Kriz öncesine dönüş hayal

2 Ekim 2009

İstanbul, IMF (Uluslararası Para Fonu) ve Dünya Bankası yıllık toplantıları nedeniyle sıra dışı günler yaşıyor. Bir yandan küresel ekonominin ve finans sisteminin son durumunu ortaya koyan veriler açıklanır ve küresel krizin etkileriyle ilgili çok boyutlu tartışmalar yapılırken diğer yandan IMF ve kapitalizm karşıtı gösteriler medyanın ilgisini üzerine çekiyor.
IMF karşıtı gösterilere de değineceğim ama önce IMF’nin dün açıklanan Dünya Ekonomisinin Görünümü raporuyla önceki gün açıklanan Finansal İstikrar Raporu’ndan çıkan mesajlar üzerinde durmak istiyorum.
Her iki rapordan çıkan ana mesaj bence şu: Dünya ekonomisinde ve finans sisteminde bir çöküş yaşanması önlendi, iyileşme belirtileri güçlendi ama buna bakarak “Kriz aşıldı hayat normale döndü” havasına girmek büyük bir hata olur, aşırı iyimserlik iyileşmeyi durdurabilir. Ayrıca iyileşmenin ve normalleşmenin sürmesi halinde bile, kriz öncesindeki hızlı büyüme koşullarına geri dönülebileceğini kimse hayal etmesin, o dünyaya geri dönülmeyecek.

Değişim kaçınılmaz
Bu ana mesajı destekleyen bulgular ve saptamalar şunlar:
- IMF’ye göre 2009’da % 1.1 küçülmesi beklenen dünya ekonomisi 2010’da % 3.1 büyüyecek ama daralmadan

Yazının Devamı

Küresel değişimin nabzı İstanbul’da atacak

29 Eylül 2009

Geçen hafta ABD’nin Pittsburgh kentinde yapılan G-20 Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde de açıkça belirtildiği gibi, dünya ekonomisinin yapısında önemli değişikliklerin gündeme geldiği ve küresel düzenin yeni mimarisinin belirlenmekte olduğu bir döneme girmiş bulunmaktayız.
G-20 bildirgesindeki ifadeyle, “küresel ekonominin 21. yüzyıldaki gereksinimlerine cevap verebilecek politikaları, kuralları ve reformları belirleme” çalışmaları önümüzdeki döneme damgasını vuracak.
Bu çalışmaların ağırlık merkezi hemen önümüzdeki günlerde İstanbul’a kayacak. Yeni küresel mimaride kilit rol üstlenmesi söz konusu olan Uluslararası Para Fonu(IMF) ile Dünya Bankası yıllık toplantılarının İstanbul’da yapılacak olması nedeniyle, ekonomi ve finans dünyasının seçkinleri İstanbul’da bir araya gelecek.
IMF ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları 6 ve 7 Ekim günlerinde yapılacak ama yarından itibaren dünya ekonomisinin ve küresel finansın nabzı İstanbul’da atacak.

İstanbul’un önemi
IMF ve Dünya Bankası’nın, küresel ekonominin ve finans geleceğiyle ilgili son tahminleri İstanbul’da açıklanacak, düzenlenecek olan açık oturumlarda ve panellerde dünyanın önde gelen ekonomistleri ve finansçıları

Yazının Devamı

‘Bu kriz de geldi, geçti’ masalı

27 Eylül 2009

Küresel krizin önemini kavramayanlar bu krizle Batı’nın tek başına hükmettiği dönemin kapandığını ve G - 8’lerin dünyasından G - 20’lerin dünyasına geçildiğini anlamamış görünüyor.

Bayramın üçüncü günü, iki ayrı gazetede karşıma çıkan iki köşe yazısı beni önce düşündürdü, sonra da bu yazıyı yazmaya zorladı. İki kadim dostum tarafından yazılmış olan bu yazıları, küresel krizin aşıldığını gösteren belirtilerin çoğaldığı ortamda etrafa yayılan “Canım bu kriz de fazla abartıldı, ne oldu yani, dünya batmadı, hayat devam ediyor işte” anlayışını güzel yansıtan iki örnek olarak ele alıp bu anlayışı sorgulamanın neden gerekli olduğunu tartışacağım.
Yazılardan biri eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel’e ait. Gazi, Habertürk gazetesindeki “Düşler ve gerçekler” başlıklı yazısında, geçen yıl yaratılan panik havasında hemen herkesin “Herhalde battık” diye düşündüğünü, oysa o günlerde dile getirilen olumsuz olasılıkların hemen hiçbirinin gerçekleşmediğini belirtiyor. Ona göre “Kapitalizm çöktü” diyenler, “Bu batının çöküşüdür” diyenler, “Küresel ekonominin merkezi değişecek” diyenler, “Çin dünyanın lideri olacak” diyenler, “ABD dolarının rolü azalacak” diyenler, “Kriz gelişen ülkelerin

Yazının Devamı

Küresel ekonomide yeni denge arayışı

25 Eylül 2009

G-20 liderleri 24 saat içinde küresel ekonominin yeni yol haritasını çizmeye çalışacak

ABD’nin yükselen kenti Pittsburgh’da, Başkan Obama’nın ev sahipliğinde dün akşam yenen akşam yemeği ile başlayan üçüncü G - 20 Zirvesi’nde, küresel ekonominin karmaşık sorunları masaya yatırılacak ve çözüm yolları konusunda bir görüş birliği sağlanmaya çalışılacak. Zirvenin bu akşam sona ereceği düşünüldüğünde, G - 20 liderlerinin 24 saati bile bulmayan bir süre içinde yüklü bir gündemi tamamlayıp dünyada ve piyasalarda düş kırıklığı yaratmayacak bir sonuca ulaşmaları gerekiyor. Bunun hiç de kolay bir iş olmadığı ortada.
Bu yoğun gündemde öne çıkan başlıklar şunlar:
- Küresel krizden çıkış sürecinin iyi yönetilmesi ve küresel ekonomideki canlanma belirtilerinin desteklenmesi için benimsenecek politikalar.
- Küresel finans sisteminin yeni krizlere sürüklenme olasılığını azaltmayı amaçlayan önlemler.
- Dünya ekonomisinin yeni krizlere yol açmayacak biçimde büyümesini sağlayacak daha dengeli bir yapıya kavuşturulması için yapılması gerekenler.
- Küresel krizden büyük zarar gören en yoksul ülkelere gerekli desteğin sağlanması için atılması gereken adımlar.

Yazının Devamı

Başbakan neden Pittsburgh’a gidiyor?

22 Eylül 2009

Başbakan Erdoğan, 24-25 Eylül tarihlerinde yapılacak olan üçüncü G -20 Zirvesi’ne katılmak üzere ABD’nin Pittsburgh kentine gidecek. Başlıktaki sorunun basit cevabı bu. Ancak soruyu gündeme getirmemin asıl amacı bu bilgiyi vermek değildi tabii. Bu sorudan çıkan şu soruların önemli olduğunu düşündüğüm için konuyu gündeme getirdim:
n G – 20 Zirvesi’ne neden gerek görüldü?
n Üçüncü zirve neden gene ABD’de yapılıyor?
n Bu zirve neden Pittsburgh kentinde yapılıyor?
G – 20 zirveleri, G – 8 diye anılan ve Batı’nın önde gelen zengin ülkeleriyle Japonya ve Rusya’dan oluşan ülkeler grubunun küresel krize çözüm üretmekte yetersiz kalacağının anlaşılması üzerine gündeme geldi. Küresel sorunların ancak küresel çözümlerle çözümlenebileceği ve başta Çin olmak üzere küresel ekonominin yeni kilit oyuncularının çözüme mutlaka katkıda bulunması gerektiği anlaşılınca G – 20 zirveleri önem kazandı.

Zirve neden ABD’de?

Yazının Devamı

Bayram gününde düşünme fırsatı

20 Eylül 2009

Benim çocukluğumda, dini bayram günlerinin farklı bir önemi vardı. Aile büyüklerinin ve aile kabristanının ziyaret edilmesi, bayram tebriklerinin kabul edilmesi için bayramın belli günlerinde evde bulunulması, ihtiyaç sahiplerine yardım edilmesi gibi âdetlere mutlaka uyulurdu. Bayram günlerinin şehir ya da ülke dışında geçirilmesi ise pek düşünülmezdi.
O günlerden beri Türkiye’de ve dünyada çok şey değişti. Bugün herkes kendi inancına, kültürüne, tercihine göre kutluyor dini bayramları. İletişim araçlarının bıktırıcı bombardımanı ise bayram falan dinlemiyor.
Bu bombardımanla baş etme çabası, insanların sakin kafayla durup düşünme yeteneğini köreltiyor. Binlerce küçük haberle, mesajla, sorunla baş etmeye çalışırken çok daha önemli olan büyük resmi göremez, insanlığın can alıcı sorunlarını hissedemez hale geliyoruz. Bayram günlerinde hiç olmazsa birkaç saatimizi çevremizde, ülkemizde ve dünyamızda olan bitenin anlamını düşünmeye ayırsak nasıl olur acaba?
Hepinize iyi bayramlar efendim.


Ekonomide nursuz ufuklara

Yazının Devamı

En hızlı düşen ve yükselen G-20 borsası İMKB

15 Eylül 2009

ABD’nin önde gelen yatırım bankalarından Lehman Brothers tam bir yıl önce, 15 Eylül 2008’de çökmüş ve Lehman’ın batması küresel boyutta bir paniği tetiklemişti. Lehman’ın batışını izleyen altı ayda, küresel finans sisteminin felce uğraması, dünya ekonomisinde ve uluslararası ticarette benzeri görülmemiş bir daralmaya yol açmış, hisse senedi borsalarındaki senkronize çöküş de bunu izlemişti. Bu ortamda, 1930’lardaki “Büyük Depresyon”u çağrıştıran bir çöküşün yaşanabileceğini ileri sürenler olmuştu.
Şimdi bir yıl sonra gelinen noktada “Büyük Depresyon” tehlikesi büyük ölçüde atlatılmış görünüyor. ABD Başkanı Obama’nın da bugün yapacağı konuşmada, bu sonucun elde edilmesini sağlayan politikaların ve sistemi ayakta tutan yoğun kamu müdahalesinin önemini vurgulaması bekleniyor.

Panik aşılınca
Gerçekten de benzeri görülmemiş boyutlardaki devlet müdahalesi sayesinde küresel finans sistemi ayakta tutulabildi ve küresel ekonomideki hızlı daralmanın durdurulması mümkün olabildi. Bunun sonucunda, panik havasının etkili olduğu dönem bu yılın mart ayı ortalarında aşılmaya başlandı. Panik dönemini izleyen altı ayda yaşanan normalleşmeye dönüş sürecini önceden satın alan hisse senedi

Yazının Devamı

‘Doğa intikamını alır’

13 Eylül 2009

Perşembe akşamı, İstanbul Modern Müzesi’nin girişinde oluşmuş olan hayli uzun kuyrukta, sanatçı Sarkis’in yarattığı “Site”ye doğru adım adım ilerlerken farklı duygu ve düşünceler arasında kaybolmuş gibiyim. Derin bir huzursuzluğun yorgunluğunu taşıyorum üzerimde.
Hafif ağrıyan başımı kaldırıp göğe bakıyorum. Hava açmış gibi. İstanbul’un bazı semtlerini felaket alanına çeviren ve akıl almaz dramlara yol açan seli düşünüyorum ister istemez ve çok farklı konumdaki kişilerin, adeta söz birliği etmişçesine, gün boyu tekrarladığı sözler geliyor aklıma: “Doğa intikamını alır.”

Felaketin sorumlusu
Bu sözler, yaşanan felaketin asıl sorumlusunun doğa değil, doğayı intikam almaya zorlayan insanlar olduğunun bir itirafıydı aslında. Yıllar içinde aldıkları kararlarla, onayladıkları yerleşme projeleriyle selin yol açtığı felakete ortam hazırlayanların ve meteorolojinin tüm uyarılarına karşın can kaybını önlemek için gerekli önlemleri almayanların uykusu kaçtı mı, içleri sızladı mı, bilmiyorum ama “Doğa intikamını alır” sözleri çok daha yaygın bir suçluluk duygusunun itirafı gibiydi. Bu sözü edenlerin çoğu, doğayı intikama zorlayan koşulların oluşmasında kendi payının, kendi ihmalinin de

Yazının Devamı