‘Biz iktidara geldiğimizde...’ desenize Kemal Bey

Doğu Akdeniz’de çok haklı bir dava götürüyor Türkiye.

‘Biz iktidara geldiğimizde...’ desenize Kemal Bey


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Yunanistan’ın tahriklerini anlatıyor parti toplantılarında. Parti toplantısı yetmez,

Avusturya’da koalisyon ortağı, sosyal demokrat tabana dayanan Yeşiller’e,

CHP’nin üye olduğu Sosyalist Enternasyonel’e

Almanya’da Sosyal Demokrat Parti’ye,

Fransa’da her zaman iktidar alternatifi olan sosyalistlere,

Kıbrıs’ta garantör olan İngiltere’nin İşçi Partisi’ne,

Ve Avrupa’da bulabildiği tüm sosyal demokrat ve sosyalist partilere, mektupla, telefonla, mail ya da Whatsapp mesajıyla ulaşsa ve “Biz iktidar olduğumuzda Türkiye’nin bugün Doğu Akdeniz’de uyguladığı politikayı aynen devam ettireceğiz. Meseleyi Tayyip Erdoğan’ın politikası olarak algılarsanız büyük hata yaparsınız” dese ne olur?

Şu olur: Hem Türkiye adına güzel bir iş yapmış olur hem de kamuoyunda Türkiye’yi şikâyet eden parti konumundan, Türkiye’nin kavgasını veren parti
algısına geçer.

Master Chef neden bu kadar seyrediliyor?

Z kuşağından çalışma arkadaşlarım, özellikle de erkekler bayılıyorlar Master Chef izlemeye. Televizyon kadar internetten de izliyorlar, seyrettikleri videoların seslerini duyuyorum.

Sadece bir televizyon programına ilgi olarak bakmak hata olur bu programa.

Son yıllarda çok sayıda okul açıldı, çok sayıda genç bu okullara gitti ve şimdi mutfaklarda çalışıyor.

Peki, neden bu ilgi, damak zevkimiz arttığı için mi?

Hayır, bir genç ne kadar yetenekli olursa olsun, üniversiteyi bitirip, iş bulduğunda üç aşağı beş yukarı ne maaş alacağını, ofis ortamlarının rutin halini biliyor.

Oysa mutfakta fark yaratarak çok para kazanması da mümkün, ünlü, adı gazetelerde geçen bir şef olması da...

Tıpkı futbol gibi düşünmek lazım, eskiden çocuğuna ders çalış diyen aileler şimdi futbol altyapılarında koşturuyorlar ya, bu da öyle bir durum.

Bir kâse aşureden aklıma takılanlar

Aşure çok farklı tatların ortaya yeni bir tat çıkardığı nadir şeylerden biri hayatımızda ve mutfağımızda...


‘Biz iktidara geldiğimizde...’ desenize Kemal Bey

Bir ülke düşünün, çok farklı kimlikler, kültürler, inançlar buluşuyor ve ortaya benzersiz bir uyum ve bir tat çıkıyor,

Ve sosyal medyada taraflar birbirleri için darağaçları kurmuyor.

En demokrat paylaşım aracı aşure.

Kurban Bayramı’nda et, ihtiyacı olana verilir, aşure herkese dağıtılır.

Bir sosyalleşme aracıdır aşure, üstelik herkesin birbirini tanıdığı mahalle kültüründen site kültürüne geçen hayatımızda önemli bir ihtiyaca cevap verir.

Sadece bir an düşünelim, bırakın ayni siteyi, aynı apartmanda oturduğunuz kaç komşunuzu tanıyorsunuz acaba?

First Lady Emine Erdoğan mutfağa girip, pekmezli bir aşure tarifi verdi pazar günü.

Kızı dışarıdakilere alışmasın diye yapmayı öğrendiğim hamburgere bile pekmez koyan bir adamım, ilgimi çekti bu tarif.

Sonra birden aklıma geldi, uzun zamandan beri mutfakta gördüğümüz lider eşi olmamıştı ama konu bu değil, tarifte kaldı aklım.

Şekersiz dondurmanın kilosuna çok para ödüyoruz, mısır şurubu var mı diye karınca duası büyüklüğünde etiketler okuyoruz, pekmez neden gelmedi daha önce aklımıza?

Çocuk obezitesinde Avrupa’da lider ülke haline geldik, pekmez ve kendi mutfak değerlerimizden daha neler çıkar acaba diye düşündüm.

Sonra First Lady Emine Erdoğan’ın Sıfır Atık Projesi’nin yarattığı etkiyi hatırladım.

Keşke bir sonraki adım,  gelecek nesillerin sağlıklı beslenmesini sağlayacak bir adım olsa diye geçti içimden...

Oxford aşısı ABD’ye gidiyor

Oxford Üniversitesi’nin İtalyan firmasıyla başlattığı koronavirüs aşı çalışmaları 3. ve son fazda.

ABD şu an çalışmalar için aşıya kapılarını açma kararı aldı.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi de eyaletlere  aşı dağıtımına hazır olun çağrısı yaptı.

Bu gelişmeyi dikkatle takip etmemiz lazım...