ABD, bizim yolladığımız maskeleri PKK’ya mı verdi?

Günlerdir sosyal medyada, orada burada konuşulan iddiayı aldım başlığa.

ABD’nin PKK’nın Suriye koluna ciddi bir tıbbi malzeme yardımında bulunduğu bilgisi doğru.

13 Nisan günü Haseke kentine bağlı Şeddadi bölgesinde teslim edildi malzemeler.

Teslim edilen malzemeler arasında ABD’nin çok ihtiyaç duyduğu yüz maskeleri, tek kullanımlık eldivenler, el dezenfektanı, sıvı sabun ve sabunluk gibi malzemeler var.

Bu ilk teslimatı da değil ABD’nin aslında, 27 Mart haftasında da yine teslimat yapılmış PKK’nın Suriye koluna.

ABD, bizim yolladığımız maskeleri PKK’ya mı verdi


ABD gizli kapaklı yapmıyor bu işi hatta DAEŞ’e karşı oluşturulan görev gücünde görev yapan sivil işlerden sorumlu Albay Jennifer Smith, “Ortaklarımıza herhangi bir malzeme veya ekipman teslim ettiğimizde, güvenliği sağlama ve nüfusu güvende tutma yetenekleri güçleniyor” diye açıklamalar yapıyor.

Görev gücünün sosyal medya hesabında malzeme tesliminin haberi veriliyor ama “Güvenlik gerekçesiyle farklı fotoğraf kullanıyoruz” diyorlar.

Bu yardımın kılıfı da hazır, cezaevindeki “DAEŞ mahkûmlarının kaçması ya da isyanına karşı yapılıyor bu yardım” diye açıklıyor ABD gerekçelerini.

Sonuç mu, Türkiye’den giden yardımların ABD tarafından terör örgütüne verildiği iddiası yanlış ama ABD Savunma Bakanlığı, kendi vatandaşının bulmakta güçlük çektiği ürünleri bir şekilde PKK’nın Suriye koluna iletmeye devam ediyor.

Sadece ABD değil Fransa da koronavirüse aldırmadan bölgede halen iş tutmaya çalışıyor.

Barzani yanlısı gruplar ile PKK yanlısı gruplar arasındaki gerginliği sona erdirmek için Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın yolladığı heyet Rojova’da temaslarda bulunup, birlik olmanın önemini anlatıyormuş.

Başka söze gerek yok herhalde...

Maske diplomasisine bak, anla...

Türkiye, ABD, İngiltere, İtalya, İspanya başta olmak üzere birçok ülkeye tıbbi malzeme yardımında bulundu.

İhtiyaç olduğu bilindiği halde malzeme yollanmayan iki ülke var.

Bunlardan biri Fransa, diğeri de Rusya.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, önceki gün yaptığı konuşmada Suriye’de verilen sözlerin tutulmadığı vurgusu da gözden kaçmamalı.

Maske diplomasisi tahmin ettiğimizden çok daha fazla şey söylüyor aslında...

Fatura neden Ayşe’nin önünde?

21 yıllık eşinden boşandıktan 17 gün sonra Ayşe (Özyılmazel) ile evlendi Ali Taran.

ABD, bizim yolladığımız maskeleri PKK’ya mı verdi


Geride kalan kanser hastası eski eşin ne hissettiğini, düğün görüntülerini izlediğinde ne hissedeceğini en iyi onun bilmesi gerekirdi.

Diyelim ki Ali Taran körkütük âşık oldu, gözü geçmişi görmedi, sadece yeninin heyecanını yaşıyordu.

Reklam sektörünün zirvelerinde dolaşmış, kamuoyunu çok iyi tanıyan birinin, hızlı ve gösterişli bir düğünün “yeni” için de sorun olacağını kestirmesi gerekirdi.
Parayla satın alınamayan tek şeyin zaman olduğunu düşünürüz ama tecrübe de parayla satın alınamaz ve o yüzden çok kıymetlidir.

İlişkinin tecrübesiz tarafı ve o gün ilk kez evlenen Ayşe, 9 yıldır kamuoyunun haklı olarak tepkisini çeken o düğünün faturasını tek başına ödüyor.

Konu ne olursa olsun, Ayşe ne söylerse söylesin, fark etmiyor, herkes “Sen o düğünü nasıl yaptın?” diye Ayşe’ye yükleniyor.

Adil değil bu durum, fatura kesilecekse iki tarafa da kesilir hatta daha tecrübeli ve durumu tartışmalara neden olana daha ağır fatura kesilir.

Ayşe arkadaşım olduğu için bunları yazdığımı düşünüp “Bak, tanıdığı diye korumaya çalışıyor” diyeceklere de iki çift lafım olacak.

Ayşe’yi yaklaşık 8 yıldır görmedim, o sürede toplasan 10 telefon konuşmamız yoktur, düğününde de yoktum.

Bu yazı sadece Ayşe için değil, geçmişiyle yargılanan tüm kadınlar için yazıldı.

Geçmişteki “Yuva yıkan kadın dediklerimiz var ama o yuva kurulurken söz veren ve sonra kaçan giden adamlara neden sözünüz yok” yazıları gibi bu yazı da...

Sayın Bakan, dersi kıralım mı?

Pazartesi günü Bakanlar Kurulu toplantısında alınan kararlardan biri de 20 yaşına kadar olanların sokağa çıkma yasağına dairdi.

Bu yaş grubunda olanlar iki grup halinde sokağa çıkabilecekler gelecek hafta.

Anlamakta zorlandığım şey, sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı gün ve saatler, aynı zamanda uzaktan eğitimin devam ettiği saatler.

Üstelik özel okulların çoğu online eğitim yapıyor yani telafisi mümkün olmayan dersler bunlar.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, o gün çocuklar dersleri kırarsa buna anlayış göstereceğinizi düşünmekte haklıyız değil mi?