100. Yılda Milli Kütüphane

1902 yılında Paris’te basılmış Farsça bir kitap hakkında bilgi almak için Süleymaniye Kütüphanesi’ne gitmiş, aldığım bilgiler doğrultusunda usta kütüphanecinin bilgisine ve alçakgönüllüğüne hayran olmuştum... Yıllar sonra İzmir Milli Kütüphanesi’nde karşımda Kütüphaneci Ahmet Gürlek’i görünce benzer duygulara kapılmıştım. Kütüphanecilik, diğer meslek dallarında olduğu gibi, uzmanlık isteyen bir meslek dalı. Dünya kütüphaneciliğini takip edip olanakları değerlendirmek, kütüphaneleri yaşatıp gelecek kuşaklara bırakmak elbette ki önemli. Özgün mimarisi ve ilginç öyküsüyle, kentin kültür tarihi için çok şey ifade eden, 100 yılı aşan bir süre içerisinde, yaklaşık 700 bin eserle hizmet verip kendi yağı ile kavrulan bir kültür hazinesi İzmir Milli Kütüphanesi’nin başında olma onuru her insana nasip olmaz. İzmirliler, Ahmet Gürlek’e duyduğu sevgi ve güveni, onu şehrin ortasında pırlanta gibi duran Milli Kütüphane’nin başına getirerek taçlandırdı... İyi bir kütüphanenin ve kütüphanecinin farkına ancak kütüphane müdavimleri varabilir. Ahmet Gürlek, kendisini yenileyen, sadece okuyuculara değil, kütüphanesini çeşitli etkinliklerde bilim, kültür ve sanat insanlarına açık tutan bir kütüphaneciydi. Milli Kütüphane üzerine yaptığı araştırmalar, bire bir görüşmeler, arşiv belgeleri ve fotoğraflarla zenginleştirdiği, titiz bir araştırmanın ürünü olan ‘100. Yılda Milli Kütüphane’ kitabı, kentin kültürel zenginliğini ortaya çıkardığı gibi, önemli bir açığı da kapatmış oldu. Kent Kitaplığı tarafından yayımlanan bu kitap, İzmir Milli Kütüphanesi hakkında şimdiye kadar yazılmış en doyurucu bilgiyi içeren kitap olmanın dışında, bize değerli yazarın ne kadar titiz bir araştırmacı olduğunu da göstermiş oldu...

İzmir’de kent kültürüne hizmet etmiş insanların sayısı hiç de az değil. Verdikleri uğraş karşısında çoğu insan, onların bu topraklarda doğup büyüdüğünü, kente olan vefa duygularının buradan geldiğini sanır. Ahmet Gürlek’in özgeçmişini bilmeyenler, onun Develi doğumlu olduğunu, lise eğitimini Develi’de tamamladığını, Anadolu şehirlerinde öğretmenlik yaptığını, dahası bir yazar olduğunu bilmez... Ahmet Gürlek, doğduğu topraklara vefa borcunu ödemeyi de ihmal etmedi, Develi kültürünün unutulan mimari ve folklorik araştırmaya dayalı değerlerini kitaplaştırıp gelecek kuşaklara miras olarak bıraktı. Kendisini mesleğinin hakkını vermiş, başında bulunduğu kitap hazinesini korumuş bir insan olarak tanıdım. Ahmet Gürlek denince aklıma sakinlik, bilgelik, mesleğini seven insan gelir. 2014 yılında aramızdan zamansız ayrılan değerli kütüphanecimize rahmet diliyorum...