İstanbul’dan İzmir’e TCDD Matbaası

Bir zamanlar 20 idari, 126 teknik olmak üzere 146 çalışanı olan İzmir TCDD Matbaası’nda idari personel olarak çalışan ve buradan emekli olan Mehmet Akif Omaç’la konuştum...

“İstanbul’da faal olan Haydarpaşa Demiryol Matbaası’nın makineleri, 1940’lı yıllarda İzmir’e getirilip dönemin modern makineleriyle takviye edilerek faaliyete geçirildi. Matbaada TCDD dışında, Belediye, PTT, Bağkur ve Silahlı Kuvvetler olmak üzere çeşitli kurumların matbu evrakı basılırdı. Arkadaşlık ortamı çok iyiydi, dostluğun zirve yaptığı bir yerdi, mutluluğu ve hüznü birlikte paylaşırdık. Lokalimizde düğün ve nişan törenleri yapılırdı. Küçük bir veleybol sahamız ve yemekhanemiz vardı. Düğünlerimizi de orada yapardık. Saat 07.25’te sigarayı söndür borusu çalar, kartlarımızı basıp işimizin başına giderdik. 07.30’da işbaşı sireni çalardı. Güzel anılarımız oldu. Matbaada o yılların gözde baskı dizgi makineleri aralıksız çalışılır, uzmanlar, ustalar, işçiler ve işçi yardımcıları görev yapardı. İşçi yardımcıları sanatsızdı, zaman içinde onlar da usta-çırak ilişkisi içinde yetişip mesleği öğrenirdi. Ayrıca her ünitenin başında postabaşı ve postabaşı yardımcısı, bunların da başında grup amiri bulunurdu.”

İstanbul’dan İzmir’e TCDD Matbaası



Matbaa çalışanlarında görülen meslek hastalıklarıyla ilgili soruma Mehmet Akif Omaç’ın verdiği yanıt anlamlı ve hüzünlüydü:

“Sırtımda bir kitle oluştu, fizik doktoruna gittim. ‘Sen pis işlerde çalıştın mı?’ diye sordu. ‘Ne demek istiyorsun Doktor Bey?’ dedim. ‘Yanlış anladın, yani kimyasal bir ortamda, kurşun, cıva, antimon olan bir ortamda çalıştın mı?’ dedi, ‘Matbaada çalıştım’ dedim. Doktor, ‘Bunun etkisi olabilir, seni Alsancak Devlet Hastanesi’ne göndereyim’ dedi. Muayene sonrası doktor, sırtımdaki kitlenin mesleki hastalıktan nüksettiğini söyledi... Günümüzde İZBAN’a binip Çiğli’ye gitmemiz bile artık paralı oldu. Bunca emek vermiş demiryolu emektarlarına daha vefalı bir davranış beklerdik... Kanser hastasıyım, trene binmek için 65 yaşıma gelmem mi lazım?”

Evet, değerli okuyucular... Sonraki yıllarda adı TCDD İzmir Basımevi Matbaası olan tarihi mekâna matbaa makinelerini görmek için gittiğimde boş bir mekânla karşılaşmış, sadece hurufat kasalarını görebilmiştim... İzmir TCDD Matbaası’nda artık işe başlama sirenleri çalmıyor. Lokal, yemekhane ve veleybol sahasında koşuşturma yok...

Adını sıklıkla andığım, kamu yöneticisi olmanın dışında kent kültürüyle yakından ilgilenenler tarafından sevilen, sayılan, kurumuna sahip çıkan, özellikle Aslanca Demiryolu Müzesi’ni zenginleştirme çalışmaları yapan, Uşak Tren İstasyonu’nda unutulmuş sıhhiye veya doktor adıyla bilinen vagonunu onarıp ziyarete açan, Demirspor Kulübü arşivini toparlayan, gar binaları restorasyonlarıyla temsil ettiği kurumun tarihine ve hatıralarına sahip çıkan, eski 3. Bölge Müdürü Selim Koçbay, o yıllarda görevinin başında olsaydı, fotoğraflarını gördüğünüz müzelik matbaa makineleri hurdaya gitmeyecekti...

TCDD İstanbul ve İzmir matbaalarından günümüze, sahaflarda satılan koleksiyonerlerin elinde bulunan kitaplar ve çeşitli evrak kaldı.

Matbaa binası, Alsancak’ta anılarıyla yerinde duruyor. Hiç olmazsa hurufat kasalarını koruyup elde kalanlarla demiryolu müzesini zenginleştirelim.
Değerli bilgilerini benimle paylaşan, mesleğini severek yapmış, Ballıkuyu’da tren yolunu gören evinde ne zaman bir tren düdüğü duysa hiç görmemiş gibi dışarıya çıkıp trenin geçişini seyreden, dededen babadan amcadan demiryolcu Mehmet Akif Omaç’a ve onun nezdinde bütün demiryolcu arkadaşlarına sağlıklar, uzun ömürler diliyorum...