çekiyor:
       "10 bilgisayarla çalışan bir internet kafe belediyeye günde 2 milyon lira ödemek zorunda bırakılıyor. Bu da yılda 720 milyon lira eder. Devlet bile bu kadar vergi istemiyor bizden. Öyle gün oluyor ki dükkanı 5 milyon ciroyla kapatıyoruz."
       Alanya'da 40 kadar internet kafe varmış ve verginin geçtiğimiz mart ayına kadar geri dönük işletilmesi planlanıyormuş.
       Okurumuzun asıl merak ettiği, belediyelerin bu vergiyi almaya yasal olarak haklarının olup olmadığı.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu, "Belediye Gelirler Yasası'na göre bu vergiyi alabiliriz. Yine de tepkiler üzerine bilgisayar başına 60 bin liraya düşürdük. Önümüzdeki yıl 75 bin lira olacak" dedi.
       Ancak biliyorsunuz yerel yönetimler yasal anlamda İçişleri Bakanlığı'nın vesayeti altında. İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü yetkilileri ise internet kafelerden eğlence vergisi alınmasının yasaya aykırı olduğunu kesin bir dille ifade ediyorlar. Daha önce Çankaya Belediyesi'nin böyle bir niyeti olmuş, ama onlar önce Bakanlığın görüşünü alma gereğini duydukları için vazgeçmişler.
       Öğrendiğimize göre İstanbul'da henüz hiçbir belediyenin bu tür bir girişimi yok.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr