Türk usulü konvoyda 2 ayda 6 kaza!

Türk usulü konvoyda 2 ayda 6 kaza!

     Önde siyasilerin 180 - 200 km hızla son sürat giden lüks Mercedes'leri, arkada minibüs ya da Şahin'le onları izlemeye çalışan gazeteci ve polisler! Konvoydan koparsam haber kaçacak telaşı... 4'ü Yılmaz'ın, 1'i Ecevit'in, 1'i de Sezgin'in konvoyunda meydana gelen trafik kazalarının bilançosu 2 ölü, 18 yaralı. Hız sınırını sürekli ihlal eden siyasilerimize dur diyecek yok mu?

       * Başbakan Mesut Yılmaz'ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'i uğurlama konvoyunda motorize ekiplere bağlı 2 polis memuru yaralandı. Florya girişinde konvoyun ön tarafına geçmek isteyen Yunuslar, içinde gazetecilerin bulunduğu bir araca çarparak araya düştüler. Tarih 2 kasım.
       * Manisa'da incelemelerde bulunduktan sonra Kuşadası'na doğru yola çıkan Başbakan yardımcısı ve Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin'in konvoyunda meydana gelen zincirleme kazada 1 kişi öldü, 7 kişi de yaralandı. Tarih 31 ekim.
     
* Başbakan Yılmaz'ın İstanbul gezisinde, Yılmaz'a yetişmek için hızlanan ANAP'lıların otomobili virajı alamayarak yoldan çıktı. Çalılıklar aracın hızını kestiği için ölen ya da yaralanan olmadı. Tarih 28 ekim.
     
* Başbakan'ın Bursa'dan Yenişehir havaalanına gidişi sırasında eskort görevi yapan Çevik Kuvvet minibüsü devrildi. 4 polis memuru yaralandı. Kazada şans eseri ölen olmadı. Tarih 12 ekim
     
* Başbakan yardımcısı Bülent Ecevit'e Denizli gezisi sırasında eşlik eden konvoydaki bir minibüs, karşı yönden gelen otomobille çarpıştı. Otomobilin sürücüsü, kaldırıldığı hastanede öldü. Minibüste bulunan 5 kişi yaralandı. Tarih 5 ekim.
     
* Başkakan Yılmaz, Harran ovasındaki törenden dönerken, trafik kazası oldu. Yılmaz'ın konvoyunda bulunan bir otomobil takla atarak şarampole yuvarlandı. Fotoğrafta gördüğünüz gibi araba hurda. Neyse ki sürücüsü kazayı ucuz atlattı. Tarih 4 eylül
       62 gün içinde ikisi Başbakan Mesut Yılmaz'ın, biri Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit'in biri de Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin'in konvoylarında 5'i ölümlü - yaralanmalı 6 konvoy kazası meydana gelmiş.
       Ankara temsilcimiz Fikret Bila'nın Makedonya'da Başbakan Yılmaz'ı izlerken geçirdiği ağır trafik kazası da yine bir konvoy talihsizliğiydi biliyorsunuz. Bila'nın ölümle - yaşam arasında gidip geldiği kazada biri bakan, diğeri milletvekili 2 kişi de yaralanmıştı.
       Trafiğe çıkmanın bile kendi başına risk haline geldiği ülkemizde, siyasetçilerin konvoylarındaki kaza riski ise kat kat daha yüksek.
       Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın altındaki otomobiller Mercedes ya da bu düzeyde bir başka zırhlı araç. Onları izlemekle görevli gazeteci ya da yukardaki örnekte olduğu gibi polislerin altında ise minibüs ya da Şahin!
       Polis de basın da konvoydan kopmamak zorunda. O zaman ne yapacak? 180 - 200 km hızla giden Mercedes'i gözden kaybetmemek için basacak gaza. İşte Türk usülü konvoyda can pazarı! Siyasilerimiz, sanki bile bile diğer konvoy üyelerini ölüme ya da sakat kalmaya sürüklüyor...
       Ankara temsilcimiz Fikret Bila'nın Makedonya'da geçirdiği konvoy kazasının ardından bu köşeden, "Başbakanlara neden hız sınırı yok?" sorusunu gündeme getirmiş ve siyasi konvoyları trafik kurallarını çiğnememeye davet etmiştik. Bu çağrımıza ilk yanıt, alttaki sütunlarda da görebileceğiniz gibi CHP'den geldi. Diğer partilerden de benzeri duyarlılığı bekliyoruz.
       Gördüğünüz gibi konvoy kazaları son sürat devam ediyor.
       Sayın Yılmaz, sayın Ecevit ya da sayın Cindoruk, siyasi gezilerinde trafik kurallarına uymak için daha kaç gazeteci ya da polisin ölmesini ya da sakat kalmasını bekliyorsunuz?

     CHP'nin mitinglerinde bundan böyle Genel Başkan'ın aracı ya da parti otobüsü, konvoyun hızına uyacak. Konvoydaki araçlar numara sırasına göre birbirini izleyecek ve trafik kurallarını kesinlikle ihlal etmeyecek

       Siyasilerimizin konvoylarında neredeyse dünya rekoruna ulaşan trafik kazası oranını azaltmaya yönelik ilk adımı CHP attı. Genel Sekreter Adnan Keskin imzasıyla yayınlanan genelge, CHP'nin miting ve gezilerinde Genel Başkan'ı izleyen araçların birbirlerini geçmeye çalışmadan, trafik içinde belli bir düzende seyretmelerini sağlamayı amaçlıyor. En önemlisi de konvoy, Genel Başkan'ın aracının hızına değil, Genel Başkan'ın aracı konvoyun hızına uyacak.
       Konvoylarda kanıksanan aşırı hız ve başıbozukluğun önüne geçmeye çalışan genelgenin belli başlı maddelerini, diğer partilerimizin de CHP'yi izlemeleri dileğiyle aktarıyoruz:
       * Karşılama ve konvoy planı, gezilerden bir hafta önce Genel Sekreterlik tarafından düzenlenecek. Konvoy planlaması, etkinliğin başlamasından iki gün önce onaylanmış olacak.
       * Konvoya girecek tüm araçlar etkinliğin olduğu ilden etiket alacak. Etikette örgütün adı, amblemi ve arabanın sıra numarası yazılı olacak.
       * Araçlar numaraya göre sıralanacak. Birbirinin önüne geçip yarışmayacak, etiketsiz araç konvoya giremeyecek. Konvoydaki tüm araçlar trafik kurallarına harfiyen uyacak.
       * Konvoyu örgütçe belirlenmiş bir "konvoybaşı" yönetecek.
       * Genel Başkan'ın özel aracı ve parti otobüsünün hızı, konvoy düzenine uyacak. Bu düzen, konvoy başı ve en öndeki eskort araçları tarafından kurulacak.
       * Konvoy düzenini bozanlar konvoydan çıkartılıp haklarında genel merkezce disiplin işlemi yapılarak cezalandırılacak.
       * Her etkinlikten sonra konvoya ilişkin yazılı bir rapor tutularak Genel Merkez'e ulaştırılacak. Genel Merkez bu raporlar doğrultusunda görülen aksaklıkları gidermek için yeni önlemler alacak.
       Eğer uygulanırsa CHP'nin konvoy genelgesi miting ve toplantıların yoğunlaşacağı seçim döneminde pek çok yaşamın kurtulması anlamına gelebilir. Darısı diğer partilerimizin başına diyelim.

     Türkiye'de kaza riski zaten çok yüksek. Kaçak motorin, buna bir de yanarak ölme riskini ekliyor

       Kayseri'den yazan Nafi Şerbetçioğlu adlı okurumuz, benim de ne zamandır kafamı kurcalayan kolay alev alabilen kalitesiz motorin konusunun altını çiziyor. 40 derece yerine 20 derece sıcaklıkta bile parlayabilen bu kalitesiz motorinler nedeniyle trafik kazalarında yanarak ölenlerin son dönemde hızla arttığına dikkat çeken okurumuz diyor ki:
       "Kırmızı Işık Derneği'nin geçtiğimiz yıl Karapınar'daki otobüs kazasında yanan 49 insanımız için düzenlediği anma toplantısını, bu tür olayları toplum gündeminde tutması bakımından yararlı buluyorum.
       Kanımca, sürekli olarak gündemde tutulmasına ihtiyaççduyduğumuz bir diğer konu da, bu kazada 49 kişinin neden yandığıdır.
       Son yıllarda özellikle otobüs ve kamyon kazalarında yangınlara sıklıkla rastlanmakta. Elbette ki bunun bir nedeni olmalı. Nitekim söz konusu kaza sonrasında gazetelerde izlediğim kadarıyla konunun uzmanları, yangının "kaçak" tabir edilen ve bizim rafinerilerimizde üretilmeyip dışarıdan,ççoğunlukla da gayri nizami taşıma koşullarnda tüketiciye ulaşan motorinden kaynaklandığını belirttiler.
       Okuduğum bir istatistiki bilgiye göre, ülkemiz trafiğinde kaza yapma riski yüzde 30. Yani trafiğe çıkan her 100 kişiden 30'unun kaza yapma olasılığı var. Böyle bir trafik ortamında hiç olmazsa yanarak ölme riskini sıfırlamak elimizdedir. Nasıl? Tabii ki insanlarımızı bilinçlendirerek.
       Eminim ki, yanan otobüsün, hemen tamamı üniversite öğrencisi olan yolcuları, "kaçak" motorinin alevlenmesinin çok kolay olduğunu ve kaza risklerinin de yüzde 30 olduğunu bilseydiler, o otobüse yerli üretim motorin alması için şoföre baskıda bulunurlar, olmazsa araçtan inerlerdi.
       Basit bir bilgi, bilinçli bir hareket ve sonunda 49 hayatın kurtulması..."


       Çocukluğunda geçirdiği trafik kazasının izlerini halen silememiş bir trafik mağduru olan avukat Cengiz Hortoğlu, trafik sorununun çözümü için kafa yoranlardan.
       Bugüne dek trafik kazalarıyla ilgili pek çok davaya bakan ve kazazedeler lehine sonuçlandıran Hortoğlu, Çınar Yayınları'ndan çıkan "Kırmızı Işıkta Son Tango" adlı kitabında, kaza kara noktalarından trafikle ilgili çeşitli istatistiklere; ülkemizde ve dünyadaki trafik suç ve cezalarından, bir kaza anında bireylerin ne şekilde hak arayabileceklerine kadar pek çok konuya yer veriyor.
       Kitap, gerçek yaşam öyküleriyle başlıyor: Trafiğin olmadığı bir sokakta arkadaşlarıyla oynarken bir kamyonun altında kalarak tıpkı bir yıldız gibi aramızdan kayan küçük Yıldız, iş çıkışı yaya geçidinden geçerken ehliyetsiz bir sürücünün kurbanı olan 20 yaşındaki Sevim, yorgun ve dikkatsiz otobüs sürücüsünün yaptığı kaza yüzünden annelerini kaybeden Ezgi ve Evrim, kontrol etmek istediği kamyon üzerine geldiği için tek bacağını kaybeden trafik polisi Mikail Tüzün...
       Trafik kazalarıyla ilgili istatistiklerde yol kusurlarının yok denecek kadar az görünmesine (yüzde 0.14) rağmen, rakamlar dikkatle incelendiğinde sadece trafik işaret ve levhalarının tam olduğu yerlerde bile kazaların daha az olduğuna işaret eden Hortoğlu, 1996 yılına ait karşılaştırılmalı bir tabloyu önümüze koyuyor:
     Kaza sayısı - 1996
       Trafik ışığı yok 294 758
       Trafik ışığı var 48 710
       İşaret levhası yok 263 837
       İşaret levhası var 80 806
       Yol şerit çizgisi yok 216 478
       Yol şerit çizgisi var 128 165
       Banket yok 282 635
       Banket var 61 734
       Avukat Hortoğlu'nun trafikle ilgili çözüm önerileri ise Türk Ceza kanunu değiştirilerek trafik kazaları için çağa uygun yeni maddeler eklenmesinden, ehliyetin üzerine hangi sürücü kursundan alındığı yazılarak kaza sonrasında ehliyeti verenin de sorumlu tutulmasına sorunun değişik boyutlarını kapsıyor.




Yazara E-Posta: M.Tamer@milliyet.com.tr