ABD yönetimi ve kısa vadeli çıkarlar

Geçen hafta medyaya yansıyan bir resim oldukça ilginç, düşündürücü ve öğreticiydi. Siyah gözlüklü Amerikalı bir subay, Türkiye tarafından terörist faaliyetleri nedeniyle aranan bir PKK’lı ile birlikte hava bombardımanı sonrası zarar görmüş yerleri denetliyordu. Subayın yanındaki kamuflajlı militan ise ABD’nin terör örgütü listesinde yer alan PKK’nın mensubuydu. Takip eden saatlerde ABD ordu sözcüsü, kameralar karşısına geçti ve “Suriye’deki ortaklarının” saldırıya uğramasından duydukları rahatsızlığı “diğer ortaklarına” duyurdu. Ardından ABD ordusu, Suriye’deki ortaklarıyla zırhlı araçlar eşliğinde Türkiye sınırı boyunca tur atmayı sürdürdü.

Fotoğrafı ve olup bitenleri anlamlandırmak için çabalarken, ortaya çıkan soruların ve sorunların çokluğu oldukça şaşırtıcıydı. Uluslararası İlişkiler Disiplini böylesine karmaşık bir tabloya nasıl bir “teorik” açıklama getirir diye bilgisine güvendiğim akademisyenlere sordum. Pek tatmin edici cevap alabildiğimi söyleyemem. Mealen şunun söylediler: “Bu yeni bir durum, ittifak ilişkilerini açıklayan teorilerle bunu açıklayamıyoruz, çalışıyoruz”.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov da benzer kanaatte. Lavrov, Esquire dergisine verdiği röportajda küresel duruma ilişkin, “modern politikada artık kural bulunmadığını” söyledi ve ekledi. “Uluslararası ilişkiler, Soğuk Savaş dönemindekinden daha zor. Soğuk Savaş döneminde, iki taraf da hadlerini aşmaktan kaçınıyordu. Ancak bugün hiçbir kural yok.”

“Kuralsızlık” sadece rakipler arasında değil, aynı zamanda müttefikler arasında da geçerli. Üstelik günümüz dünyasında ittifak özneleri de çeşitlenmiş görünüyor. Müttefiklik ilişkisi artık devletlerle sınırlı değil. Terör listesinde olanlar bile, “kitabına uydurulup” müttefik olarak seçilebiliyor. Aksi halde ABD’nin PKK ile ilişkilerini açıklayamazdık.

Dahası “müttefiklik” kavramının içeriği de hızla değişiyor. İttifak ilişkisinin, aynı zaman diliminde, üç farklı karakter içermesi bekleniyor. Coğrafi manada mozaik, zaman boyutunda mevsimlik, özellikli konuları içerecek biçimde sektörel.

ABD yönetimi Türkiye ile müttefiklik ilişkisinin coğrafi manada mozaik olmasını bekliyor. Siyah gözlüklü ABD subayı, Suriye Türkiye sınırında “hasım”, Afganistan’da, İncirlik’te, Karadeniz’de dost olmalı.

Rakka alınıncaya kadar PKK/PYD ile müttefik, Türkiye ile “yarım-hasım”, alındıktan sonra “tam-müttefik” olmayı istiyor. Yine, İran’la, DAEŞ’le mücadelede müttefik, FETÖ ve PKK ile ilişkilerde ise farklı bir “şey” olmayı istiyor.

Genel gidişata bakınca, belirsizliğin, kuralsızlığın, hibrit ve sağlıksız ilişkilerin bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor. Umarız ABD yönetimi ilişkilere hâkim olan “kaosa” bir son verir. Kısa vadeli taktik çıkarlar için, kural ve norm ihlalleri başlangıçta cazip gelse de uzun vadede herkes için ciddi sorun olabilir.