Zeytin hasadı mevsiminde Ayvalık

Bin küsur yıllık zeytin ağacını kucaklamak, alın teri dökülerek yapılan zeytin hasadını görmek için Ayvalık’a gittim. Yolda, Gazeteci-Yazar Ahmet Yorulmaz’ın “Ayvalık’ı Gezerken” kitabından okuduğum bilgiler canlandı hafızamda. “Zeytin ağacının ömrü çok uzundur, beş yüz hatta bin yıl yaşar. Bu nedenle botanikte ölümsüz ağaç olarak kabul edilir. Kış ürünü olan zeytinin toplandığı kasım, aralık, ocak ayları Ayvalık’ın en hareketli aylarıdır. Ayvalık Zeytinyağı başka yerlerde üretilene göre daha incedir, daha başka bir nefasettedir.” * 

Zeytin hasadı mevsiminde Ayvalık

16. Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat Festivali kapsamında Küçükköy’ün meydanında yapılan etkinlikleri izlerken dostlarla karşılaştım, köyün tarihsel birikimine tanık olan çeşmelerinden akan suyla serinledim. TEMA Vakfı’nın Çamoba köyünde düzenlediği “İklim değişikliğinin zeytine etkisi” konulu panele konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Murat Türkeş, Yüksek Ziraat Mühendisi Dr. Ayça Akça Uçkun ve Dr. Mücahit Kıvrak hocaların uyarılarına kulak kabarttım. Kuraklık, rekolte düşüklüğü, yanlış arazi kullanımına ilişkin söylenenleri, zeytinin kalitesindeki bozulmanın nedenlerini, toprağın kalitesini artırma önerilerini, köylülerle birlikte dinledim.

Ayvalık’ın bir başka köşesinde yürütücülüğünü Doç. Dr. Serhan Ada’nın yaptığı, Prof. Dr. Abdullah Soykan, Öğr. Gör. Yaşagül Ekinci ve Dr. Berrin Akın’ın katıldığı “Dünya Miras Listesi Yolunda Ayvalık” konulu panele katıldım. Belediye hizmet binası olarak hazırlanan tarihi vergi dairesinde kullanılan tuğlaların geldiği ocak ve Kırlangıç Zeytinyağı Fabrikası’nın kuruluş öyküsü hakkında dinleyicilerin verdiği yerel bilgileri önemsedim... Doğduğu ve yaşadığı toprakları seven, zeytin tarımına destek veren Belediye Başkanı Mesut Ergin’in festival programının tamamına katılması, dışarıdan gelen misafirlerle ilgilenmesi dikkatimden kaçmadı. Başkan Ergin, yaptığı konuşmada zeytinin zeytinyağına muhteşem dönüşümünü özetleyip, “Zeytin ağaçları bu topraklarda hep var oldu, hep var olacak” temennisinde bulundu. Dünyanın en kaliteli ve lezzetli Ayvalık zeytinyağının hak ettiği değeri elde etmesinin önünde çok sayıda engel bulunduğunu, bunların başında tağşiş ve markalaşmanın olduğunu vurgulayıp, yapılacak hukuk mücadelesine belediye olarak katkı vereceklerini söyledi... “Üreticisi, işletmecisi, işadamları, ithalatçı, ihracatçı, medya mensuplarıyla, sanatçılarıyla ve elbette halkın yoğun katılımıyla gerçek bir şenlik yaşıyoruz” diyen Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Mustafa Büyükçıvgın’ın ifade ettiği gibi, dışarıdan gelen konuk olarak festivali başarılı buldum.  Ayvalık Belediyesi’nce restore edilen Cunda Kültür Merkezi’nde Bekir Coşkun Kütüphanesi’nin hizmete açılması, palyaço gösterileri, animasyonlar çocukları mutlu ederken, mahalli orkestraların çaldığı şarkılara kendini kaptırıp dans eden büyükler de festivale renk kattı. Yeni sıkım zeytinyağlarının tadımı, ikram edilen lokma, peynir, keşkek, pilav, helva ile herkes karnını doyurdu, aşçılar sıraya girenleri geri çevirmedi. Gazeteci, çevre yazarı Ahmet Aydın Akansu’nun, “Bereketin, Adaletin ve Barışın Simgesi Zeytin” adlı fotoğraf sergisi, festivalin bir başka çeşnisi oldu.

Gazeteci Yazar Ahmet Yorulmaz’ın, “Ayvalık zeytinyağı başka yerlerde üretilene göre daha incedir” benzetmesine uygun olarak, bir başka inceliği festival görevlilerinde gördüm.

Ayvalık Belediyesi Basın Danışmanı sevgili Işık Teoman’a, gezilere rehberlik eden Berrin Giray, Lale Türkyılmaz’a ve emeği geçen herkese teşekkür ederim. Başkan Mesut Ergin’in dediği gibi, “Ayvalık, Cumhuriyet’in ilk kurulduğu yıllardan beri eline aldığı zeytinyağı bayrağını hâlâ dimdik taşıyor. Zeytin, altından değerlidir.”