Nihat Ali Özcan

Nihat Ali Özcan

naozcan@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Bayram arifesinde yine IŞİD vahşi saldırılarını sürdürdü. İstanbul’dan Bağdat ve Dakka’ya kadar geniş bir yelpazede onlarca masum insanı katletti. Saldırılara önümüzdeki günlerde de devam etmesi muhtemel.
Bu kanaatimizin nedeni, IŞİD üzerinde baskıların artması ve örgütün cevap verme ihtiyacından kaynaklanıyor. Biriktirdiği enerjiyi kontrol ettiği topraklarda kullanamayıp kendisini tehdit altında hissedince, daha şiddetli ve “beka sorunu” çerçevesinde ulaşabildiği yerlerde saldırganlaşıyor.
Bu günlerde herkes ne/neler olabileceğini soruyor. Sorunun cevabı IŞİD’in etkinlik ve eylem alanlarının format ve biçiminin nasıl değişeceğine bağlı.
IŞİD eylem coğrafyasını üç farklı biçimde ele alıyor. İlki, “devlet gibi” davrandığı ve kontrolü altında tuttuğu “IŞİD ülkesi”. İkincisi, söz konusu toprakların doğal uzantısı, çökmüş devletlerin yer aldığı kaotik Irak ve Suriye coğrafyası. Son olarak fiziki ve fikri olarak ulaşabildiği her yer, “diğer savaş alanları”.
Tarihi tecrübeler, IŞİD benzeri sorunun çözümünde onu kuşatan dünyanın, ekosistemin değişiminin hayati olduğunu söylüyor. Bunun için de daha fazla çaba ve “akıllı liderlik” ön plana çıkıyor.
İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ersel Aydınlı bu noktada ABD seçimlerine işaret ediyor. Obama’nın “Bir şeyler yapıyoruz” yaklaşımının seçim sonrası değişmesinin muhtemel olduğunu söylüyor.
Başkanların politik kimliğinden bağımsız, dış politika sorunlarını Çin, Rusya, K. Kore, Ortadoğu, İran ve IŞİD olarak listeliyor. Hillary Cilinton’un başkan olması halinde kısa sürede sonuç alıcı hamleler yapamazsa bile, ABD’nin bölgeye daha fazla müdahil olacağına dikkat çekiyor. Özellikle de Clinton’un Irak müdahalesindeki şahin tutumu dikkate alındığında. Başkanın ülkesinin erozyona uğrayan imajını parlatmak ve içeride “kadın” başkan, dışarıda ise Margaret Thatcher gibi şahin davranmak isteyebileceğini sıralıyor.
Yine, Prof. Aydınlı, IŞİD sorununun belli bir aşamaya geldiğine dikkat çekiyor. Örgütün yorulma emareleri gösterdiğini, aşırılığının İslam coğrafyasında bile tepki toplamaya başladığını ifade ediyor.
Bu çerçevede cevabı aranan en önemli soru, IŞİD’in boşaltacağı “Sünni Arap ülkesinin” geleceğinde kimin söz sahibi olacağı ve bölge dengelerinin nasıl oluşacağı. Belki de gelecekte IŞİD dönüşerek “Sünni Arap ülkesinin” sahibi olacak. Tıpkı geleneksel İngiliz, son dönem ABD ayaklanmayı bastırma doktrininin söylediği gibi: “Dönüştür, kurallara uymasını sağla, sistemle uyumlaştır ve ehlileştir.” Kitap, en etkili ve ucuz yöntemin bu olduğunu söylüyor.
Bayramınızı kutlar, sağlık mutluluk ve terörsüz bir dünya dilerim