Yeni ekonomide eski alışkanlıklar

Yeni ekonomide eski alışkanlıklar


Ali Koç: "Milyonlarca doları bilgi teknolojilerine akıtmış, ancak iş modelleri eski ekonomide kaldığı için gölgeyi kovalayan yığınla firma var"


       Son 2 haftada yeni ekonomiyle ilgili ardarda birkaç seminer ve panele katıldım. Birinde yönetici, diğerlerinde izleyici olarak...
       Prof. İbrahim Kavrakoğlu'ndan Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi Prof. Bilsay Kuruç'a, Microsoft'un Türkiye Müdürü iken ABD'deki merkeze transfer olan Süreyya Ciliv'den İSO Başkanı Hüsamettin Kavi'ye, Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı'ndan Koç Holding Yeni İşler Koordinatörü Ali Koç'a, Doğan Medya Grubu Başkan Yardımcısı Ertuğrul Özkök'ten Hazine eski Müsteşarı Mahfi Eğilmez'e, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Namık Kemal Pak'tan Turizm Bakanı Erkan Mumcu ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e yeni ekonomiyle ilgili değişik bakış açılarını dinleyebilme olanağını buldum. Konuşmacılar arasında bilişim sektöründen adlarını burada sıralayamadıklarım da vardı.
       Dünya Yayıncılık bünyesinde yer alan Globus Dergisi'nin İstanbul Sanayi Odası ve TÜBİTAK'la birlikte düzenledikleri tam günlük Yeni Ekonomi Zirvesi, en öğretici ve ufuk açıcı olanıydı. (Globus'un 4 - 5 ay önce İSO ile birlikte düzenlediği Rekabet Zirvesi'nden de aynı izlenimle ayrılmıştım.)
       Tüm toplantıların ardından bende kalan en önemli tortu, Türkiye'de yeni ekonomiye genelde "Madem onda var, bende de olsun" mantığıyla yaklaşıldığı ve bu alana yatırım yapanların eski iş yapma alışkanlıklarını terk edemedikleri için, harcanan paraların çoğunlukla boşa gittiği veya gideceği. 20'yi aşkın kuruluşa bu konularda danışmanlık yapan Prof. Kavrakoğlu'na göre "Bilgisayar çoğumuz nasıl uzun yıllar daktilo niyetine kullandıysak, şirketler de bu alana geçiş için hatırı sayılır miktarlarda yatırım yaptıkları halde eski paradigmaları silkip atamadıkları için yaptıkları yatırımlardan yararlanamıyorlar."
       Prof. Kavrakoğlu tarafından bilgisayarlaşan KOBİ'ler arasında yapılan bir araştırmanın sonuçları da son derecede ilginç. Kavrakoğlu diyor ki: "Bilgisayarı asıl kullanılması gereken ürün geliştirme, marka yönetimi, üretim planlaması, finans, pazarlama ve tedarik yönetiminde kullanan pek yok. Mesela üretim planlamasında otomasyon, üzerinde en fazla durulan konudur, ama ben bugüne dek bunu kullanan firmaya hiç rastlamadım. Doğru kullanıma giren tek alan, yüzdesi büyük olmamakla birlikte tasarım.
       Pekiyi bilgisayarlaşınca ne oldu diyeceksiniz? Etiket ve posta işleri, muhasebe ve stok takibinde kullanıldı en çok. Dolayısıyla şirketlerin muhasebe kadroları azaldı. Kısacası havanda su dövüldü."
       Benim anlayabildiğim kadarıyla şirketler iş modellerini değiştirmeden teknolojiyi yamamaya kalktıkları için, bilgisayarlaşmak için yaptıkları yatırımın şimdilik geri dönüşü yok.
       Koç Holding Bilgi Grubu Başkanı Ali Koç da bilgisayarlaşan şirketlerin büyük çoğunluğunda hala geçerli şu çarpıcı örneği veriyor: "Eski ekonomide daktilo ile yazılan evrak, şimdi lazer yazıcılarla daha şık üretiliyor. Ancak kağıtsız ofis olanağı olduğu halde sırf kültür değişmediği için o evrağı yine odacılar taşıyor!"
     "Devletler de firmalar da, yatırım yaparak çok rahat batabilirler" diyerek can alıcı bir saptama yapan Ali Koç, eski ekonomide edinilmiş iş yapma kültürünün mutlaka değiştirilmesi gereğinin altını çiziyor:
       "Milyonlarca doları bilgi teknolojilerine akıtmış, ama iş modelleri hala eski ekonomide kaldığı için gölgeyi kovalayan yığınla firma var. Artık çok daha karmaşık stratejik planlamaya ihtiyaç duyuluyor. Bilgi teknolojilerinin verdiği imkanları kullanarak, maliyeti şişiren unsurları teker teker elimine etmek zorundayız."

Tüketicinin, yeni ekonomideki gücü

       Yeni ekonomi konulu toplantılarda tüketicinin kulağı da epey çınlatıldı. Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı "Tüketici, tarihte ilk kez bu kadar çok bilgiyi kullanma hakkına sahip oluyor" diye bir saptama yaptıktan sonra, "Bilginin kontrolünün doğrudan tüketicinin eline geçmesinin kurallar, kavramlar ve hukuk açısından bazı sorunlar yaratabileceğine işaret etti.
       Pek çok kişisel bilginin yer aldığı akıllı kartlara dayanan SSK ve MERNİS projelerini hatırlatan Eczacıbaşı, insanların kendilerine ait bilgileri koruma dürtülerinden yola çıkarak, kişisel veri bankalarının piyasaya açılmasının doğurabileceği sakıncalara da dikkat çekti.
       Koç Holding Bilgi Grubu Başkanı Ali Koç'un gözünde ise tüketici, yenilenen ekonomiyle birlikte patron olmuştu. Koç şöyle diyordu: "Biz sanayiciler, yenilenen ekonomide şunu fark ettik. Artık patron biz değiliz. Patronluk, düne kadar müşterilerimiz diye nitelediğimiz tüketicilerin eline geçti artık. Eskiden müşteri, biz sanayicilerin parasını cebinde taşıyan insandı. Yeni ekonomide ise bizlerin patronudur. Onların ihtiyaçlarını karşılamada bize, daha kaliteli mal ve hizmet üretmek, çok daha hızlı davranma zorunluluğu getiriyor."
       İSO Başkanı Hüsamettin Kavi ise internetin hızla yaygınlaşmasıyla tüketiciye yönelik mal ve hizmet yelpazesinin daha da zengileştiğini anımsattıktan sonra yeni ekonominin üreticiyle tüketiciyi birbirine yakınlaştırdığını kanısında: "Bu gelişmeler, rekabet koşullarını daha da ağırlaştırdığı için üreticiyi tüketicinin istekleri doğrultusunda üretmeye yöneltti. Sanayici de bunu başarabilmek için bilgiye daha fazla önem verdi ve bilgiye dayalı üretim yapmaya başladı."



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr